Eskişehir’i anlatırken tek bir kelime yetmez. Bu şehir ne sadece bir öğrenci kenti, ne sadece bir sanayi şehri, ne de yalnızca bir turizm durağıdır. Eskişehir; kültürüyle, sanatıyla, üretimiyle, gençliğiyle ve her şeyden önemlisi kimliğiyle var olan bir şehirdir. O yüzden Eskişehir’e dair atılan her adımı değerlendirirken, bu çok katmanlı yapıyı göz ardı edemeyiz.

Son günlerde AK Parti cephesinden gelen müjdeler de tam olarak bu noktaya temas ediyor. Özellikle kültür ve sanat başlığında açıklanan gelişme, Eskişehir gibi sanatla iç içe yaşayan bir şehir için son derece kıymetli.

Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin 2026 takvimi kapsamında 16–24 Mayıs tarihleri arasında Eskişehir’de düzenlenecek olması, sıradan bir etkinlik takvimi açıklaması değildir. Dokuz gün sürecek bu festival, Eskişehir’in marka değerine doğrudan etki edecek, şehrin kültürel vitrinini Türkiye’nin ve hatta dünyanın önüne koyacaktır.

Bugün Eskişehir denildiğinde akla gelen ilk şeylerden biri sanattır. Odunpazarı’ndan Porsuk kıyılarına, tiyatro sahnelerinden sergi salonlarına kadar bu şehir zaten yaşayan bir kültür alanıdır. Türkiye Kültür Yolu Festivali gibi büyük ölçekli bir organizasyon ise bu potansiyeli görünür kılmakla kalmaz, aynı zamanda kalıcı bir hafıza da oluşturur.

Dokuz gün… Az gibi görünebilir ama şehir ekonomisi için, esnaf için, turizm sektörü için, hatta şehirdeki sosyal hareketlilik için oldukça uzun ve etkili bir süredir. Oteller dolacak, kafeler dolacak, sokaklar dolacak. Daha da önemlisi Eskişehir, yine “iyi ki Eskişehir” dedirtecek bir atmosferle anılacak.

Bu festival, sadece konserlerden ya da sergilerden ibaret değil. Bu festival, Eskişehir’in hikâyesini yeniden anlatma fırsatıdır. Gençliğiyle, üretkenliğiyle, tarihî dokusuyla ve modern yüzüyle… AK Parti Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Ayşen Gürcan’ın da altını çizdiği gibi, Eskişehir daha önce Türk Dünyası Kültür Başkenti olmuş bir şehir. Yani bu organizasyon, Eskişehir’in yabancısı olduğu bir alan değil; tam tersine güçlü olduğu bir zemin.

İl Başkanı Gürhan Albayrak’ın açıklamalarında vurguladığı “Türkiye’nin kültür başkenti” ifadesi de bu yüzden havada kalan bir söylem değil. Eskişehir, bu iddiayı yıllardır fiilen ortaya koyan bir şehir. Şimdi bunu daha geniş bir sahnede sergileme imkânı bulacak.

Kültür Yolu Festivali’nin Eskişehir ayağı, sadece bugünü değil, yarını da şekillendirecek. Şehre gelen her misafir, Eskişehir’i bir daha anlatacak. Bu, parayla ölçülemeyecek kadar değerli bir tanıtım gücüdür. Markalaşma tam da böyle olur.

Tabii Eskişehir’i sadece sanatla anmak da eksik olur. Çünkü bu şehir aynı zamanda çalışır, üretir ve emek verir. İşte tam bu noktada gelen ikinci müjde, yazının finaline yakışan bir başka önemli başlık.

İŞKUR tarafından onaylanan İşgücü Uyum Programı kapsamında Eskişehir’e tahsis edilen 192 milyon TL’lik kaynak, istihdam açısından ciddi bir nefes alma alanı yaratacaktır. Bin kişinin kamusal alanlarda istihdam edilmesini öngören bu program, hem şehir yaşamına doğrudan katkı sunacak hem de ekonomik anlamda birçok haneye dokunacaktır.

Elbette istihdam konusu başlı başına uzun uzun konuşulması gereken bir mesele. Ancak bugün için şunu net şekilde söylemek gerekir: Eskişehir’e ayrılan bu kaynak, “istihdam da bizim gündemimizde” demenin somut karşılığıdır.

Özetle… Kültürle büyüyen, sanatla nefes alan, üretimle ayakta duran Eskişehir için bu iki müjde de kıymetlidir. Ama özellikle Türkiye Kültür Yolu Festivali, Eskişehir’in ruhuna dokunan, şehrin kimliğiyle örtüşen ve uzun vadede iz bırakacak bir kazanımdır.

Eskişehir, bunu hak ediyor. Ve belli ki 2026 yılı, bu şehir için sadece bir takvim yaprağı değil, güçlü bir hikâyenin yeni sayfası olacak.