İletişim ve Anadolu Üniversitesi ekolü üzerine yazdık…
Ancak burada Nabi Avcı’yı pas geçmek olmazdı…
O da Türkiye ‘de iletişimin başat aktörlerinden biridir…
Türkiye’de fikir adamı çoktur, ama düşüncesini devlete tercüme edebilen entelektüel pek az çıkar…
Nabi Avcı bu az sayıdaki isimden biridir…
Onu ne sadece bir akademisyen ne de bir siyasetçi olarak tanımlayabiliriz;
o, düşünceyle yönetim arasındaki köprü kuşağın temsilcisidir.
Anadolu’dan yükselen köprü…
Nabi Avcı’nın hikâyesi, 1980’lerde Eskişehir’de kurulan Anadolu Üniversitesi’nin özgün iklimiyle başlar…
O yıllarda Yılmaz Büyükerşen’in önderliğinde Türkiye, iletişim eğitimini laboratuvar ortamında yeniden tanımlıyordu.
Aynı okuldan Ali Atıf Bir, Haluk Gürgen, Ferruh Uztuğ gibi “stratejik iletişimciler” çıktı;
Cemalettin Taşçı gibi “eleştirel çözümleyiciler” yetişti…
Ama Nabi Avcı, bu iki hattın ortasında, her ikisini de anlayan ama hiçbirine tam dâhil olmayan bir düşünsel alan açtı…
Düşünceyi pratiğe dönüştürmek…
O, iletişimi yalnızca “etki yaratma” tekniği olarak görmedi;
ama “soyut analiz”e de hapsetmedi…
İletişimi, bir anlam inşası, bir “kültürel tercüme” olarak ele aldı.
Bürokratla akademisyenin, entelektüelle siyasetçinin konuşamadığı bir ülkede, Nabi Avcı iki dili birbirine çevirebilen isimdi…
Öğrencilerine “hakikatle üslup arasındaki bağ”ı öğretirken, siyasete girdiğinde de o ilkeyi taşıdı:
“Etkili ol ama yüzeysel olma; derin düşün ama kopuk kalma.”
Devlet aklına entelektüel nefes oldu…
Nabi Avcı, iletişim sosyolojisini yalnızca teoride bırakmadı.
AK Parti iktidarının ilk döneminde kültür, eğitim ve medya alanlarında şekillenen dilin ardında, onun düşünsel izleri okunur.
Devletin dilini yumuşatan, entelektüel refleksi yönetime taşıyan bu çizgi, Türkiye’de pek rastlanmayan bir sentezdir:
yerli, muhafazakâr, ama düşünsel derinliği olan bir modernlik…
Bu, Türkiye’nin uzun yıllar eksikliğini çektiği bir şeydi:
Yöneten akılla düşünen aklın aynı bedende buluşması…
Üç hattın ortasında bir figürdür AVCI…
Ali Atıf Bir hattı iletişimi strateji,
Cemalettin Taşçı hattı toplumsal bilinç,
Nabi Avcı hattı ise kavramla eylem arasındaki bağ olarak kurdu…
Bu konum, onu “entelektüel bürokrat” değil, devletin vicdanı ile aklı arasında tercüman yapar…
Yeni kuşak için bir model Avcı modelidir…
Bugün Türkiye’nin en büyük eksikliği, bu tür köprü akıllardır…
Üniversiteler düşünür, siyaset uygular, medya gürültü üretir.
Ama bunları birbirine bağlayan bir dil yoktur…
Nabi Avcı’nın hayatı, tam da bu dili mümkün kılan bir örnek sunar…
Yeni kuşak iletişimciler için bu bir davettir:
Stratejik zekâyla entelektüel derinliği, yerli ahlakla modern yöntemi,
düşünceyle eylemi aynı masada buluşturmak…
Ali Atıf Bir bize “nasıl söyleneceğini”,
Cemalettin Taşçı “neden söylendiğini” öğretti.
Nabi Avcı ise bu ikisini nasıl sorumlulukla söyleyeceğimizi gösterdi…
Bugün Türkiye’nin ihtiyacı tam da bu:
Düşünceyi devlete tercüme eden, ama devletin dilinde kaybolmayan entelektüeller…
AZ DA SAĞLIK…
Soğan dilimlerini bir gece balda bekletin ve sonra bunları yiyin.
Öksürüğü azaltır, göğsü rahatlatır.
Soğanda flavonoidler, fenolik asitler, amino asitler, peptitler, saponinler ve yağ asitleri de dahil olmak üzere 400'den fazla bileşik tanımlanmıştır.
Soğandaki bileşikler, antimikrobiyal, antidiyabetik, anti-enflamatuar, antihiperlipidemik, antikanser, afrodizyak, kalp ve sinirleri koruma gibi çeşitli farmakolojik aktiviteler gösterir.
Balın da soğandan geri kalır bir tarafı yoktur.
Soğanla bal bir olunca solunum yolları bayram eder.
Bu faydaların ancak onda birine sahip olan, üstelik bir takım yan etkileri de bulunan, şık ambalajlarda satılan ürünler mi soğan mı?
Kaynak: An ethnopharmacological, phytochemical, and pharmacological overview of onion (Allium cepa L.)-Journal of Ethnopharmacology
Volume 324, 24 April 2024, 117779
NE DEMİŞ?…
Venezuela muhalefet lideri Maria Corina Machado, sosyal medyadan yaptığı açıklamada Venezuela'ya ABD'nin müdahalesine ilişkin paylaşım yaparak memnuniyetini dile getirdi.
Machado yaptığı paylaşımda, "Venezuela’nın özgürlük saati geldi" ifadelerini kullandı.?!.
