Türkiye’den Avrupa ülkelerine gönderilen tarım ve gıda ürünlerinde pestisit kalıntısı ve mikotoksin tespitleri gündeme geldi. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder, Avrupa Birliği’nin Gıda ve Yem için Hızlı Alarm Sistemi verilerine göre, 2026 yılının ilk yedi ayında Türkiye menşeli ürünler hakkında 270 bildirim yapıldığını, bunların 197’sinin sınır reddiyle sonuçlandığını belirtti. Güder, gıda güvenliğinin sağlanabilmesi için denetimlerin tarladan sofraya kadar kesintisiz sürdürülmesi gerektiğini ifade etti.

Pestisit Kullanımında Doğru Uygulama Önem Arz Ediyor

Pestisitlerin tarımsal üretimde kullanılan maddeler arasında yer aldığını belirten Güder, bu ürünlerin doğru zamanda, doğru dozda ve uygun yöntemlerle uygulanmasının önemine dikkat çekti. Hasat zamanının da kullanılan pestisitin özelliğine göre belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Güder, kurallara uyulmasının insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri en düşük seviyeye indirebileceğini kaydetti.

Pestisitlerin kullanım amaçlarına göre farklı gruplara ayrıldığını aktaran Güder, mantar kaynaklı hastalıklarla mücadelede fungisitlerin, akarlarla mücadelede akarisitlerin, yabancı otlarla mücadelede ise herbisitlerin kullanıldığını söyledi.

Pestisitlerin kontak etkili ve sistemik etkili olmak üzere iki grupta değerlendirildiğini belirten Güder, kontak etkili olanların bitkinin yaprak ve gövde gibi yüzeylerinde etkili olduğunu, sistemik etkili olanların ise bitki tarafından emilerek diğer dokulara taşınabildiğini anlattı. Bu nedenle kullanılan ürünün özelliğinin bilinmesi ve uygulamanın buna göre yapılması gerektiğini ifade etti.

7 Ayda 197 Ürün Sınırda Reddedildi

Avrupa Birliği’nin Gıda ve Yem için Hızlı Alarm Sistemi verilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Güder, 2026 yılının ilk yedi ayında Türkiye menşeli tarım ve gıda ürünleri hakkında 270 bildirim yapıldığını, bunların 197’sinin sınır reddiyle sonuçlandığını aktardı. Ekim ayına ilişkin verilerin ise henüz tam olarak açıklanmadığını belirtti.

Türkiye’den gönderilen ürünleri en fazla reddeden ülkeler arasında Bulgaristan, Almanya ve Fransa’nın bulunduğunu kaydeden Güder; kuru incir, kuru kayısı, Charleston biber, domates, nar ve Antep fıstığının sınırda sorun yaşanan ürünler arasında öne çıktığını söyledi.

Taze meyve ve sebzelerde daha çok pestisit kalıntılarıyla karşılaşıldığını belirten Güder, Türkiye’den Bulgaristan’a gönderilen Charleston biberlerin, kullanılmaması gereken bir etken madde tespit edilmesi nedeniyle geri çevrildiğini ifade etti. Aynı ürünün dört ay içerisinde üç kez sınırda analiz edilerek reddedildiğini aktaran Güder, bu durumun pestisit denetimlerinin önemini ortaya koyduğunu dile getirdi.

Kuru incir, kuru kayısı ve Antep fıstığı gibi ürünlerde ise aflatoksin ve okratoksin A gibi mikotoksinlerin tespit edilebildiğini belirten Güder, bu maddelerin bazı küfler tarafından üretildiğini söyledi. Özellikle depolama ve nakliye sırasında sıcaklık ile nem koşullarının uygun olmamasının küf oluşumuna yol açabileceğini kaydetti.

"Denetimler Üretimden Nakliyeye Kadar Sürmeli"

Sınırda reddedilen ürünlerin ekonomik kayıpların yanı sıra Türkiye’nin uluslararası ticaretteki itibarını da etkilediğini vurgulayan Güder, üreticilerin emeklerinin boşa gittiğini, nakliye ve üretim maliyetlerinin arttığını belirtti.

Sorunların önüne geçilebilmesi için denetimlerin üretimin ilk aşamasında başlaması gerektiğini ifade eden Güder, üreticilerin ekim ve dikim aşamasından itibaren ziraat mühendislerinden teknik destek almasının önemine dikkat çekti. Bitkinin gelişiminden hasada kadar düzenli kontroller yapılması gerektiğini belirten Güder, kamu kuruluşlarının bu süreçte daha etkin rol üstlenmesi gerektiğini söyledi.

Tarım danışmanlığı sisteminin güçlendirilmesi gerektiğini de dile getiren Güder, üreticilerin her aşamada teknik destek almasının olası sorunların erken tespit edilmesine katkı sağlayacağını kaydetti. Denetimlerin depolama ve nakliye süreçlerinde de devam etmesi gerektiğini vurgulayan Güder, uygun olmayan sıcaklık ve nem koşullarının ürünlerde küf ve mikotoksin oluşumu riskini artırabileceğini belirtti.

"Analiz Sonuçları Şeffaf Paylaşılmalı"

Tarım ve Orman Bakanlığı ile il ve ilçe tarım müdürlüklerinin sahada çalışmalar yürüttüğünü ancak mevcut denetimlerin artırılmasına ihtiyaç olduğunu ifade eden Güder, laboratuvar analizlerinin yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi.

Analiz sonuçlarının vatandaşlarla şeffaf biçimde paylaşılmasının önemine değinen Güder, tüketicilerin hangi ürünlerde ne tür sorunlar tespit edildiğini açıkça bilmesi gerektiğini kaydetti. Güder, gıda güvenliğinin üretimden tüketime kadar uzanan bir zincir olduğunu belirterek denetimlerin artırılması, tarım danışmanlığının güçlendirilmesi ve analiz sonuçlarının düzenli açıklanması çağrısında bulundu.

Kaynak: Haber Merkezi