Eskişehirli genç araştırmacı yazar Meryem Ülkü Aygül, Yunus Emre’nin nasihat kitabı olarak bilinen "Risâletü’n Nushiyye" adlı eserini ilk kez kamu yönetimi perspektifiyle ele aldı. Uluslararası kongrelerde sunulan ve kitap bölümlerinde yer alan çalışma, Yunus Emre’nin ideal yönetici, kamu düzeni ve terörle mücadele konusundaki somut önerilerini gün yüzüne çıkarıyor.
Batı Türkçesinin İlk Mesnevisinde Yönetim İzleri
Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi alanında yüksek lisans çalışmalarını sürdüren Meryem Ülkü Aygül, Yunus Emre’nin 1307 yılında kaleme aldığı Risâletü’n Nushiyye’yi stratejik bir metin olarak değerlendirdi. Eserin, Kutadgu Bilig’den sonra Türk edebiyatının üçüncü, Batı Türkçesinin ise ilk mesnevisi olduğunu hatırlatan Aygül, Yunus Emre’nin bu yapıtta sadece bir halk şairi değil, aynı zamanda devlet idaresindeki aksaklıkları dile getiren bir tenkitçi olarak konumlandığını belirtti. Bugüne kadar daha çok dil bilimi, din ve eğitim çerçevesinde incelenen 562 beyitlik bu eser, Aygül’ün çalışmasıyla birlikte ilk defa kamu yönetimi literatürüne dahil edildi.
Aygül, çalışmasının iki ana koldan ilerlediğini; bir yanının "afet yönetimi", diğer yanının ise "Eskişehir tarihi"ne duyduğu vefa borcu olduğunu ifade etti. Risâletü’n Nushiyye’nin kamu yönetimi bağlamında okunduğunda sosyal ve siyasi yapıya dair zengin bulgular sunduğunu dile getiren araştırmacı, eserin sembollerle yüklü dilinin ardında çok güçlü bir yönetim felsefesinin yattığını vurguladı. Yunus Emre’nin yaşadığı dönemin karışıklıklarına şahitlik ederek hazırladığı bu öğütlerin, günümüz modern devlet anlayışına ışık tutacak nitelikte olduğu kaydedildi.
Terörle Mücadele ve Kamu Düzenine Dair Somut Öneriler
Araştırmanın en dikkat çeken yönlerinden biri, Yunus Emre’nin kamu düzeni ve güvenlik konusundaki yaklaşımları oldu. Meryem Ülkü Aygül, eserde günümüz terminolojisiyle "terörle mücadele" olarak adlandırılabilecek süreçlere dair önemli dersler bulunduğunu belirtti. Yunus’un, vatandaşların can ve mal güvenliğinin sağlanması için devletin ihtişamını göstermesi gerektiğini savunduğunu ifade eden Aygül, "başlıya baş eğdirmek" anlayışının bu eserde de karşılık bulduğunu anlattı.
Yunus Emre’nin önerdiği disiplinler arasında suça karşı "sıfır tolerans" ilkesinin yer aldığını belirten Aygül; meşru otoriteye başkaldıranların cezalandırılması, teröre destek verenlerin belirli haklardan yoksun bırakılması ve hatta askeri operasyonlar gibi somut tedbirlerin beyitlerde işaret edildiğini söyledi. Bununla birlikte, adaletin tesisi noktasında "suçu olmayanın elinin bağlanmaması" yönündeki uyarıların, modern hukukun temel prensiplerinden biri olan "sapla samanın ayrılması" ilkesiyle örtüştüğü vurgulandı.






