Günümüzde pek çok kişi yalnızlığını paylaşmak, ilişki sorunlarını değerlendirmek ve duygusal rahatlama sağlamak amacıyla yapay zekâ uygulamalarına başvuruyor. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi’nden Uzm. Kln. Psikolog Nadide Demiral, yapay zekâ ile yapılan yazışmaların kısa süreli bir rahatlama sunabileceğini ve düşünceleri organize etmeye yardımcı olabileceğini; ancak gerçek bir psikoterapinin ve insani ilişkinin yerini alamayacağını ifade ediyor.

Yapay zekâ destekli sohbet araçlarının kolay erişilebilir olması, kişilerin yargılanma endişesi taşımadan hislerini ifade etmelerine zemin hazırlıyor. Duyguları metne dönüştürmenin ve olayları farklı pencerelerden ele almanın bireysel farkındalığı artırdığını belirten Uzm. Kln. Psikolog Nadide Demiral, bu yöntemin zihinsel süreçleri düzenlemede geçici bir destek sunduğunu paylaştı.

Yayımlanan güncel bilimsel çalışmalara değinen Demiral, yapay zekâ kullanan bireylerde yalnızlık hissiyatının azaldığı, stres seviyelerinin düştüğü ve duygu kontrolünde geçici bir iyileşme kaydedildiğini dile getirdi. Buna karşın mevcut veriler, elde edilen bu olumlu etkilerin kalıcı bir ruhsal iyilik hali oluşturmadığını ortaya koyuyor.

Araştırma Alanında Yeni Kapılar Açıyor

Yapay zekanın ruh sağlığı disiplinindeki rolünün yalnızca bireysel destekle sınırlı kalmadığına dikkat çekildi. Büyük dil modellerinin korku, kaygı ve üzüntü gibi karmaşık düşünce kalıplarını simüle edebilmesinin, psikoloji araştırmalarında yeni imkanlar doğurduğu aktarıldı. İnsan üzerinde yürütülmesi etik açıdan uygun bulunmayan deneylerin yapay sistemlerle modellenmesi, psikopatolojik mekanizmaların kavranmasına katkı sağlıyor.

Yapay zekanın duyguları modelleyebilmesinin, o hisleri bizzat yaşadığı anlamına gelmediğini hatırlatan Demiral; insan psikolojisindeki kaygı ve üzüntünün geçmiş deneyimler, bedensel tepkiler, sosyal ilişkiler ve olaylara yüklenen anlamlarla bir bütün olarak şekillendiğini açıkladı.

Psikoterapinin Yerini Alması Mümkün Değil

Yapay zekanın uzman bir terapistin yerini alamayacağının altını çizen Uzm. Kln. Psikolog Nadide Demiral, profesyonel desteğin sınırlarını ve farkını şu başlıklarla özetledi:

  • Psikoterapi süreci sadece tavsiye veya bilgi paylaşımından ibaret değildir,

  • Terapötik bağın temel dayanakları güven, empati, anlaşılma duygusu ve koşulsuz kabul ilkeleridir,

  • Yapay zekâ empati benzeri metinler üretebilse de gerçek duygusal deneyimlerden yoksundur,

  • Beden dili, ses tonu değişimi ve sözel olmayan kritik iletişim unsurları yapay sistemlerce analiz edilemez,

  • Yapay zekânın ruh sağlığındaki en doğru konumu, uzman tedavisinin yerini almak değil; süreci tamamlayıcı bir unsur olarak değerlendirilmektir.

Dijital teknolojilerin ve yapay zekâ algoritmalarının günlük hayata hızla entegre olması, bireylerin yalnızlık ve kaygı gibi psikolojik ihtiyaçlarına dijital çözümler aramasına yol açmıştır. Son dönemde popülerleşen sohbet botları, ruh sağlığı uzmanları ve araştırmacılar tarafından etki sınırları ve sınırlandırılması gereken yönleriyle yakından takip edilmektedir.

Yapay zekâ uygulamaları, kişilerin iç dünyalarını yazıya dökerek rahatlamalarında veya düşüncelerini sıralamalarında pratik bir yardımcı olarak öne çıkmaktadır. Ancak psikoterapinin sunduğu insani bağ, derin duygusal etkileşim ve uzman değerlendirmesi göz önüne alındığında, yapay zekânın profesyonel ruh sağlığı hizmetlerinin alternatifi olamayacağı, yalnızca destekleyici bir araç olarak kullanılabileceği görülmektedir.

Kaynak: Haber merkezi