Oruç tutarken uzun süreli açlık ve susuzluk nedeniyle yaşanan tansiyon düşüklüğünü (hipotansiyon) önlemek için sahur ve iftar dengesini kurmak hayati önem taşıyor. İşte sağlığınızı koruyacak uzman tavsiyeleri.
Ramazan ayı, beslenme düzeninin ve sıvı tüketim alışkanlıklarının tamamen değiştiği özel bir dönemdir. Yaklaşık 14-16 saat süren açlık ve susuzluk, vücudun sodyum-su dengesini etkileyerek özellikle öğleden sonraki saatlerde tansiyon düşüklüğüne yol açabilir. Tansiyonun ani düşmesi; baş dönmesi, halsizlik, göz kararması ve konsantrasyon kaybı gibi sorunları beraberinde getirir. Bu içerikte, Ramazan boyunca tansiyonunuzu dengede tutmanın bilimsel yollarını ve pratik uygulama yöntemlerini detaylıca ele alacağız.
Sahur Öğününü Atlamanın Riskleri ve Tansiyon Dengesi
Birçok kişi uykusunu bölmemek adına sahura kalkmadan oruç tutmayı tercih edebiliyor. Ancak uzmanlar, sahurun gün içindeki tansiyon dengesi için "altın öğün" olduğunu vurguluyor. Sahurda sadece su içip yatmak veya hiç kalkmamak, gün içindeki açlık süresini 20 saate kadar çıkarabilir. Bu durum, kan şekerinin ve tansiyonun hızla düşmesine (hipoglisemi ve hipotansiyon) neden olur. Sahurda protein içeriği yüksek ve yavaş sindirilen besinler tercih edilerek vücudun direnci artırılmalıdır.
İftarda Hızlı Beslenmenin Tansiyon Üzerindeki Etkisi
İftar vakti geldiğinde, gün boyu süren açlığın etkisiyle hızla ve yüklü miktarda yemek yemek, kanın sindirim sistemine hücum etmesine neden olur. "Postprandiyal hipotansiyon" olarak adlandırılan bu durum, beynimize ve diğer organlarımıza giden kan akışının geçici olarak azalmasıyla tansiyonun düşmesine yol açar. İftara mutlaka bir bardak su ve ardından bir hurma veya hafif bir çorba ile başlanmalı, ana yemeğe geçmeden önce 10-15 dakika ara verilerek vücudun adaptasyonu sağlanmalıdır.
Doğru Sıvı Tüketimi ile Hidrasyonu Sağlamak
Tansiyon düşüklüğünün en temel sebebi vücudun susuz kalmasıdır (dehidrasyon). İftar ile sahur arasındaki sürede sıvı tüketimini zamana yaymak kritiktir. Bir kerede 2 litre su içmek yerine, her saat başı 1-2 bardak su içilmesi vücudun suyu emmesini kolaylaştırır. Ayrıca çay ve kahvenin idrar söktürücü (diüretik) etkisi olduğu unutulmamalıdır. Çok fazla kafein tüketimi, vücuttan su atılımını hızlandırarak ertesi gün tansiyonun daha erken düşmesine neden olabilir.
Elektrolit Dengesi: Tuz ve Mineral Kullanımı
Vücudun tansiyonu dengede tutabilmesi için sadece suya değil, sodyum, potasyum ve magnezyum gibi minerallere de ihtiyacı vardır. Eğer kronik bir tansiyon hastalığınız yoksa, sahurda çok az miktarda (aşırıya kaçmadan) kaya tuzu içeren besinler tüketmek, gün içinde damar içi basıncın korunmasına yardımcı olabilir. Potasyum kaynağı olan muz, kayısı ve hurma gibi meyveler ise kas kramplarını önleyip kalp ritmini destekleyerek genel tansiyon sağlığına katkıda bulunur.
Fiziksel Aktivite ve Dinlenme Sürelerinin Ayarlanması
Oruçluyken yapılan ağır egzersizler, terleme yoluyla hızlı sıvı ve mineral kaybına neden olur. Bu da doğrudan tansiyonun çakılmasına sebebiyet verir. Fiziksel aktivitelerin, iftardan 1-2 saat sonra veya sahurdan hemen önce hafif tempoda yapılması önerilir. Gün içinde özellikle sıcak saatlerde dışarıda bulunmamak ve kısa süreli (15-20 dakika) öğle uykuları (kaylule) yapmak, sinir sistemini dinlendirerek tansiyonun stabilize kalmasına yardımcı olur.
Ne Zaman Uzmana Başvurulmalı?
Ramazan ayında tansiyon düşüklüğü genellikle beslenme hatalarından kaynaklansa da, bazen ciddi sağlık sorunlarının işareti olabilir. Eğer dinlenmeye ve sıvı takviyesine rağmen geçmeyen şiddetli baş dönmesi, bayılma hissi, soğuk terleme veya çarpıntı yaşıyorsanız orucunuzu sonlandırıp bir sağlık kuruluşuna başvurmanız gerekebilir. Özellikle tansiyon ilacı kullanan hastaların, Ramazan öncesinde mutlaka doktorlarına danışarak ilaç dozajlarını oruç saatlerine göre revize etmeleri şarttır.
Ramazan'da tansiyon düşmesini engellemek, doğru beslenme stratejileri ve planlı sıvı tüketimi ile mümkündür. Sahuru atlamamak, iftarda porsiyon kontrolü yapmak, tuzu kısıtlı ama minerali zengin beslenmek ve gün içindeki enerjiyi tasarruflu kullanmak bu sürecin anahtarlarıdır. Sağlıklı bir oruç süreci, vücudun sesini dinlemekle başlar. Kendi vücut direncinizi zorlamadan, uzman önerilerine kulak vererek huzurlu ve sağlıklı bir Ramazan geçirebilirsiniz.