Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, eğitim gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin uygulama sürecine ilişkin bilgi veren Tekin, modelin gelecek yıl tüm öğretim kademelerinde hayata geçirileceğini söyledi.
Yeni eğitim öğretim yılının öğrenci ve öğretmenler açısından hayırlı olmasını dileyen Tekin, eğitim sistemindeki dönüşümün uzun vadeli çalışmalar sonucunda gerçekleştirildiğini ifade etti.
Tekin, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından 8 Eylül’de açıklanan PISA 2025 sonuçlarına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin PISA sonuçlarındaki başarısının yalnızca son birkaç yıldaki uygulamalarla açıklanamayacağını belirten Tekin, eğitim sisteminin fiziki kapasitesinden müfredat yapısına, öğretmen sayısından eğitime erişime kadar birçok unsurun birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“Okullarımızda sağlıklı eğitim ortamı oluşturuldu”
Türkiye’de son yıllarda eğitim alanına ayrılan kaynakların artırıldığını belirten Tekin, 2002 yılında yaklaşık 357 bin olan derslik sayısının bugün 760 bine yaklaştığını bildirdi.
Deprem ve diğer doğal afetler nedeniyle yıkılan, ekonomik ömrünü tamamladığı için yenilenen derslikler dikkate alındığında mevcut dersliklerin önemli bölümünün yeniden yapıldığını aktaran Tekin, yaklaşık 500 bin ilave derslik kazandırıldığını ifade etti.
Tekin, derslik sayısındaki artışla öğrencilerin daha uygun fiziki şartlarda eğitim görmesinin amaçlandığını belirterek, 2002 yılında sınıflarda üç-dört öğrencinin aynı sırada oturabildiği dönemlerden bugün daha elverişli eğitim ortamlarına gelindiğini kaydetti.
Eğitime erişimin de önemli ölçüde arttığını söyleyen Tekin, taşımalı eğitim ve pansiyon imkanlarının genişletildiğini dile getirdi. Ortaöğretime devam oranının 2002’de yüzde 50’ler seviyesindeyken bugün yüzde 90’ın üzerine çıktığını belirten Tekin, okul öncesi eğitimde de erişim oranının yüzde 11’den yüzde 80’in üzerine yükseldiğini aktardı.
Öğretmen sayısında da ciddi artış yaşandığını belirten Tekin, 2002’de yaklaşık 540 bin olan öğretmen sayısının bugün 1 milyon 260 bine ulaştığını, mevcut öğretmenlerin yaklaşık yüzde 80’inin AK Parti iktidarları döneminde göreve başladığını ifade etti.

Müfredat yaklaşık yüzde 30 hafifletildi
Türkiye’nin eğitim sisteminde geçmişte bilgi yoğun bir müfredat uygulandığını belirten Tekin, eğitime erişimin sınırlı olduğu dönemlerde öğrencilerin mümkün olduğunca fazla bilgiyi okulda öğrenmesinin hedeflendiğini söyledi.
Müfredatın zaman içerisinde ihtiyaçların da eklenmesiyle yoğunlaştığını ifade eden Tekin, bunun öğretmenlerin ders programlarını yetiştirme konusunda zorlanmasına ve öğrencilerin bilgileri yeterince içselleştirememesine yol açtığını belirtti.
Tekin, bu nedenle 2013’ten itibaren müfredatın kademeli olarak sadeleştirilmeye başlandığını kaydetti.
Bilgiye erişimin günümüzde çok daha kolay hale geldiğine işaret eden Tekin, eğitim sisteminde asıl hedefin öğrencinin ulaştığı bilgiyi günlük ve toplumsal yaşamda kullanabilmesini sağlamak olduğunu dile getirdi.
Bu çalışmaların sonucunda 2024 yılında Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin uygulamaya alındığını hatırlatan Tekin, modelde beceri odaklı eğitimin öne çıkarıldığını söyledi.
Tekin, müfredatın yaklaşık yüzde 30 oranında hafifletildiğini belirterek, “Bu haliyle müfredatımız hala biraz yoğun.” değerlendirmesinde bulundu.
Müfredatın daha da azaltılmasının öğretmenlerin norm kadro durumlarını da etkileyebileceğini belirten Tekin, öğretim programlarının belirli ölçütler doğrultusunda revize edilmeye devam edeceğini bildirdi.

“Gelecek yıl bütün öğretim kademelerinde geçmiş olacağız”
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin mevcut uygulama kapsamına ilişkin bilgi veren Tekin, modelin okul öncesi, ilkokul 1, 2 ve 3’üncü sınıflarda, ortaokul 5, 6 ve 7’nci sınıflarda, liselerde ise hazırlık, 9, 10 ve 11’inci sınıflarda uygulandığını belirtti.
Modelin uygulama alanının gelecek eğitim öğretim yılında genişletileceğini açıklayan Tekin, “Önümüzdeki yıl, bütün öğretim kademelerinde Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'ne geçmiş olacağız.” dedi.
Bu süreçte öğretmenlerin eğitimine de ağırlık verdiklerini ifade eden Tekin, öğretmen eğitimlerinin Milli Eğitim Akademisi üzerinden sürdürüldüğünü, ders kitaplarının güncellenmesine ilişkin çalışmaların da devam ettiğini kaydetti.
Tekin, Maarif Modeli’nin yalnızca akademik bilgi aktarımına dayanmadığını, öğrencilerin bilgiyi beceriye dönüştürmesini hedeflediğini belirtti. Model kapsamında milli ve manevi değerlerin de müfredata dahil edildiğini söyleyen Tekin, öğrencilerin yerel ve milli değerlerle bağının güçlendirilmesini amaçladıklarını ifade etti.
Okullarda telefon kullanımına ilişkin yeni düzenleme
PISA sonuçlarının değerlendirilmesi sırasında dijitalleşme ve cep telefonu kullanımının eğitim üzerindeki etkisine de değinen Tekin, Türkiye’nin okullarda cep telefonu kullanımını sınırlandıran ülkeler arasında yer aldığını belirtti.
Öğrencilerin ders sırasında sosyal medya ve cep telefonu nedeniyle dikkatlerinin dağılabildiğini ifade eden Tekin, bu durumun eğitim sürecini olumsuz etkileyebildiğini söyledi.
Bu yıl öğretmenlere yönelik de derste cep telefonu kullanmamaları konusunda uyarıda bulunulduğunu aktaran Tekin, konunun yalnızca Türkiye’nin değil, birçok ülkenin ortak problemi olduğunu dile getirdi.
Tekin, sosyal medya platformlarının da bu konuda sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirterek, Siber Güvenlik Başkanlığı ile birlikte ebeveynlerin onayı doğrultusunda çocukları korumaya yönelik bir yazılım geliştirilmesi üzerinde çalıştıklarını açıkladı.
Öğretmen kıyafetleri ve beyaz önlük uygulaması
Öğretmenlerin kıyafetlerine ilişkin uygulamaya da değinen Tekin, kararların sahadan gelen talepler ve değerlendirmeler doğrultusunda kademeli şekilde hayata geçirildiğini söyledi.
Öğretmenlerin kamu görevlisi olduğunu ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında mevcut kılık kıyafet mevzuatına tabi bulunduğunu hatırlatan Tekin, uygulamanın öğretmenlerin saygınlığını ve mesleki itibarını korumayı amaçladığını belirtti.
2023 yılında öğretmenlere beyaz önlük giyilmesinin tavsiye edildiğini hatırlatan Tekin, bu yıl ise yürürlükteki mevzuata uygun kıyafet kullanımının hatırlatıldığını ifade etti.
Sendikaların uygulamaya yönelik eleştirilerine de değinen Tekin, Türkiye’nin hukuk devleti olduğunu belirterek, sendika ve sivil toplum kuruluşlarının mevzuatın uygulanmasını takip edebileceğini ancak kamu otoritesi yerine geçemeyeceğini savundu.
Tekin, “Kimse kanun koyucunun yerine kendisini koyamaz.” ifadesini kullandı.
PISA başarısına ilişkin değerlendirme
Türkiye’nin PISA sonuçlarındaki yükselişine ilişkin de değerlendirmede bulunan Tekin, başarıda dört temel unsurun etkili olduğunu belirtti. Bunları fiziki kapasitenin geliştirilmesi, öğretmen kaynağının artırılması, müfredatın yenilenmesi ve dershanelerin oluşturduğu yapının dönüştürülmesi olarak sıraladı.
2014 yılında Destekleme ve Yetiştirme Kurslarının başlatıldığını hatırlatan Tekin, öğrencilerin dershanelerden alabileceği desteğin ücretsiz şekilde okullarda sunulmaya başlandığını söyledi.
PISA sınavlarında öğrencilerin ve okulların OECD tarafından belirlenen örneklem üzerinden seçildiğini belirten Tekin, Milli Eğitim Bakanlığının yalnızca sınavların sağlıklı şekilde uygulanması için gerekli tedbirleri aldığını ifade etti.
Tekin, PISA sınavının öğrencilerin karne notuna etki etmediğini, bu nedenle öğrencilerin sınav sürecine motive edilmesi için okul bazında çalışmalar yapıldığını kaydetti.
Adrese dayalı kayıt sistemi
Okul kayıt sistemine ilişkin de bilgi veren Tekin, öğrencilerin sınıf, şube ve öğretmen tercihleri üzerinden yaşanan sorunların önüne geçmek amacıyla elektronik sistemin devreye alındığını belirtti.
Adrese dayalı kayıt sisteminde bazı açıkların kapatıldığını ifade eden Tekin, “Herkes kendi adres bölgesindeki okula kayıt yaptıracak, onun dışındaki yerlere kayıt imkanını sınırlandırdık.” dedi.
Kayıt ücreti tartışmalarının da bu düzenlemeyle büyük ölçüde azaldığını belirten Tekin, velilerin çocuklarını adresleri dışında farklı okullara kaydettirmek istemesinin geçmişte çeşitli sorunlara yol açtığını söyledi.
Tekin, sporcu lisansı gibi farklı yollar kullanılarak okul kaydı yapılmasının önüne geçilmesi için de yeni düzenlemeler üzerinde çalıştıklarını açıkladı.
Ebeveyn Okulu zorunlu hale getirildi
Eğitim sürecinde velilerin rolüne de değinen Tekin, ebeveynlerin çocukların akademik başarısında önemli bir etkiye sahip olduğunu belirtti.
2023 yılında başlatılan Ebeveyn Okulu programının başlangıçta isteğe bağlı olduğunu hatırlatan Tekin, katılımın düşük kalması üzerine uygulamanın zorunlu hale getirildiğini söyledi.
Buna göre okul öncesi, ilkokul birinci sınıf ve ortaokul beşinci sınıfa başlayan öğrencilerin velileri programa dahil edilecek.
Uyum haftasında haftalık 9 saatlik program oluşturulduğunu belirten Tekin, bu uygulamayla velilerin çocuklarının eğitim sürecine nasıl katkı sağlayabilecekleri konusunda bilinçlendirilmesinin amaçlandığını ifade etti.
Tekin, bu yıl okul öncesi, ilkokul ve ortaokul beşinci sınıf düzeyinde uyum haftasına katılımın yüzde 90 seviyesinde gerçekleştiğini açıkladı.
Okul Randevu Sistemi zorunlu hale getirildi
Velilerin öğretmenlerle görüşme süreçlerinin daha düzenli yürütülmesi amacıyla 2023 yılında pilot olarak başlatılan Okul Randevu Sistemi’nin bu yıl zorunlu hale getirildiğini belirten Tekin, uygulamanın rutin görüşmeler için kullanılacağını söyledi.
Acil durumlarda velilerin okul yönetimiyle doğrudan iletişim kurabileceğini ifade eden Tekin, sistemin öğretmen ve veli arasındaki iletişimin daha sağlıklı yürütülmesini amaçladığını kaydetti.
Ara tatillerin kaldırılıp kaldırılmayacağı yönündeki tartışmalara da değinen Tekin, öğrencilerin yılda 180 iş günü eğitim görmesini ve öğretmenlerin yasal izin sürelerini korumak zorunda olduklarını belirtti.
Bayram tatilleri ile eğitim takviminin çakışması nedeniyle takvimde düzenlemeler yapılabildiğini ifade eden Tekin, ara tatillerin kaldırılmadığını, eğitim süresi ve öğretmenlerin tatil hakları korunarak takvim içerisine yerleştirildiğini söyledi.
Zorunlu eğitimin kısaltılması gündemde değil
Zorunlu eğitim süresinin kısaltılmasına ilişkin tartışmaları da değerlendiren Tekin, kısa vadede böyle bir düzenlemenin gündemlerinde olmadığını açıkladı.
Dünyada eğitim süresinin ve çocukların okula başlama yaşının tartışıldığını belirten Tekin, Türkiye’nin de uluslararası gelişmeleri takip etmesi gerektiğini ancak kendi toplumsal yapısının dikkate alınmasının önem taşıdığını söyledi.
Tekin, “Şu anda da biz bu konudaki tartışmaları izliyoruz. Ama şu an için gündemimizde kısa vadede bu yok.” ifadelerini kullandı.
Milli Eğitim Akademisi ilk mezunlarını şubatta verecek
Milli Eğitim Akademisi hakkında da bilgi veren Tekin, öğretmen adaylarının uygulamalı eğitim süreçlerinin güçlendirilmesinin hedeflendiğini belirtti.
Öğretmen adaylarının yükseköğretim kurumlarında teorik eğitim aldığını, mesleki uygulama deneyimlerinin ise Milli Eğitim Akademisi ve Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda artırılacağını ifade eden Tekin, adayların deneyimli öğretmenlerin rehberliğinde yetiştirileceğini söyledi.
Tekin, Milli Eğitim Akademisinin ilk mezunlarını gelecek yıl şubat ayı civarında vermesinin planlandığını ve başarılı öğretmen adaylarının Milli Eğitim Bakanlığı bünyesine katılacağını bildirdi.
Yeni dönemde akademiye alınacak öğretmen sayısının ise Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığıyla yürütülen çalışmaların ardından netleşeceğini belirtti.
Özel okul ücretleri takip ediliyor
Özel okul ücretlerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Tekin, Bakanlığın özel okulların eğitim ücretleri ile velilerden talep edilen diğer bedelleri takip ettiğini belirtti.
Bazı özel okullarda okul öncesi eğitim ücretlerinin 1,5 milyon liranın üzerine çıkabildiğini aktaran Tekin, ancak bu örneklerden hareketle tüm özel okulların aynı ücretleri talep ettiği yönünde genelleme yapılmaması gerektiğini söyledi.
Özel okullarda ücret artışlarına yönelik düzenlemelerin bulunduğunu belirten Tekin, bu yıl yaklaşık yüzde 35 seviyesinde artış yapılabildiğini ifade etti.
Kıyafet, yemek, yardımcı kitap ve kırtasiye ücretlerine yönelik şikayetlerin de Bakanlığa ulaştığını belirten Tekin, 23 Eylül’de özel okul temsilcileriyle yapılacak toplantıda konunun gündeme getirileceğini söyledi.
Tekin, özel okulların Bakanlık tarafından ücretsiz dağıtılan ders kitaplarını okutmak zorunda olduğunu, ilave kitap ve kırtasiye ücretlerinin velilere fahiş bir yük oluşturmaması gerektiğini belirtti.
Okullardaki temizlik ve personel ihtiyacı
Okullardaki temizlik ve güvenlik personeline ilişkin de açıklamalarda bulunan Tekin, Türkiye genelinde yaklaşık 65 bin resmi okul bulunduğunu söyledi.
Geçen yıl yaklaşık 80 bin Toplum Yararına Program (TYP) çalışanı ile 20 bine yakın İşgücü Uyum Programı (İUP) çalışanının okullarda görev yaptığını belirten Tekin, toplam personel sayısının yaklaşık 150 bine ulaştığını aktardı.
TYP uygulamasının mevzuat gereği uzun süreli sürdürülebilir bir model olmadığını belirten Tekin, bu nedenle daha kalıcı bir çözüm üzerinde çalıştıklarını söyledi.
2027 bütçesi hazırlıkları kapsamında Cumhurbaşkanı Yardımcısı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığıyla alternatiflerin değerlendirildiğini belirten Tekin, yeni sistemin bütçe kanununun ardından hayata geçirilmesinin planlandığını bildirdi.
“Oyun Politika Belgesi” hazırlanıyor
Tekin, “Maarifin Kalbinde Oyun” teması kapsamında geleneksel çocuk oyunlarının eğitim sürecinde daha etkin kullanılacağını da açıkladı.
Okullarda geleneksel oyunların öğretilmesi amacıyla daha önce 100 geleneksel çocuk oyununun belirlendiğini hatırlatan Tekin, öğretmenlerin bu oyunların uygulanmasına yönelik eğitildiğini söyledi.
Bu yıl “Oyun Politika Belgesi” adıyla yeni bir çalışma hazırlandığını belirten Tekin, belgenin önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşılacağını bildirdi.
Tekin, oyunların çocukların bedensel ve zihinsel gelişimlerinin yanı sıra milli ve yerel kültürün aktarılmasında da kullanılacağını ifade etti.
Ayrıca Türk dünyası ve Türkiye’nin “gönül coğrafyası” olarak tanımladığı bölgelerle ilgili öğrenciler için iki ayrı kitap hazırlandığını belirten Tekin, kitapların ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerine dağıtılacağını söyledi.
Kitaplarda öğrencilerin ziyaret edebileceği bölgeler, kültürel ve tarihi noktalar ile bunların müfredattaki karşılıklarının yer alacağını belirten Tekin, QR kodlarla öğrencilerin bulundukları lokasyon hakkında bilgiye ulaşabileceklerini kaydetti.
Tekin, konuşmasının sonunda öğretmenlerin özverili çalışmalarına teşekkür ederek eğitim mesleğinin toplum açısından büyük sorumluluk taşıdığını ifade etti.




