Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Washington'da düzenlenen IMF ve Dünya Bankası toplantılarında küresel ticaretin geleceğine dair önemli açıklamalarda bulundu. Şimşek, Türkiye'nin jeopolitik riskleri yönetmek için yeni ticaret koridorlarına yatırım yaptığını ve Avrupa Birliği ile ekonomik entegrasyonun derinleşmesinin hayati önem taşıdığını ifade etti.

Jeopolitik Risk Yönetimi ve Enerji Arz Güvenliği
Bakan Mehmet Şimşek, Washington’da katıldığı "Parçalanan Bir Dünyada Ekonomik Entegrasyonun Geleceği" başlıklı panelde, küresel ekonomideki eski modellerin artık geçerliliğini yitirdiğini belirtti. İstikrarlı jeopolitik dönemin sona erdiğine dikkat çeken Şimşek, risklerin krize dönüşmeden önce tasarlanması gerektiğini savundu. Türkiye'nin bu süreçte enerji arz güvenliğini önceliklendirdiğini ifade eden Bakan, Hürmüz Boğazı'na olan bağımlılığın düşük olduğunu, LNG ve Anadolu üzerinden geçen boru hattı koridorları ile kaynak çeşitliliğinin sağlandığını dile getirdi.
Yeni Ticaret Koridorları ve Altyapı Yatırımları
Küresel ticaret yollarının çeşitlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Şimşek, Orta Koridor’un verimlilik açısından en güçlü alternatiflerden biri olduğunu söyledi. Türkiye’nin son çeyrek asırda yaklaşık 400 milyar dolarlık fiziksel altyapı yatırımı gerçekleştirdiğini belirten Şimşek, Dünya Bankası ile imzalanan 8,1 milyar dolarlık anlaşmanın büyük kısmının uluslararası finans kuruluşlarından geldiğini kaydetti. Bu yatırımlarla Asya’yı Avrupa’ya demiryolu ile bağlamayı hedeflediklerini, aynı zamanda Basra Körfezi’ni Türkiye altyapısına eklemlemek için Irak ile görüşmelerin sürdüğünü açıkladı.

Avrupa Birliği ile Ekonomik Entegrasyon Hedefi
Türkiye’nin Avrupa Birliği ile olan ilişkilerini "doğal yaşam alanı" olarak tanımlayan Şimşek, ihracatın yarısına yakınının bu bölgeye yapıldığını hatırlattı. Gümrük Birliği anlaşmasının hizmetler, tarım ve kamu alımlarını kapsayacak şekilde genişletilmesinin önemine değinen Bakan, Avrupa'daki iç siyasi engellerin aşılması durumunda 230 milyar dolarlık mevcut ticaret hacminin 10-20 yıllık süreçte kolayca iki katına çıkabileceğini öngördüklerini belirtti. Bölgesel entegrasyonun küresel parçalanmaya karşı en güçlü panzehir olduğunu sözlerine ekledi.
Dijital Dönüşüm ve Sosyal Politikalar
Ekonomik reformların zorluğunu kabul eden ancak kararlılıkla devam edilmesi gerektiğini savunan Şimşek, krizlerin fırsata çevrilmesi gerektiğini vurguladı. Yeşil dönüşüm, nükleer enerji ve yenilenebilir kaynakların yanı sıra yapay zekanın iş gücü üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Yapay zekanın iş gücünün yüzde 40'ını etkileyebileceği öngörüsüne katılan Şimşek, toplumsal uyumu korumak adına en alt gelir grubuna yönelik evrensel temel gelir modellerinin değerlendirilebileceğini ve hedefli politikaların adil bir dönüşüm için şart olduğunu ifade etti.





