TBMM Başkanı Kurtulmuş, Meclis Tören Salonu'nda AA Editör Masası'nda gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

"Terörsüz Türkiye" Projesi ile Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun çerçevesine ilişkin soruya Kurtulmuş, "Bu komisyon kurulduktan sonra ilk sefer basınla böylesine önemli bir toplantıyı gerçekleştiriyoruz. Bundan dolayı Anadolu Ajansına çok teşekkür ederim." dedi.

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun, Türkiye'nin yakaladığı tarihi fırsatı milletin beklentileri doğrultusunda sonuçlandırmak için sürece siyasi bir göz ve milletin temsilcileri olarak vaziyet etmek üzere kurulduğunu anımsatan Kurtulmuş, "Bu komisyon, tabii ki Türkiye'nin bütün birikmiş sorunlarını çözebilecek bir komisyon değil. Bu komisyon, olağanüstü yetkilerle donatılmış bir komisyon değil. Esasında İmralı'dan gelen açıklama ve arkasından örgütün kendisini feshetme kararını ilan etmesi, sembolik olarak da silahları bırakmaya başlamasıyla birlikte sürecin gerektirdiği birtakım düzenlemelerin yapılabilmesi için TBMM'de komisyona ihtiyaç vardı. Bu komisyon kuruldu." ifadelerini kullandı.

- "Burası anayasa hazırlayacak bir komisyon değil"

Bu komisyonun çok büyük bir temsil gücünün bulunduğunu dile getiren Kurtulmuş, komisyona bir parti hariç bütün partilerin katıldığını ve şimdiye kadar kararların ittifakla alındığını vurguladı.

Bu komisyonun görevlerinden birisinin sürecin gereklerinin yerine getirilmesi için tekliflerde bulunmak olduğunu anlatan Kurtulmuş, "Burası anayasa hazırlayacak bir komisyon değil. Burası normal bir rutin meclis komisyonu değil yani anayasa komisyonu gibi, hukuk komisyonları gibi, diğer ihtisas komisyonları gibi komisyon değil yani burada yasa hazırlanmayacak, anayasa hazırlanmayacak. Neler yapılabileceğine ilişkin teklifler, Türkiye Büyük Millet Meclisine hazırlanıp gönderilecek." bilgisini verdi.

Komisyonun isminin nasıl belirlendiği ve komisyonda nasıl karar alındığına yönelik soru üzerine Kurtulmuş, komisyonun yedinci toplantısını yaptıklarını söyledi.

Komisyonun uzun görüşmelerle, müzakerelerle, aylar süren yoğun mesaiyle kurulduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, "Herkesin görüşünü aldık yani en ufak görünen grubun dahi parlamentoda söz sahibi olan arkadaşlarımızın bütün farklılıklarını yansıtabileceği bir temas zincirini yürüttük." dedi.

Siyasi parti liderleri ve parlamentodaki temsilcilerle konuşarak komisyonun ismini belirlediklerini dile getiren Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Onlarca isim teklifi oldu. Burada beklentileri karşılamak, bunlardan bir tanesi milli dayanışma yani toplumdaki bu mesele vesilesiyle bir kere daha ezeli ebedi kardeşliğimizi hatırlatmak. Bunu Türk'üyle, Kürt'üyle, Arap'ıyla, Sünni'siyle, Alevi'siyle, bütün toplum kesimlerinin en üst düzeyde bir dayanışmasının temin edilmesini sağlamak için bu komisyon bir araç olsun. Birisi buydu. Kardeşlik, tabii bizim ihtiyacımız olan ve sürekli duygularını artırmamız gereken bir olgu. Bunu da bir vurgu olarak koyduk. Tabii ki bu süreçle birlikte Türkiye'nin hem bu konuya bağlı hem de diğer geniş anlamda demokrasi meseleleri de burada gündeme gelecek, kaçınılmaz olarak gelecek. Türkiye'nin demokratik standartlarının daha da iyileştirilmesi için tekliflerin, görüşlerin bu komisyonda dile getirilmesi ve bunun sonunda da oluşacak bu görüşmeler sonunda da komisyon, aldığı kararları bir şekilde Türkiye Büyük Millet Meclisinin Genel Kuruluna sevk edecek."

Komisyonda kararların 5'te 3 çoğunlukla alınması gerektiğine dikkati çeken Kurtulmuş, "Daha doğrusu, özellikle komisyonun nihai kararlarını alması, yasa hazırlıklarının yapılması gibi nitelikli konularda nitelikli çoğunluğa ihtiyaç var ve şimdiye kadar da çok şükür, dediğim gibi 5'te 3'ün de üzerinde aldığımız kararları hep ittifakla alarak bugüne kadar getirdik." diye konuştu.

- "Çok katılımcı bir yol izledik"

Komisyona davet edilen isimlerin nasıl belirlendiğine ilişkin soruya Kurtulmuş, "Burada da çok katılımcı bir yol izledik. Bütün siyasi parti gruplarından ve grubu olmayan bu komisyonun üyesi arkadaşlarımızdan isim teklif etmelerini söyledik. Dün akşam tekrar son tabloya bir kere daha baktım. 491 isim yani kişi ve kurum ismi teklif edilmiş. Tabii ki bunların hepsini dinleyebilmek mümkün değil ama şunu yapıyoruz: Hangi parti, hangi kişi kimleri teklif etmiş, bir ara kesit oluşturmaya ve ana akım, diyelim ki önümüzdeki dönemde iş dünyasından temsilciler, sendikalardan temsilciler katılacak, orada da ana akım, komisyonun önemli çoğunluğunun teklif etmiş olduğu isimleri buraya davet edeceğiz." diye yanıt verdi.

Kurtulmuş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Gönlümüz arzu eder ki Türkiye'nin bütün sözü olan herkesi dinleyelim. Böyle bir vaktin olacağını zannetmiyorum. Süreci de çok uzatmadan, birtakım yanlış anlaşılmalara, zehirlemelere, provokasyonlara asla mahal bırakmadan etkin bir şekilde yönetmemiz gerekiyor. Şimdiye kadar komisyondan teklif eden arkadaşlarımızın hemen hemen yine büyük çoğunluğunun teklif ettiği isimler gündeme geldi. Mesela herkes şehit aileleriyle bu işin başlamasını istedi. Şehit aileleri, aynı gün yaptığımız oturumda Diyarbakır Anneleri, Galatasaray'da toplanan Cumartesi Anneleri ve Barış Anneleri gibi bu süreçte bir şekilde mağdur olmuş olan isimleri burada dinledik. Şimdiye kadar olan süreçlerde de ana akım Türkiye'nin bu konuyla ilgili temel aktörlerini, fikri olanları dinleyeceğiz. Önümüzdeki kararlaştırılmış toplantılardan birisi iş dünyası, sendikalar, arkasından da çatışma çözümleri üzerinde uzman olan ve bu konuda çalışmalar yapmış olan akademisyenleri, sahada bu konuyla ilgili uygulamacıları dinleyeceğiz. Mühim olan burada herkes kendi görüşünü dile getiriyor yani şöyle bir algıya da kamuoyumuzun sahip olmaması lazım: Komisyonda herkesin konuştuğu şey, komisyonun aldığı bir karar değildir. O kadar farklı konular gündeme geliyor ki her konuşmacının, bu ister bir kurumun temsilcisi olsun, isterse şahsı adına buraya gelmiş konuşmuş olsun, nihayetinde kendi kişisel görüşünü söylüyor, tekliflerini yapıyor ve bunlar en sonunda değerlendirilecek."

Komisyon çalışmalarının ne zaman tamamlanacağına yönelik soruyu ise Kurtulmuş, "Bunun net bir tarihini vermek isterim ama zaten komisyonun hemen kuruluşunda aldığımız karar da 31 Aralık 2025'te komisyon çalışmalarını sonlandırması, bunu kendi yönergemizde belirledik. Eğer gerekirse iki ay süreyle, ikişer ay süreyle uzatılabilir ama benim şahsi kanaatim mümkün olan en kısa süre içerisinde bunun tamamlanması ve komisyonun vazifesini ikmal ettiğini, Türkiye kamuoyu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu ile paylaşması." diye yanıtladı.

"Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun yasal düzenlemelerle ilgili tavsiyelerini ne zaman iletileceğine ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, "Konuşmalarla, tavsiyelerle birlikte olgunlaşıyor. Sürecin gidişatına göre o konuda da adımlar atılır." diye konuştu.

Şehit aileleri ve gaziler için komisyon kapsamında hangi adımların atılacağı sorusuna Kurtulmuş, komisyon çalışmalarında en duygulu oturumlardan birinin, şehit aileleri ve gazilerin katıldığı toplantıda gerçekleştiğini ve ortak fikrin, "biz bedel ödedik ama artık Türkiye'nin insanları, bu milletin çocukları bedel ödemesin. Bu işi bitirelim" şeklinde olduğunu anlattı. Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Gazi bir kardeşimiz takma gözünü çıkardı. Yaralanmış ve gözünün birini kaybetmiş o takma gözünü çıkardı, eline aldı. 'Benim bir gözüm takma. Mücadelede yanımda şehit olan bir kardeşimin korneasından aldığım gözle de öteki gözüm yüzde 40-45 görüyor. Ben bu kadar bedel ödemiş birisiyim. Canımı vatan için vermeye hazırım ama isterim ki artık bu iş bitsin. Bu memlekette hiçbir anne ağlamasın, hiçbir insan bundan sonra hayatını kaybetmesin.' dedi. Aynı oturumun öğleden sonraki kısmında ise 'Barış Anneleri'ni temsilen konuşan bir annemiz dedi ki, 'Biz artık bu memlekette çocuklarımızı değil, silahları toprağa görmemiz lazım.' Şimdi farklı kesimlerin ortak buluştuğu nokta Türkiye'de artık sulhun, selametin, esenliğin sağlanmasıdır. Silahların susturulmasıdır. Terörün sonu ermesidir. Artık hiç kimsenin silahın baskısı altında olmamasıdır. Bütün bunların çok önemli olduğunu düşünüyorum."

- "Eksik hususlar varsa bunlar tamamlanır"

TBMM Başkanı Kurtulmuş, komisyon çalışmaları kapsamında "Cumartesi Anneleri" adına gelen bir kişinin herkesi ağlatacak, duygulu bir konuşma yaptığını aktararak, "O da açıkçası Türkiye'nin bir ayıbıdır. 1980 darbesinden sonraki dönemde babasının İstanbul Avcılar'da evinin önünden beyaz Toros'la nasıl kaçırıldığını ve o arabanın arkasından 30 yıldır hala koştuğunu, babasının kemiklerine dahi ulaşılamadığını, ölüp ölmediğinin dahi belli olmadığını anlatırken çok duygulandı, ağladı. Bütün komisyon üyesi arkadaşlarımız da çok yoğun bir duygu içerisinde oldu." diye konuştu.

Bu kapsamda çok farklı kesimlerin yaşadığı acılar olduğunu dile getiren Kurtulmuş, "Ama bunları bir kenarda bırakalım. Gerçekten barış ve esenlik içerisinde demokratik standartlarının yüksek olduğu bir ülkeyi hep birlikte inşa edelim ve yolumuza devam edelim, noktasındaydı. Bizim için anlamlı oturumlardan birisiydi." değerlendirmesinde bulundu.

Kurtulmuş, komisyonun bundan sonraki süreçte izleyeceği yol haritasına ilişkin şunları kaydetti:

"Bazı şehit aileleri, harp malulleri, gaziler, emniyet teşkilatından, koruculardan, farklı güvenlik birimlerinden dinleyemediklerimizi önümüzdeki süreçte dinleyip onların da taleplerini alacağız. Şehit aileleri ve gazilerimizle ilgili Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde çok ciddi çalışmalar yapılıyor, onlar da tekrar bu süreçte gözden geçirilebilir. Eksik hususlar varsa bunlar tamamlanır. Bunlarla ilgili yasal düzenlemeler gerekiyorsa yasal düzenlemeler de yapılır. Yolumuza devam ediyoruz. Şunu görmek lazım: bugün biz burada TBMM'nin Tören Salonu'nda konuşabiliyorsak, Türkiye bu sorunu çözmek için bir komisyon kurma noktasına geldiyse bunu her şeyden evvel canlarını bu vatan için feda eden şehitlerimize borçluyuz, gazilerimize borçluyuz. Onlara ne yapsak, ne şekilde hareket etsek borcumuzu ödeyemeyiz."

- "Herkes kendi teklifini ortaya koyacak"

Kurtulmuş, yasal düzenlemelere ilişkin bir çerçeve olup olmadığının sorulması üzerine, "Herhangi bir şey var, onu biz komisyona telkin ediyor ve ondan sonra karar alıyor değiliz." ifadelerini kullandı.

Komisyon üyelerinin, farklı siyasi partilerden olmalarına rağmen parti taassubuyla veya parti öncelikleriyle hareket etmediklerini vurgulayan Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Burada herkes komisyon üyesi. Teklifler geliyor, olgunlaşacak. Yukarıdan, tepeden inme bir yasal düzenleme değil, olgunlaşarak bunlar gündeme getirilecek. Tekraren söylüyorum ama kararı verecek olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Genel Kurulu'dur. Biz çerçeveyi oluşturacağız, teklifimizi yapacağız. Diyeceğiz ki, 'şu, şu, şu konularda şu yönde bir yasaya, şu yasalara ihtiyaç var. Şöyle düzenlemeler, ya yeni bir yasa ya da birtakım farklı yasalarla değişiklikler yapılması teklifi gündeme getirilebilir.' Henüz bunlar konuşulmadığı için net bir şey söylemiyorum. Herkes kendi teklifini ortaya koyacak. Burada aslolan yasaların uygun bir şekilde çıkarılması ve Türkiye kamuoyunun çok büyük kesiminin buna 'eyvallah' demesi. Buna olur vermesi. Zaten komisyonun oluşturulması meselesi de budur."

- "Anayasa'yı tartışmaya açmıyoruz"

TBMM Başkanı Kurtulmuş, meselenin iktidar-muhalefet meselesi olmadığını belirterek, "Eğer yasa çıkarmak mevzubahis olsa zaten iktidar blokunun istediği yasayı çıkaracak gücü parlamentoda var. Mühim olan mesele, burada olgunlaştırılarak ve ortaklaşarak Türkiye'nin ihtiyacı olan meselelerin toplumun geniş kesimlerinin kabul edeceği şekilde yasalaştırılmasını sağlamak." diye konuştu.

Kurtulmuş, "'Diğer terör örgütleri de bu yasadan faydalanabilir' şeklinde yaklaşımlar da var. Bu komisyon nasıl bir kırmızı çizgi belirliyor?" sorusunu şöyle yanıtladı:

"Kırmızı çizgiden ziyade ortak bir kararlılık noktası. Mesela nedir? Bu komisyon bir anayasa komisyonu değil. Anayasa'yı tartışmaya açmıyoruz ve Anayasa değişikliği üzerine konuşmuyoruz. Bu çerçevede de tabii ki mevzu bahis olan PKK'nın kendisini feshetmesi süreci ile birlikte ortaya çıkan durumdur. Bu durumun gerektirdiği birtakım yasal düzenlemeler varsa bunların yapılmasıdır. Buradan başka terör örgütleri tabii ki mevzubahis olamaz. Peki PKK gerçekten kendisini feshetti mi? Buna karar verecek olan da Meclisin komisyonu değildir. Nihayetinde bu bir silah bırakma işlemidir, gerçekten sahada örgütün tamamen kendisini feshettiğinin görünmesidir. Bunun için de devletin ilgili güvenlik birimleri, Türk Silahlı Kuvvetleri, Milli İstihbarat Teşkilatımız başta olmak üzere sahada bütün bu gözlemlerini yaparlar. Raporlarını ortaya koyarlar. Sonunda da Türkiye'nin en üst güvenlik kurulu olan Milli Güvenlik Kurulu der ki, 'Evet bu örgüt kendisini feshetmiştir.' Ondan sonra zaten Türkiye Büyük Millet Meclisi, kendisini feshetmiş örgüt için eğer gerekli birtakım yasal düzenlemeler varsa bunları yapar."

- "100 yıllık Cumhuriyetin 50 yılı terörle geçmiş. Ağır bir bedel ödemişiz"

TBMM Başkanı Kurtulmuş, "PKK her ne kadar 'ben kendimi feshettim' diyorsa da Türkiye Cumhuriyeti Devleti henüz bunu tescil etmedi. Öyle anlıyoruz. İzlenen bir süreç var" ifadelerinin dile getirilmesi üzerine, "İmralı'nın açıklamasını çok önemli ve değerli buluyorum. İmralı, örgütün bütün unsurlarıyla birlikte kendisini feshetmesini teklif etti. Buna mukabil örgüt bir araya gelerek kendisini feshettiğini ilan etti. Üçüncü adım olarak da sembolik bir törenle silahlar yakıldı. Aslolan terörün arkasındaki bütün unsurların ortadan kaldırılması, terörü oluşturan o bataklığın kurutulmasıdır." değerlendirmesinde bulundu.

"PKK terör örgütünün eski silahlarını teslim ettiği yönünde eleştiriler olduğunu" söyleyen Kurtulmuş, şöyle konuştu:

"100 yıllık Cumhuriyetin 50 yılı terörle geçmiş. Ağır bir bedel ödemişiz. Bu terörün arkasında kimlerin olduğunu, hangi devletlerin, hangi silah desteklerini, hangi istihbarat desteğini hangi siyasi desteği verdiklerini biliyoruz. Gün gün, sene sene bunları yaşamışız. Bu kadar büyük bir tecrübeden sonra, örgüt elindeki son tabancayı dahi teslim etse, örgütü ortaya çıkaran bu bataklık kurutulmadığı, bu şartlar, siyasi ve diğer şartlar ortadan kaldırılmadığı sürece bir müddet sonra örgütü bu şekilde silahlandıran ülkelerin tekrar silahlandırılması aşikardır.

Eski Meclis başkanlarımızın da ortak söylediği hususlardan birisi, 'hayırlı işlerinizde acele ediniz.' Bu iş hayırlı bir iştir. Bu kadar açıklamalar yapılmış, bu kadar sembolik de olsa silah bırakma süreci başladıktan sonra bu işin bir an evvel tamamlanması, bunun için de örgütün süratle silah bırakma ve kendisini feshetme sürecini hızlandırması lazım. Bu süreç olursa zaten buradaki çalışmalara da önemli bir katkı sağlamış olur."

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nda "özerklik" konusunun konuşulduğuna ilişkin iddialara cevap veren Kurtulmuş, "Komisyon çalışmalarında hiçbir şekilde 'özerklik, bağımsızlık, ayrı bir bölge, Kürtçenin resmi dil olması' gibi en ufak bir talep gündeme gelmedi. Böyle bir talebin olmadığı ilgililer tarafından dile getirildi. Maalesef o kadar açık bir provokasyon oldu ki bir milletvekili arkadaşımız komisyonda konuşulmamış, hiçbir şekilde dile getirilmemiş bir konuyu madde madde 'komisyonda bugün şunlar, DEM Parti tarafından konuşuldu.' diyerek her cümlesi yalan olan bir paylaşımda bulundu. Bu, kabul edilemez. Bu, süreci doğrudan dolayı baltalamaktır." diye konuştu.

"Gelin komisyonda siz de olun. Burada ne konuşuluyor? Karşı çıkacağınız konulara karşı çıkın, hassasiyetleriniz neyse onları söyleyin." diye çağrıda bulunduklarını dile getiren Kurtulmuş, "Herkes komisyonda geliyor, hassasiyetlerini söylüyor ama hiç kimsenin Türkiye siyasi tarihinde görünmemiş bir siyasi ittifakla bugüne kadar getirdiğimiz komisyon çalışmalarını provoke etmesini doğru bulmuyoruz." ifadesini kullandı.

- Meclis önündeki aracın yakılması

TBMM önünde yakılan "beyaz Toros"a ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Kurtulmuş, "Sıradan bir adli olay gibi görünüyorsa da komisyonun toplanacağı, ilk dinlemeye başlayacağı gün Meclis'in önünde bir beyaz Toros'un yakılması herhalde tesadüf değildir. Bunların farkında olmamız lazım, yaptığımız işin ciddiyetine sahip olmamız lazım. Bu konu hiçbir şekilde ne kişisel, ne de siyasi PR meselesi değildir. Eğer bu konuyu kazanırsak hep beraber kazanacağız. Kaybedeceğimiz zaman da tekrar Türkiye'nin terörlü günlere dönmesinin ne ağır bir bedeli olacağını görüyoruz. Dolayısıyla burada herkes hassas olsun, dikkatli olsun. Kişisel ve siyasi PR'ların yeri yoktur burada. Buna tevessül edenleri de milletimiz görür." şeklinde konuştu.

PKK'nın kendini feshetme ve silah bırakma kararı ile SDG'nin silah bırakmaya direnç göstermesi anımsatılarak, Suriye'deki SDG'nin yapılanmasının komisyonda gündeme gelip gelmeyeceğine yönelik soru üzerine Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Yeni bir durum söz konusu. Sadece Suriye'de değil, bölgede yeni bir durum söz konusu. Yeni durumda bizi çok yakından ilgilendiren iki tane çok önemli konu var. Bunlardan birisi İsrail'in izansız, vicdansız, insafsız, hukuksuz bir şekilde sürdürdüğü altın vuruşunu gerçekleştirme çabası yani kendisine vadedilen arz-ı mevut dedikleri, o hamasi, irrasyonel bir ideolojinin peşinde artık koşmanın ötesine onu gerçekleştirme noktasına geldi. Zaten bu on yıllardır devam eden bir süreç. Gazze'deki bu soykırımla birlikte de bu artık sınır tanımaz bir noktaya geldi. Bölgedeki bütün devletleri tehdit ediyor. Tehdidi sözle değil, silahla, bombayla yapıyor. İran'ı, Lübnan'ı, Suriye'yi, Yemen'i vuruyor. Bölgedeki bütün ülkeleri tamamıyla kontrol altına almaya çalışıyor."

Kurtulmuş, küresel emperyalizmin etnik ve mezhebi farklılıklar üzerinden bölgeyi parçalama yöntemini kullandığını, İsrail'in de bu yönteme başvurduğunu belirtti.

İsrail'in bölge ülkelerine yönelik saldırılarına dikkati çeken Kurtulmuş, "İsrail'in saldırganlığıyla birlikte artık Türkiye için de hayati bir tehdit haline gelen bu yeni durumu karşılamak için Türkiye'nin etnik ve mezhebi farklılıkları ortadan kaldıracak kendi tedbirlerini alması lazım. Bunun yolu da barış ve kardeşlikten geçiyor. Bizim kendi iç kalemizi tahkim etmek ve bunun dışında da Irak'ta olsun, Suriye'de olsun, bütün farklı etnik kökenleri, mezhebi, meşrebi kökenleri ortak bir yönetim altında buluşmasını temin etmemiz lazım. Bu, anın vacibi, zamanın gereğidir. Türkiye bunu yapmak mecburiyetinde. Bunun için Suriye'deki kardeşlerimizin hiçbirisini 'Türkmen'dir, Arap'tır, Kürt'tür, Ezidi'dir, falanca gruptandır' diye ayırmayız, ayırmamalıyız." değerlendirmesinde bulundu.

Bölgedeki bir diğer gelişmenin Suriye yönetiminin değişmesi olduğuna işaret eden Kurtulmuş, eski Suriye yönetiminde Kürt'ün kimliğinin tanınmadığını kaydetti.

Kurtulmuş, 11 yıllık çok ağır bir tablodan sonra Baas rejiminin değiştiğini dile getirerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Yeni bir yönetim kuruldu. Onun da getirdiği büyük sancıların olduğunun farkındayız yani bu yönetime bizim en temel tavsiyemiz ne? En başından itibaren burada bütün farklı etnik, mezhebi grupların bir çatı altında toplandığı üniter bir yapının sağlanması ve burada herkesin söz hakkına sahip olduğu bir demokrasiye doğru geçişin temin edilmesidir. Bu çerçevede Suriye Devlet Başkanı Sayın Ahmed Şara ile Mazlum Abdi arasında 8 maddelik bir anlaşma imzalandı. O anlaşmada üniter bir Suriye yapısının kurulmasının alt açılımları var. Biz bu anlaşmaya uyulmasını bekliyoruz. Suriye'deki bütün unsurlar için söylüyorum. Oradaki Kürtler için de söylüyorum. Suriye Kürtleri yayılmacı, emperyalist İsrail'in emellerine hizmet edecek bir hayal içinde olmazlar."

- "SDG ve Suriye Kürtlerini ayrı görmek gerekiyor"

Kurtulmuş, "Suriye Kürtleriyle ilgili böyle bir endişeniz mi var?" sorusuna ise şu yanıtı verdi:

"SDG ve Suriye Kürtlerini ayrı görmek lazım. Örgütsel yapılar ayrı şeyler. Örgütsel yapıların hiçbirisi zaten toplumun tamamını temsil etmiyor dolayısıyla biz orada Kürtlerin, Türkmenlerin, Arapların bütün bu unsurların kardeşliğini sağlayacak bir çatının olmasını, bunun da ancak hak ve özgürlükler temelinde ve demokratik bir yapılanmayla, herkesin taleplerinin gündeme getirildiği bir yapılanmayla mümkün olacağını düşünüyoruz. İsrail, Türkleri çok seviyor da Kürtleri sevmiyor değildir. Kürtleri çok seviyor da ya da Arapları sevmiyor değildir. İsrail bu bölge halklarının hepsinden nefret eder. Siyonist rejimi kastederek söylüyorum. İsrail, bu bölge halklarının hiçbirisini insan yerine koymaz. Bunları kendilerine hizmet etmesi gereken mahluklar olarak görür.

Dolayısıyla bölge halklarının dini, mezhebi, meşrebi, etnik kökeni ne olursa olsun bu realiteyi görmelerini istirham ediyoruz. Bizim bizden başka dostumuz yok. Bu bölgede yaşayan insanlar, hep beraber birlikte barış içinde, daha güçlü bir bölgeyi tesis etmemiz lazım. Terörsüz Türkiye için çırpınıyoruz. Terörsüz Türkiye'yi kurmayı başarırsak, hiç şüphesiz hemen o gün, ertesi güne kalmadan Terörsüz Türkiye, terörsüz bir Suriye'nin de kapılarını açacak. Terörsüz Türkiye, inşallah terörün tamamıyla ortadan kalktığı bir Irak'ı ve diğer bölge ülkelerinin kapılarını açacak. Hatta Lübnan'a ve daha güneyimizdeki ülkelere de etki edecektir diye düşünüyorum."

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışma prensiplerine ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, Meclis Genel Kurulu'ndaki bir parti dışındaki tüm partilerin komisyonda yer aldığını belirterek, komisyondaki siyasi partilerin Türkiye'de oy kullanan seçmenlerin yüzde 92-93'ünü temsil ettiğini anımsattı.

Kurtulmuş, "Bu çok yüksek bir temsil demektir. Eğer burada ortak bir kanaat ortaya çıkarsa, en azından 5'te 3 çoğunlukla burada alınacak kararlar alınırsa, bu zaten siyasi partilerin oluşturduğu parlamento çoğunluğunun da buna yakın bir kanaatte olacağı demektir ama nihayetinde kararı verecek olan komisyon değil, Parlamento Genel Kurulu." şeklinde konuştu.

Kurtulmuş, komisyonun, yasa önerisini, şeklini, çerçevesini, hangi konuların öncelenmesi gerektiğini raporlaştıracağını ve Genel Kurul'a sunacağını belirtti.

Suça bulaşmamış eski örgüt mensuplarının durumlarına ilişkin komisyonun nasıl bir çalışma yürüteceğine ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, "Henüz bu konular fiilen komisyonda konuşulmaya başlanmadı ama bir müddet sonra, süreç ilerleyince tabii demin ifade ettiğim gibi, örgütün silahlarını bıraktığı ve kendisini tamamıyla feshettiği tespit edildikten sonra bu süreçle ilgili de bir adım atılacak, konuşulacak. Ne konuşulacak, nasıl konuşulacak, hangi konularda komisyon yoğunlaşacak? Onu komisyon çalışmaları gösterecek." ifadelerini kullandı.

Kurtulmuş, PKK terör örgütünün silah bırakma sürecinin takip edildiğini belirterek, "Bu komisyonun varoluş sebebi örgütün kendini feshetmesidir dolayısıyla bu sürecin tamamlandığının görülmesi, bunun tespit ve tescil edilebilmesi şarttır ki geri kalan adımlar atılabilsin." ifadelerini kullandı.

- "Bölgeye de Türkiye'ye de çok büyük bir ivme kazandıracak"

"Terörsüz Türkiye" sürecinin tamamlanmasıyla bölgesel ve küresel çapta beklenilen kazanımlara ilişkin soru üzerine ise Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Bir kere muazzam bir huzur ortamının bölgede hakim olacağına yürekten inanıyorum. Bölge ülkelerinin hepsiyle Türkiye'nin çok yakın bir irtibat içerisinde olacağını, bunun artacağını düşünüyorum. Bölgede dört ülkede yani Türkiye'nin dışında diğer üç ülkede Suriye'de, Irak'ta ve İran'da bulunan Kürtlerin, Kürt kardeşlerimizin bu vesileyle yönlerini bir kere daha ve çok kuvvetli bir şekilde Türkiye'ye döneceğini görüyorum. Bu barış ortamının tesis edilmesiyle birlikte ekonomik, kültürel ve hatta siyasi ilişkilerin çok daha kuvvetli hale geleceğini görüyorum. İşte diyelim ki, Irak'taki bu 'Kalkınma Yolu Projesi' başta olmak üzere birçok projenin çok daha hızlı bir şekilde hayata geçirileceğini, Suriye'nin birçok şehrinin iç savaşın yakıntılarından çok daha hızlı bir şekilde kurtulacağını, Suriye'nin imarının yeniden yapılanmasının çok hızlanacağını ve bütün bu süreçlerin sadece o bölge halkının, o şehir halkının değil, bütün bölge halklarının tamamına katkı sunacağını düşünüyorum. Her şey normalleştiğinde, Türkiye'nin Suriye'yle ilişkilerinin, zaten sınırdaş olduğumuz 911 kilometre sınırımız olan bir ülkenin her bir iliyle, ilçesiyle Türkiye'nin çok yakın ticari, fikri, siyasi, kültürel ilişkiler içerisinde olduğunu düşünün. Bu bölgeye de Türkiye'ye de çok büyük bir ivme kazandıracaktır."

- "Siyasi PR üzerinde kimse durmasın"

Kurtulmuş, "Terörsüz Türkiye" sürecinin başarılı bir sonuca ulaşabilmesi için komisyon üyelerine, "Öncelikle bir kere bütün siyasete şu tavsiyede bulunmak isterim, bu işin herhangi bir şekilde siyasi PR'ı üzerinde kimse durmasın. Kişisel PR üzerinde kimse durmasın. Arkadaşlarımız yüz düşünüp bir konuşsun. Söylenecek bir ilave sözün yanlış noktalara gitmesi gerçekten bu süreçte bize zaman kaybına vesile olur. Onun için herkesin siyasi sorumlulukları çerçevesinde hareket etmesini doğru gördüğümü ifade etmek isterim." tavsiyesinde bulundu.

"Terörsüz Türkiye" sürecinin başarıyla sonuçlanabilmesi için medyaya da büyük sorumluluklar düştüğüne dikkati çeken Kurtulmuş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Burada asıl olan şey toplumsal rızanın artırılmasıdır. Evet bu sürece çok destek var, komisyonun çalışmasına destek var ama toplumsal rızanın mümkün olduğunca artırılması gerekiyor. Medyanın bir miktar siyasi magazinle uğraşmasını anlayışla karşılarım ama bu meseleyi bir siyasi magazin konusu olarak görmesin. 'O geldi, bunu mu söyledi, bu bunu mu söyledi, bu bunla şöyle mi?' Bunların hiçbir faydası yok. Bir başka önemli husus, sivil toplum kuruluşlarına, Anadolu'nun dört bir tarafındaki sivil toplum kuruluşlarına, sadece bölgedeki dostlarımıza, arkadaşlarımıza demiyorum, herkese fikri ne olursa olsun, hangi konuda çalışıyorsa çalışsın, bu konudaki toplumsal rızayı üretmek için, kendi görüşlerini çok düzgün bir şekilde toplumla paylaşmalarını tavsiye ediyorum. Ayrıca bu konuda çalışmış olan, fikri olan, yıllardır kanaat sahibi olan akademisyenlerin, araştırmacıların, birtakım enstitülerin, bunların hepsini de en azından temsili olarak komisyonumuzda dinleyeceğiz. Bunların da çalışmalarını kamuoyuyla paylaşmalarını ve bu duyarlılığı artırmalarını, yani komisyonda şimdiye kadar çok farklı isimler dinlendi ama tekraren söylüyorum. Ortak nokta şu, herkes hassasiyetle sürece yaklaşıyor ve herkes buradan sonunda bir hayır çıksın ve buradan kardeşlik kazansın, Türkiye'nin geleceği kazansın diye gayret sarf ediyor. Hepimizin çaba vermesi lazım."

TBMM Başkanı Kurtulmuş, komisyonun 51 üyesiyle çalışmalarını sürdürdüğüne dikkati çekerek, "Çok yoğun bir mesai harcıyoruz, daha da fazla mesai harcayacağız ama sonuçta herkesin üzerine bir sorumluluk düşüyor." ifadesini kullandı.

"Terörsüz Türkiye" sürecinin milli bir mesele olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, "Ben şahsen ümitvarım. Yüzlerce, binlerce insanla bu süre içerisinde konuşuyorum. Ortadaki atmosferin, tırnak içerisinde 'iyi niyetli' olduğunu düşünüyorum ama iyi niyet de tek başına yetmiyor, çaba gerektiriyor, gayret gerektiriyor. Bu gayreti de ortaya koyarsak sonuç alacağımızı görüyorum." dedi.

- TBMM Genel Kurulu'nun "Gazze" konusunda olağanüstü toplanması

Kurtulmuş, TBMM Genel Kurulu'nun "Gazze" konusunda olağanüstü toplanmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

Meclis Genel Kurulu'nu "Gazze" konusunda olağanüstü toplantıya çağırdıklarını hatırlatan Kurtulmuş, "Sayın Cumhurbaşkanı'mızın önderliğinde, Türkiye'nin göstermiş olduğu Filistin davasında karşı hassasiyet konusunda, Türkiye Büyük Millet Meclisimiz üzerine düşen her türlü sorumluluğu yerine getirmeye gayret ediyor. 4-5 kere İsrail'in saldırılarını kınayan bildiriler bütün partilerin ortak katılımlarıyla gerçekleşti, başkanlık bildirileri yayınladık, Filistin Devlet Başkanı Sayın Mahmud Abbas'ı Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne çağırarak dünya kamuoyuna seslenmesi imkanını açtık." ifadelerini kullandı.

Kurtulmuş, 18 Nisan 2025'te Türkiye Büyük Millet Meclisi öncülüğünde İstanbul'da "Filistin'i Destekleyen Parlamentolar Grubu"nu oluşturduklarını anımsatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Benim Meclis Başkanı olduğum günden beri mesaimin en önemli kısmı Gazze diplomasisidir. Bütün uluslararası platformlarda, NATO Meclis Başkanları Toplantısı'ndan, P20 Toplantısı'na kadar her yerde Türkiye'nin görüşlerini, tezlerini ve Filistin davasına verdiği desteği ortaya koymaya çalışıyoruz. Biliyorsunuz yeni bir durum ortaya çıktı. İsrail Parlamentosu ve hükümeti yeni kararlarla özellikle Kudüs'ü, Doğu Kudüs'ü, Filistin topraklarına, Batı Şeria'ya bağlayan yolu ilhak etme, oraya da yeni yerleşimciler koyma gibi birtakım kararlar aldı. Saldırganlığını en üst seviyeye çıkardı. Buna karşı olarak da Türkiye Büyük Millet Meclisinin ortak bir sorumluluğu dile getirmesi için bugünkü toplantıya partileri çağırdık. Bu toplantıda Sayın Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan gelip bu konuda yapılan son çalışmaları, son gelişmeleri, hassas gördüğü hususları Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerimizle paylaşacak. Sonunda da ümit ediyorum ki, ortak duruşumuzu hep beraber yine ortak bir deklarasyonla ilan edeceğiz."

Kaynak: Bülten