Türkiye’nin belki de en çok konuşulması gereken ama en az sakin şekilde ele alınan başlıklarından biri genç işsizliği. Herkes sorunu biliyor, rakamları ezbere sayıyor ama çözüm tarafında çoğu zaman ya geç kalınıyor ya da parçalı adımlar atılıyor. İşte tam da bu noktada, 6 Ocak’ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla tanıtımı yapılan GÜÇ Programı, “ilk kez” dedirtecek ölçekte ve bütünlüklü bir yaklaşım sunuyor.
GÜÇ Programı’nı önemli kılan şey sadece rakamların büyüklüğü değil. Elbette 445 milyar lirayı aşan bir kaynaktan, yaklaşık 3 milyon gencin iş gücü piyasasına kazandırılmasından söz ediyoruz. Ancak asıl mesele, gençlerin sorununa yukarıdan değil, sahadan bakılması. Stajdan ilk işe, meslek lisesinden üniversiteye, ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerden yeni mezunlara kadar geniş bir yelpaze aynı çatı altında toplanıyor.
Bugüne kadar staj meselesi gençler için çoğu zaman “tanıdık bulma” sınavıydı. GÜÇ Programı içindeki Staj Destek modeli bu algıyı kırmayı hedefliyor. Lise ve üniversite öğrencileri için staj imkanlarının tek çatı altında toplanması, ücret ve sigorta desteklerinin verilmesi, gençlerin iş hayatına sıfırdan değil, hazırlıklı başlaması anlamına geliyor. 2022’den bu yana bu alana aktarılan 80 milyar lira, meselenin artık tali değil, asli bir devlet politikası haline geldiğini gösteriyor.
Meslek liseleri ve meslek yüksekokulları için kurgulanan “Geleceğim Meslekte” Programı ise uzun yıllardır dile getirilen “okul var, iş yok” eleştirisine doğrudan cevap niteliğinde. Öğrencilerin henüz mezun olmadan işverenle buluşması, bire bir kariyer danışmanlığı alması ve sektörün ihtiyaç duyduğu alanlara yönlendirilmesi, plansızlığın yerini akla bırakması demek. 750 bin gencin bu kapsamda desteklenecek olması, kağıt üzerinde değil, sahada bir dönüşüm hedeflendiğini gösteriyor.
Belki de en dikkat çekici başlıklardan biri NEET İşgücü Uyum Programı. Ne eğitimde ne istihdamda yer alan gençler, çoğu zaman sistemin dışında kalıyor. Bu program, o gençleri yok saymak yerine yeniden kazanmayı amaçlıyor. Esnek çalışma modelleri, uygulamalı görevler ve sosyal desteklerle gençlerin hayata yeniden tutunması hedefleniyor. Bu sadece ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal bir kazanım.
İlk kez iş hayatına atılacak gençlere sağlanan ücret ve sigorta primi desteği de özel sektörle gençler arasındaki görünmez duvarları kaldırıyor. İşveren için maliyet, genç için ise tecrübe engeli ortadan kalkıyor. Üniversite öğrencilerine yönelik İŞKUR Gençlik Programı ise gençlere “okurken çalışmanın” sömürülmeden de mümkün olduğunu gösteren önemli bir örnek.
Özetle GÜÇ Programı, gençliğe “bekle” diyen değil, “gel birlikte yürüyelim” diyen bir yaklaşım sunuyor. Eğer bu programlar sahada aynı kararlılıkla uygulanırsa, bugün atılan bu adımların meyvesini birkaç yıl sonra sadece istatistiklerde değil, hayatın içinde de görürüz. Çünkü gençliğe yapılan yatırım, geleceğe atılan en sağlam imzadır.