Çevreyi korumak çoğu zaman büyük projelerle, uluslararası anlaşmalarla veya dev yatırımlarla ilişkilendirilir. Oysa çevre bilinci, en önce bireyin attığı küçük adımlarda hayat bulur. Yere atılmayan bir çöp, boşa akıtılmayan bir damla su, gereksiz yakılmayan bir ışık ve dikilen bir fidan; geleceğin daha yaşanabilir dünyasının temel taşlarıdır.
Bu konuda Eskişehir, Türkiye’nin örnek şehirlerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Kentin kalbinden geçen Porsuk Çayı, yıllar önce kirlilikle anılan bir su kaynağıyken bugün şehrin simgelerinden biri hâline gelmiştir. Bu dönüşüm, çevreye verilen değerin ve kararlı çalışmaların ne kadar büyük sonuçlar doğurabileceğinin en güzel kanıtlarından biridir.
Ancak çevreyi koruma mücadelesi tamamlanmış değildir. Hızla artan nüfus, tüketim alışkanlıkları ve iklim değişikliğinin etkileri, Eskişehir’i de tüm dünya gibi yeni sorunlarla karşı karşıya bırakmaktadır. Kuraklık riski, azalan su kaynakları, artan atık miktarı ve doğal yaşam alanlarının daralması, üzerinde ciddiyetle düşünmemiz gereken konuların başında gelmektedir.
Özellikle genç nüfusuyla dikkat çeken Eskişehir’de çevre eğitiminin önemi her geçen gün artmaktadır. Üniversitelerde, okullarda ve sivil toplum kuruluşlarında yürütülen çevre projeleri umut verici olsa da gerçek başarı, bu bilincin günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası hâline gelmesiyle mümkün olacaktır. Çünkü çevreyi korumak bir tercih değil, ortak geleceğimize karşı sorumluluğumuzdur.
Bugün Porsuk kıyısında yürüyen bir çocuk, yarın bu şehrin yöneticisi, mühendisi, öğretmeni ya da bilim insanı olacaktır. Ona temiz bir çevre bırakmak yalnızca bir görev değil, aynı zamanda vicdani bir borçtur. Gelecek kuşakların da kuş sesleriyle uyanabildiği, temiz havayı soluyabildiği, yeşilin ve mavinin iç içe geçtiği bir Eskişehir’de yaşayabilmesi için bugünden harekete geçmek zorundayız.
Çevre Koruma Haftası vesilesiyle hepimize düşen görev açıktır: Doğayı tüketilecek bir kaynak olarak değil, korunacak bir emanet olarak görmek. Çünkü çevreyi korumak, aslında yaşamı korumaktır. Ve unutmayalım ki bize emanet edilen bu güzel şehir, yalnızca bugünün değil, yarının da Eskişehir’idir.