Antalya'da düzenlenen nefroloji kongresinde konuşan Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, otozomal dominant polikistik böbrek hastalığında yalnızca fiziksel tedavinin değil, ruhsal ve sosyal desteğin de sürece dahil edilmesi gerektiğini vurguladı. Hastalığın ilerleyişindeki belirsizlik, ağrı, yorgunluk ve genetik aktarım endişelerinin hastaların psikolojik yükünü artırdığı ifade edildi.
Polikistik Böbrek Hastalığında Psikolojik Yük ve Yaşamsal Etkileri
Böbreklerde kist oluşumuyla seyreden kalıtsal otozomal dominant polikistik böbrek hastalığı, hastaların günlük yaşamını ve gelecek planlarını doğrudan etkileyebilmektedir. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, "Kistin Ötesi: Psikolojik Yük ve Ortak Karar Alma" başlıklı sunumunda, böbrek fonksiyonu ölçümlerinin yanında hastanın ruhsal durumunun da takip edilmesi gerektiğine dikkat çekti. Erken dönemlerde dahi yorgunluk, uyku sorunları, ağrı ve gelecek kaygısı yaşanabildiği, bu nedenle muayenelerde hastaların günlük yaşam kalitesinin ve ruh sağlığının değerlendirilerek gerekli yönlendirmelerin yapılması gerektiği belirtildi.
Genetik Danışmanlık ve Ortak Karar Alma Yaklaşımı
Hastalığın genetik aktarım özelliği, bireylerin aile kurma ve çocuk sahibi olma kararlarında genetik suçluluk duygusu yaşamalarına neden olabilmektedir. Aile geçmişinde diyaliz veya böbrek nakli öyküsü bulunmasının da endişeleri artırdığını belirten Prof. Dr. Dilbaz, genetik danışmanlık hizmetlerinin bireylerin kendi koşullarında bilinçli kararlar almasını sağladığını ifade etti. Ayrıca uluslararası KDIGO 2025 kılavuzuna da atıfta bulunarak, hekim ve hastanın riskler ile beklentileri birlikte değerlendirdiği "ortak karar alma" modelinin kişiselleştirilmiş bakım açısından kritik önem taşıdığı aktarıldı.
Çok Disiplinli Destek Ağı ve Dijital Sağlık Araçları
Hastanın yükünü hafifletmek adına nefroloji, psikiyatri, psikoloji, beslenme ve sosyal hizmetlerin iş birliği yaptığı bir bakım modelinin kurulması gerektiği kaydedildi. Aile üyelerinin de hastanın onayıyla bu destek ağına katılması önerilmektedir. Öte yandan belirti günlükleri, ilaç hatırlatıcıları ve uzaktan iletişim gibi dijital sağlık araçlarının hasta ile sağlık ekibi arasındaki bağı güçlendirebileceği, ancak bu süreçte kişisel sağlık verilerinin korunması ve güvenilirliğin ön planda tutulması gerektiği vurgulandı.
Kalıtsal böbrek rahatsızlıklarında geleneksel tedavi yaklaşımları çoğunlukla organ işlevlerinin korunması, kist takibi ve tansiyon kontrolü gibi klinik parametrelere odaklanmaktaydı. Zamanla hastaların yaşadığı kronik yorgunluk, ebeveynlik kaygıları ve belirsizlik hissinin tedaviye uyumu etkilediğinin anlaşılmasıyla, nefroloji ve psikiyatri alanlarının ortak hareket ettiği çok yönlü bakım modelleri gündeme gelmiştir.
Polikistik böbrek hastalığıyla mücadelede başarı, estetik veya tıbbi göstergelerin ötesine geçerek hastanın duygusal ve sosyal gereksinimlerini de kapsayan bütüncül bir yaklaşımla mümkündür. Genetik danışmanlık, multidisipliner uzman desteği ve teknolojik imkanların entegre edildiği hasta odaklı planlamalar, bireylerin yaşam kalitesini artırmada temel unsur olmaya devam etmektedir.





