Eskişehir’in artık klasik belediyecilik anlayışı ile yönetilemeyeceğini belirten Sakallı,‘‘ Bu şehri çok daha vizyoner, çok daha geleceğe dönük bir bakış açısıyla yönetmemiz gerekiyor’’ diye konuştu. Onur Şentürk’ün röportajı

ODUNPAZARI’NDA 5 YIL KAYBIMIZ VAR

Odunpazarı’nda 2 dönem belediye başkanlığı yaptınız. Odunpazarı bıraktığınız gibi mi?

Keşke bıraktığım gibi olsaydı ama maalesef bıraktığımız gibi değil. Hatırlarsanız 2004-2014 yılları arasında Odunpazarı’nda Türkiye’nin en büyük restorasyon projelerinden birini hayata geçirdik. Sadece tarihi dokunun bir mimarinin restorasyonu değil, bu bölgedeki sosyal dokunun da restorasyonu şeklinde gerçekleşti. Bu bölgede yaşayan vatandaşlarımızın, özellikle kadınların ekonomik, sosyal ve kültürel anlamda hayatları iyileşti, standartları yükseldi. Normalde sadece bir ev kadını olan onlarca yüzlerce hemşerimiz, burada işletmecilere dönüştüler. Yanlarında insanların çalıştığı, gençlerin istihdam edildiği yeni bir iklim doğmuş oldu. Tabi bu yaptığımız işler o dönemde son derece büyük işlerde. 35 sokakta 350 ev restore ettik. Evlerin yanı sıra, türbeler, mescitler, arastalar, çeşmeler, bedestenler, kervansaraylar, külliyeler ne kadar yer varsa restore edilmiş oldu. Sivil Türk mimarisinin dünyadaki en iyi örneklerinden birine dönüştü. Bu işler dünyanın da dikkatini çekti ve UNESCO tarafından Odunpazarı Dünya Miras Listesi’ne alındı. Maalesef 2014’ten sonra bu bölgeye karşı yeteri kadar sevgileri olmadığı için yeni yönetimin ciddi anlamda bir şey yapılmadı. Vatandaşlarımızla bir paydaşlık, çözüm ortaklığı ilişkisi kurulamadı. Aksine bizim el bebek gül bebek büyütmek zorunda kaldığımız, hayata kattığımız esnaf arkadaşlarımızla neredeyse işlerini sabote edecek derecede yaptırımlar uygulandı. Odunpazarı’nda 2004’te başlayan yükseliş, 2014’te aynı tempoda devam etmedi, hatta neredeyse durdu. Bir kaybımız var 5 senelik ama göreceksiniz 2014’ten sonra tekrar Odunpazarı’nın sınırlarını büyüterek, çerçevesini genişleterek, o gün sınırlandırdığımız alanı diğer mahallelere de yayarak, tarihi Odunpazarı’nı her anlamda bir sivil Türk mimarisi markasına beraberce dönüştüreceğiz.

ŞEHİR POTANSİYELİNİKULLANAMIYOR

Eskişehir sanayisi, üniversiteleri, kültür sanatı ve Eskişehirspor’u ile Anadolu’nun yıldızı olarak görülen bir şehir. Sizce Eskişehir hak ettiği değeri görüyor mu?

Eskişehir çok kıymetli ve değerli bir şehir. Hemşerilerimiz de çok kıymetli insanlar. Ancak maalesef olmamız gereken yerde değiliz. 27 Kasım’dan beri söylediğim bir şey var. Eskişehir’in büyük potansiyeli var. Ancak Eskişehir maalesef bu potansiyeli kullanamıyor. Eskişehir neredeyse şu an potansiyelinin yüzde 25’ini kullanan, yüzde 75’ini kullanamayan bir şehir olarak duruyor. Bunda şunun da etkisi var. Eskişehir’in biriktirmiş olduğu yüzlerce değeri var ancak bunlar bir araya getirilip, buradan büyük bir orkestra, büyük bir beste çıkartılamıyor. Önümüzdeki dönemde yapmamız gereken şey, Eskişehir’in bu zamana kadar biriktirmiş olduğu tüm değerleri bir araya getirmek ve buradan bir büyük besteyi yeniden inşa etmek. Eskişehir bundan 30 yıl önce Türkiye’nin ilk 10 ilinden biriyken, aradan geçen bu süre içerisinde şimdi ilk 30 ilinden birine dönüşmüş. Ekonomide kaybetmiş, ticarette kaybetmiş, sanayide istediğimiz kadar ilerleme kat edememiş, olması gereken yere ulaşamamış, bırakın onu olduğu yeri muhafaza edememiş. Bu şu anlama geliyor. Eskişehir’in bugün yeni bir silkinişe, yeni bir heyecana, morale ve motivasyona ihtiyacı var. Şimdi her türlü politik tercihleri bir yana bırakarak, Eskişehir’in geleceğini, çocuklarımızın geleceğini yeniden kurmak zorundayız. Eğer bunu yapabilirsek, başarabilirsek Eskişehir, geçmişte olduğu yere yeniden gelir. Türkiye’nin hiçbir yerinde Cumhuriyet yatırımları bu kadar yoktu. Eskişehir Cumhuriyet’in kazanımlarını en fazla hissetmiş, bunlardan en fazla pay sahibi olmuş şehir. Bunu şu anda aynı oranda devam ettiremiyoruz. Unu var bu şehrin, yağı var, suyu var, şekeri var ama helva yapabilecek bir takıma ve lidere ihtiyacı var. Eskişehir yorulmuş bir şehir, şimdi de bu yorgunluktan kurtulmanın zamanı geldi diye düşünüyorum.

MÜBALAĞA DİYORLARDI AZ BİLE SÖYLEMİŞİM

Gerçekleştirmiş olduğunuz restorasyon projesi ile Odunpazarı turizmde önemli bir konum kazandı. Büyükşehir Belediye Başkanı olduğunuz takdir de ne gibi turizm projeleriniz var?

Şöyle yapmamız gerekiyor. Odunpazarı’nda 2004’te başlayıp 2014’te maalesef duran ya da yavaşlayan bu ivmeyi yeniden bütün bir tarihi Odunpazarı’na yaymamız gerekiyor. 3-4 tane sokakta bu işi yapmış isek bunu bütün bir Odunpazarı’nın sınırlarına yaymamız gerekiyor. Eskişehir’in Odunpazarı ve Tepebaşı dışında da 12 ilçesi var ve bu ilçelerin her anlamda özellikle turizm çeşitliliği anlamında çok kıymetleri ve değerleri var. Seyitgazi’de, Han’da, Alpu’da, Mihalıççık’da, Sarıcakaya’da, Mihalgazi’de, Beylikova’da bir çalışma yapabiliriz. Eskişehir’in diğer ilçelerini de bu turizm ekolojisinin içerisine katabiliriz. Zaten biz şunu amaçlıyoruz. Eskişehir’e gelen turist sayısını artıralım. Odunpazarı’ne gelen turist sayısını sadece Odunpazarı’na değil, diğer ilçelerdeki destinasyona dahil edelim. Eskişehir’e gelen turist sayısının profilini yükseltelim. Eskişehir’de kalma süresini yükseltelim. Eskişehir’deki harcama miktarını da artıralım istiyoruz. Bunun için bir yerde inanç turizmi, bir yerde arkeoloji turizmi, bir yerde mağara turizmi belki bir yerde su ve çevre turizmi gibi başka başka şeyleri de gündeme getirerek Eskişehir’de sadece Odunpazarı’ndaki turizm hareketliliğini, yaklaşık 1-1 buçuk milyon yerli ve yabancı turisti şehrin tüm çeperlerine yaymamız gerekiyor. Göreceksiniz 5 yıl içerisinde Odunpazarı’nda 2004-2014 arasında yaptıklarımızın bir benzerini tüm Eskişehir için yapacağız. Belki şu olabilir. Başkanım bu söyledikleriniz biraz mübalağalı değil mi? Ama Odunpazarı Evleri’ni yaşatma projesinde de söylediklerim mübalağalı bulunuyordu. Ama şimdi baktığımızda az bile söylemişim. Hani 1-1 buçuk milyon civarında yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği, yüzlerce işletmenin olduğu, cam, çini, seramiğin ilk defa hayat bulduğu, lületaşının yeniden hayata döndüğü, kadınların istihdam edildiği, kadın üretiminin arttığı, neredeyse kadın dostu bir şehre dönüştüğü Eskişehir’in, kadınların ürettiklerini gönül rahatlığıyla satabildiği, Türkiye’de bir destinasyona dönüştü burası. Şimdi aynı şeyi ve daha fazlasını Odunpazarı’nı bir anlamda pergelin sabit ayağı olarak kabul ederek bütün bir şehre yaymamız gerekiyor. Bu şehir bunu yapabilir. Yeter ki biz Eskişehir ve Eskişehirlilere liderlik edelim, önlerini açalım. Yeter ki biraz önce söylediğim bu ahengi, tesis edelim, diyaloga ve işbirliğine açık olalım. Yeter ki Eskişehir için ortak aklı harekete geçirelim.

NE GÖNLÜM RAZI NE DE MÜSAADE EDERİM

Seçim kampanyanız boyunca yeni nesil belediyecilik vurgusu yaptınız. Nedir bu yeni nesil belediyecilik? Bize açıklar mısınız?

Eski nesil belediyecilikte, yani bizim alıştığımız klasik belediyecilikte, yerel yönetimler sadece kendilerine öğütlenmiş, alıştıkları şeyleri, yolları, bulvarları, parkları, sosyal donatıları yapan, kültür ve sanata işleri yapan ama orada duran belediyeler. Ama dünyanın her yerinde özellikle, Avrupa’da, Birleşik Devletler’de ve Japonya’da belediyeler neredeyse o şehrin her şeyinden sorumlular. Mesela bu şehirde bir istihdam sorunu varsa bununla kim ilgilenecek, kim sahip çıkacak. Bu şehrin sanayisi ile ilgili kafa yorulacaksa kim yoracak. Bu şehirde endüstriye, bilime ve teknolojiye ilişkin bir atılım ihtiyacı varsa bunu kim yapacak. Bu şehirde esnafın, tüccarın, yatırımcının, sanayicinin sorunlarını kim takip edecek. Bu şehirde yatırım yapılacaksa buna kim öncülük edecek. Dolayısıyla bunu kastediyorum. Biz 5 yıl içerisinde 10 bin genç arkadaşımızı istihdam edeceğiz dediğimizde, biz bu genç arkadaşlarımızın çalışacağı bir istihdam iklimini yaratacağız. Bunlara öncülük edeceğiz. Dolayısı ile klasik belediyeciliğin formatları ile ya da klasik belediyecilik anlayışı ile bu şehir artık yönetilemez. Bu şehri klasik belediyecilik anlayışı dışına çıkaran, çok daha vizyoner, çok daha geleceğe dönük bir bakış açısıyla yönetmemiz gerekiyor. Aksi halde bu şehir dünyanın kendi sektörlerinde gelişmiş şehirleri ile rekabet etme şansını kaybedecek. Benim de asla buna ne gönlüm razı ne de böyle bir şeye müsaade ederiz.

VATANDAŞLARLA YÖNETECEĞİZ

Şehri ortak akıl ile yönetmekten bahsettiniz. Helva örneği ile bunu açıkladınız. Peki siz bunu nasıl sağlayacaksınız?

Bu şehirde yalnız yaşamıyoruz. 900 bin civarlı nüfuslu olan, büyük bir organize sanayi bölgesi olan, sadece esnaf odalarına kayıtlı 20 bin civarında esnafı olan, ticaret odasına üye binlerce tüccarı olan, 3 tane üniversitesi olan, bu üniversitelerde binlerce öğrencisi olan bir şehirdeyiz. Dolayısıyla bu şehirle ilgili her ne yapıyorsanız, taraflarla bunu konuşmak zorundasınız. Örneğin Eskişehir’de bir imar problemi var. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin 20 yıldır aciz kaldığı, bir şey yapmadığı, yapamadığı ve yapmak da istemediği bir imar problemi var. Kenar mahalleler bundan 40 yıl önceki hali ile duruyorlar. Bunu kimlerle tartışabiliriz. İnşaat Mühendisleri Odası, Makine Mühendisleri Odası, Mimar Odaları, şehir plancıları, 3 üniversitenin ilgili akademisyenleri, ilçe belediyelerinin temsilcileri, inşaat sektörünün temsilcileri hatta vatandaş temsilcileri bir araya gelirsiniz. Eskişehir’in bütün paftalarını masanın üzerine yayarsınız. Sonra Eskişehir’deki  bu imar problemini, kısa vadede, orta ve uzun vadede nasıl bir şehir olması gerektiğine dair tartışırsınız. Beyin fırtınaları yaparsınız, istişarelerde bulunursunuz ve bir konsensüs oluştuğunda da bunu uygularsınız. Bunu böyle yapmamız gerekiyor. Kimseyi dinlemeyen, anlamayan, anladığı zaman da doğru anlamayan, mesafeli, vatandaşları konusunda şüpheli, onların düşünceleri konusunda endişeli olan bir yönetimle nasıl bir organizasyon oluşturacaksınız. Dolayısıyla biz şunu söylüyoruz. Bu şehri bu şehirde yaşayan hemşerilerimizle, kadınlarla, gençlerle bu şehirde yaşan tüm vatandaşlarla birlikte yöneteceğiz. Bu şehri çocuk dostu bir şehre, kadın dostu şehre dönüştüreceğiz. Kadın üretimini destekleyeceğiz. Çocuklarımızın hem beden sağlığı hem de ruh sağlığı açısından atılması gereken ne kadar adım varsa beraber atacağız.

BÜYÜKŞEHİR’DE LİDERLİK ZAFİYETİ VAR

2014 yılında çıkarılan Bütünşehir yasası ile Büyükşehir Belediyesi’nin hizmet alanı yüz kilometreyi aşan bölgelere genişledi. Bu konuda geçmiş dönemde sıkıntılar yaşandı. Bu sıkıntıların giderilmesi ve yaşanmaması için neler yapacaksınız?

Bunun için özel bir şey yapmanıza gerek yok. Odunpazarı nasıl sizin bir ilçeniz ise Günyüzü de sizin bir ilçeniz. Sadece birisi kent merkezinde, diğeri 130-135 kilometre daha ileride. Ama madem ki Büyükşehir Belediyesi büyük bir organizasyon ve organizma, buralarda yapılamayacak bir şey yok. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin hem kaynakları, hem imkanları hem mevzuatı, hem de ekibi ve kadrosu bütün bu işleri yapmaya muktedir. Ancak Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin liderliği konusunda bir zafiyeti var. Liderlik zafiyeti olan bir yerde kurum istese de bütün bunları yapamıyor. Yapmak istediğiniz takdir de Günyüzü’nde ya da yanı başınızdaki Alpu’da her şeyi yapabilirsiniz. Yeter ki yapmak ile ilgili bir arzunuz olsun. Hep söylüyorum Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nde şu anda belediye başkanının herhangi bir şeyi yapmak, herhangi bir projeyi hayata geçirmek, onu sonuçlandırmak konusunda arzusu yok. Bu olmayınca da diğer hiçbir şey maalesef yapılamıyor.

DÜNYAYA SANAT İHRAÇ EDECEĞİZ

Türkiye genelinde Eskişehir çağdaş, demokratik bir Avrupa kenti olarak görülüyor. Sizin döneminizde bu nasıl gelişecek?

Eskişehir hayatın her alanında kültürde, sanatta, ekonomide hayatın her alanında bugünkünden çok daha iyi olacak. Sanatta hangi şehirler iyi ise orayla, kültürde hangi şehirler iyi ise orayla rekabet edebilir bir hale gelecek. Eskişehir kültür ve sanatta iyi diyoruz. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin son 20 yılda yaptığı bir tane kongre ve kültür merkezi var bir de önceki dönemde başlamış, kabası bitmiş iken yeni dönemde bir opera binasına dönüştürülmüş bir yer var. 20 yılda koskoca şehirde üretilen sadece 2 tane kültür merkezi var. 20 yılda üretilen sadece 1 tane yüzme havuzu var. 20 yılda üretilen bir tane bile spor salonu yok. Cumhuriyet Halk Partisi adaylarını toplantısını 15 yıldır görev yapan Tepebaşı’nda, 5 yıldır görev yapan Odunpazarı’nda ve ya 20 yıldır görev yapan Büyükşehir Belediye başkanının yaptığı bir spor salonu da değil, Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından şehrimize kazandırılan bir kapalı spor salonunda yapmak zorunda kaldı. Bu bile trajik değil mi. Dolayısıyla biz Eskişehir’de kültürü de sanatı da sporu da bugün olduğu yerden çok daha iyi yerlere getireceğiz. Eskişehir’in hayatın bütün alanlarında yıldızını parlatacağız. Eskişehir sanat şehri diyoruz ama uluslararası bir müzik festivali devam ettirilemedi. Zeytinoğlu Vakfı ile işbirliği halinde yapılan o festivalin yapılması gerekiyordu. Hemen 2019’da o festivali hayata döndürüyoruz. Sonra bunun yanına hemen 2-3 tane daha festival ekliyoruz. Edinburg örneğindeki gibi Eskişehir’i dünyaya sanat ve kültür etkinliği ihraç eden bir şehir haline dönüştürmek istiyoruz. Yerel değerlerle bu şehrin biriktirdiği kültürleri harmanlayarak bütün bu donanımı daha fazla sanata ve kültüre dönüştürebileceğimiz bir destinasyon düşünüyoruz. Bugünkünden daha aktif ve canlı bir ortam oluşturmayı görev biliyoruz.

KIZILİNLER ARTIK BELEDİYE PROJESİ

Kızılinler projesi hakkında da bir takım spekülasyonlar dönüyor. Proje rafa kalktı, iptal oldu, Sayın Avcı Kültür ve Turizm Bakanı iken yapılmadıysa artık yapılmaz gibi söylemler var. Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

Bu proje artık Kültür ve Turizm Bakanlığı projesi değil, Büyükşehir Belediyesi projesi haline dönüştü. Afyonkarahisar’da, Kütahya’da, Denizli’de, Balçova’da bunu Kültür Bakanlığı mı yapıyor, hayır. O şehrin yerel yönetimlerinin koordinasyonundaki bir takım tarafından yapılıyor. Arkadaşlar, oynamasını bilmeyen gelin yerim dar dermiş, oynayacak yeri olunca da yenim dar dermiş. Şu anda tam da bu. Dolayısıyla Kültür Bakanlığı zaten orada yapmak istediklerini yapıyor. Planlamasını yaptı. Bölge zaten turizm destinasyonu olarak ilan edildi. Asıl yapması gereken bu. Göreceksiniz ben 5 yıl içerisinde orada Türkiye’nin en büyük termal sağlık turizmi şehrini kuracağım. Binlerce ama binlerce genç arkadaşımızın istihdamına öncülük edeceğiz. Orada 30 bin yatak kapasiteli bir suyumuz var şu anda. O su şu an Porsuk’a akıyor. O şifalı suyu Porsuk’a akmaktan kurtaracağız. Dünya’nın dört bir yanından bu şehre hastalar gelecek. Bir ay boyunca sabah akşam kür alacaklar. Akşama kadar da bu şehri gezecekler, yiyip içecekler, dolaşacaklar, alışveriş yapacaklar. Bu şehirde para bırakacaklar. Yani Eskişehir dünyanın dört bir yanına termal sağlık turizmi ihracatı yapan bir şehir haline gelecek. Şehrimiz daha zengin bir şehir haline gelecek. Bu şehrin esnafı da tüccarı da daha fazla para kazanacak. Hepimizin havuzuna biriken daha fazla bir gayri safi milli hasıla olacak. Bunun için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Onun için hiç öyle bahanelerin arkasına sığınmayacak. Hemen acilen şimdi iş yapacağız.

Muhabir: Milli İrade