Kadıköy’de yaşayan yaşlı kadınların deneyimlerini inceleyen tez, yaşlılıkta sağlık ve bakımın ötesinde aidiyet, güvenlik ve sosyal ilişkilerin önemini öne çıkarıyor.
Yaşlılıkta Yeni Paradigma
![]()
Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü’nde hazırlanan “Yaşlı Kadınların Yerinde Yaşlanma Deneyimleri ve Değişen İhtiyaçları: İstanbul Kadıköy Örneği” başlıklı tez, yaşlılığı yalnızca sağlık ve bakım ekseninde değil; ev, mahalle, aidiyet, güvenlik ve bağımsızlık bağlamında ele aldı. Tez danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Yüksel Bekaroğlu Doğan, ruhsal denge, sosyal ilişkiler ve yaşam üzerinde söz sahibi olabilmenin en az fiziksel sağlık kadar önemli olduğunu vurguladı.
Yerinde Yaşlanmanın Önemi
Doğan, “yerinde yaşlanma” kavramının yalnızca konut tercihi olmadığını, kişinin kendi evinde ve sosyal çevresinde yaşamını sürdürebilmesinin bağımsızlık, güvenlik ve psikolojik iyi oluş açısından kritik olduğunu belirtti. Çevreden kopmanın yalnızlık, kaygı ve kırılganlık hissini artırabileceğini ifade etti.
Kadıköy Örneği
![]()
Kadıköy, İstanbul’un en yüksek yaşlı nüfus oranına sahip ilçesi olarak araştırma sahası seçildi. TÜİK verilerine göre ilçede 65 yaş ve üzeri nüfusun oranı yüzde 20,99’a ulaştı. Bu durum, Kadıköy’ü yaşlılık deneyimlerinin sosyal boyutlarını anlamak açısından önemli bir örnek haline getiriyor.
Yaşlı Kadınların Görünmeyen Deneyimleri
Tez, yaşlı kadınların yaşam boyu karşılaştıkları eşitsizliklerin yaşlılık döneminde daha belirgin hale geldiğini ortaya koydu. Ev ve mahalle, kadınlar için yalnızca mekân değil; hafıza, aidiyet ve güvenlik alanı olarak öne çıktı. Tez yazarı Elif Berber Tiryakioğlu, saha çalışmasında kadınların en belirgin talebinin evlerinde ve mahallelerinde kalmak olduğunu aktardı.
Yalnızlık ve Sosyal İzolasyon
Araştırmada en baskın tema yalnızlık oldu. Bu yalnızlık, sadece tek başına olmayı değil; anlaşılmamak, aranıp sorulmamak ve sosyal hayattan çekilmeyi ifade ediyor. Komşuluk bağlarının zayıflaması ve sosyal çevrenin daralması bu süreci hızlandırıyor.
Politika Önerileri
Doğan, yaşlılık politikalarının bakım odaklı olmaktan çıkması gerektiğini belirterek evde destek hizmetleri, mahalle temelli sosyal hizmet uygulamaları ve gündüzlü destek mekanizmalarının geliştirilmesini önerdi. Ayrıca “yaş dostu şehir” yaklaşımının yalnızca yaşlılar için değil, toplumun tüm kesimleri için daha yaşanabilir bir ortam sunduğunu ifade etti.

