Ağır Metaller Ekosistemi ve Besin Zincirini Tehdit Ediyor

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Çevre Sağlığı Programı Başkanı Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan, evlerde biriken elektronik cihazların ve pillerin kontrolsüz bertaraf edilmesinin çevre ile insan sağlığı üzerinde ciddi riskler barındırdığını belirtti. Elektronik atıkların evsel çöplerle birlikte atılmasının, zamanla fiziksel ve kimyasal bozunmaya yol açarak zararlı maddelerin doğaya salınmasına neden olduğunu ifade eden Karan, şu bilgileri paylaştı:

"Özellikle atık pil ve elektronik cihazların yapısında bulunan kurşun, cıva, kadmiyum, nikel ve lityum gibi ağır metaller, çevresel açıdan ciddi tehdit oluşturmaktadır. Bu metaller toprağa, yeraltı sularına ve yüzey sularına karışarak ekosistem dengesini bozabilmektedir. Ağır metallerin en önemli özelliklerinden biri doğada kolay parçalanmamaları ve biyobirikim göstermeleridir. Bu durum, besin chain (zinciri) yoluyla canlı organizmalarda birikmelerine ve biyobüyütme etkisiyle daha yüksek trofik seviyelerde daha yoğun hale gelmelerine yol açmaktadır."

Karan, insan sağlığı açısından bakıldığında kurşunun sinir sistemi üzerinde toksik etki göstererek bilişsel gelişim bozukluklarına ve nörolojik hasarlara zemin hazırladığını aktardı. Cıvanın merkezi sinir sistemi ve böbrek fonksiyonlarını olumsuz etkileyen güçlü bir nörotoksin olduğunu dile getiren Karan; kadmiyumun böbrek hasarı, kemik mineral yoğunluğunda azalma ve kanser riski oluşturduğunu, nikelin ise alerjik reaksiyonlar ile solunum sistemi problemlerine yol açtığını kaydetti. Ayrıca lityum içeren pillerin yanlış depolanması halinde yangın ve patlama riski taşıdığını, e-atıkların kontrolsüz yakılmasının ise dioksin ve furan gibi toksik gazları atmosfere salarak hava kirliliği yarattığını vurguladı.

Cep Telefonları ve Ev Aletleri Geri Kazanılabilir Materyal Barındırıyor

Kullanım ömrünü tamamlamış, işlevini yitirmiş veya ekonomik olarak kullanım dışı kalmış elektrikli ve elektronik ekipmanların e-atık olarak tanımlandığını belirten Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan, cep telefonları, bilgisayarlar, televizyonlar, küçük ev aletleri, kablolar ve bataryaların bu kategoride yer aldığını ifade etti. E-atıkları diğer atıklardan ayıran temel özelliğin, hem ekonomik değeri yüksek geri kazanılabilir materyaller içermesi hem de toksik bileşenler barındırması olduğunu söyleyen Karan, şu ifadeleri kullandı:

"Elektronik atıkların yapısında bakır, altın, gümüş, alüminyum ve nadir toprak elementleri gibi geri kazanılabilir değerli materyaller bulunurken; aynı zamanda kurşun, cıva, kadmiyum ve bromlu alev geciktiriciler gibi zararlı maddeler de yer almaktadır. Bu nedenle e-atıkların etkin yönetimi, yalnızca çevresel koruma açısından değil, aynı zamanda kaynak verimliliği ve ekonomik sürdürülebilirlik açısından da önem taşımaktadır."

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre, Türkiye'de genel geri kazanım oranının 2024 yılında yüzde 36,08 seviyesine ulaştığını ve bu oranın 2035 yılına kadar yüzde 60’a çıkarılmasının hedeflendiğini işaret eden Karan, buna karşın elektronik atıklara özgü toplama oranlarının genel atıkların gerisinde kaldığını belirtti. Yıllık 1 milyon ton e-atığın sadece %6-7'sinin kayıtlı sistemle toplanmasının, toplama altyapısının güçlendirilmesi ve toplumsal farkındalığın artırılması gerekliliğini ortaya koyduğunu ekledi.

Atık Oluşumunu Azaltmak İçin Bireysel Önlemler Alınmalı

Kullanılmış pillerin normal çöplere atılmasının taşıdığı risklere değinen Karan, bu pillerin fiziksel bütünlüğünün bozulmasıyla çevreye sızan ağır metallerin uzun vadeli olumsuz etkiler yarattığını söyledi. Evlerde e-atık ve pil birikimini azaltmak için bireysel tüketim alışkanlıklarının değişmesi gerektiğini belirten Karan, şu önerilerde bulundu:

"Öncelikle, gereksiz elektronik ürün tüketiminin azaltılması ve ihtiyaç odaklı satın alma davranışının benimsenmesi önemlidir. Elektronik cihazların kullanım ömrünün uzatılması, e-atık oluşumunun önlenmesinde temel yaklaşımlardan biridir. Bunun yanında, kullanılabilir durumdaki elektronik cihazların bakım ve onarım yoluyla tekrar kullanıma kazandırılması ya da ikinci el değerlendirilmesi atık miktarını azaltmaktadır. Kullanım ömrünü tamamlamış cihazların ise evsel atıklarla karıştırılmadan belediyelerin, yetkili toplama noktalarının veya lisanslı geri dönüşüm kuruluşlarının sistemlerine teslim edilmesi gerekmektedir. Pil kullanımında ise tek kullanımlık piller yerine şarj edilebilir pillerin tercih edilmesi önemli bir atık azaltım stratejisidir."

Eski telefon ve bilgisayarların lisanslı tesislerde geri dönüştürülme sürecine de değinen Karan; cihazların ilk olarak veri güvenliği için kişisel verilerden temizlendiğini, ardından ayrıştırma tesislerinde plastik, cam, metal ve elektronik devre kartları olarak sınıflandırıldığını anlattı. Devre kartlarındaki altın, bakır, gümüş ve palladyum gibi değerli metallerin özel yöntemlerle geri kazanıldığını, tehlikeli maddelerin ise kontrollü şekilde bertaraf edildiğini belirterek, kayıt dışı uygulamaların toksik riskler doğurabileceğine dikkat çekti.

Dünya genelinde artan teknoloji kullanımıyla birlikte elektronik atık yönetimi küresel bir gündem maddesi haline gelmiştir. Türkiye'de de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülen çalışmalar doğrultusunda geri kazanım hedefleri artırılmakta, e-atıkların çevreye zarar vermeden ekonomiye kazandırılması amacıyla yasal düzenlemeler ve altyapı çalışmaları geliştirilmektedir.

Gelecekte Döngüsel Ekonomi Modeli ve Yapay Zeka Öne Çıkacak

Gelecekte e-atık yönetiminde geleneksel "üret-kullan-at" modeli yerine ürünlerin yaşam döngüsünü uzatmayı hedefleyen döngüsel ekonomi temelli yaklaşımların ön plana çıkacağını belirten Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan, üreticilerin ürünün kullanım ömrü sonrasındaki süreçlerinden de sorumlu tutulduğu Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (EPR) uygulamalarının önem kazanacağını ifade etti. Eko-tasarım yaklaşımı ile ürünlerin sökülebilirlik, tamir edilebilirlik kriterlerine göre tasarlanacağını ve "onarım hakkı" politikalarının yaygınlaşacağını kaydetti. Teknolojik tarafta ise yapay zekâ destekli ayrıştırma teknolojilerinin ve dijital ürün pasaportunun geri kazanım verimliliğini artıracağını söyleyen Karan, temel hedefin ürünleri sistem içinde mümkün olduğunca uzun süre tutarak kaynak verimliliğini artırmak ve çevresel etkileri en aza indirmek olduğunu belirterek sözlerini tamamladı.

Kaynak: Haber merkezi