ESKİŞEHİR

Kızını kaybeden anne isyan ediyor

Porsuk Çayı’na düşerek hayatını kaybeden 16 yaşındaki Kübra Akar’ın annesi, su kenarındaki yetersiz önlemlerin kızının hayatına mal olduğunu iddia ederek yetkililere isyan etti.

Geçtiğimiz 9 Eylül gecesi Kübra Akar(16) ile M.A (10) isimli iki çocuk, anneleri Belma Akar ile birlikte Porsuk Çayı kenarında otururken, henüz belirlenemeyen bir sebeple suya düşmüştü. Suya düşen M.A. annesinin çabasıyla kısa süre içerisinde sudan çıkarılırken, 16 yaşındaki Kübra hayatını kaybetmişti. Olayın ardından su kenarındaki yetersiz önlemlere tepki gösteren acılı anne, yetkililere isyan etti. Porsuk Çayı kenarında bariyer olmaması, uyarı levhalarının işlevsiz olması ve su kenarına kadar inen merdivenlerin ölüme davetiye çıkarmasına sinirlenen Belma Akar, “Burası bir katil, halkı suçlamak yersiz, ölenlerin hepsi aynı yaşta değil, her yaştan insan hayatını kaybediyor” dedi.

YAŞANANLARI ANLATTI

Yaşanan felaketin ardından olay yerine gelen Belma Akar, o gece yaşananları anlattı. Kızının isteği üzerine Porsuk Çayı kenarına vakit geçirmeye geldiklerini belirten Akar, “O gün çocuklarımla buraya oturmaya geldik. Kübra istedi ama ben pek istemedim sanki içime doğmuşçasına. Sonra geldiğimizde Kübra ‘çekirdek almak istiyorum’ dedi. Para verdim, bayiye gitti. Sonra şuradan köpeğimiz ve kardeşiyle beraber gülerek geliyorlardı. Onları bir an öyle gördüm, o an ben telefonda müzik falan dinliyordum, onları görünce başımı eğdim tekrardan. Sonra Muhammet'in bir anda sudan ‘anne’ diye seslendiğini duydum. Yanına gittim, hemen Muhammet'i sudan çıkarttım ve silkeledim. ‘Ablan nerede’ dedim, ‘Ablam suya düştü’ dedi. Suya baktım, hiçbir şey görünmüyordu, ondan sonra bağırmaya başladım. Etrafa insanlar gelmeye başladı. ‘Bırakın beni ben suya gireceğim’ dedim ama kimse bırakmadı tabii ki” şeklinde konuştu.

Porsuk Çayı’nda boğularak hayatını kaybeden her yaştan insan olduğunu dile getiren Belma Akar, su kenarındaki önlemlerin arttırılmaması durumunda başka hayatların da yitirileceğini söyledi. Yetkililerin bu konuda hatalı olduğunu, belediyenin önlemleri arttırması gerektiğini ifade eden Akar, şunları anlattı;

“Kızım on altı yaşındaydı. Burada çocuklar şakalaşabilir, oynaşabilir, dediğim gibi insanlar kavga edebilir. Tam şurada bir güvenlik önlemi, şuradaki demirler gibi bir demir olsaydı, ablasını ittiği zaman, çocuk içeri düşebilirdi ama gördüğünüz gibi hiçbir şekilde güvenlik yok. Kızımın öldüğü yer tam şurası. Ben Muhammet'i şuradan çıkarttım, Kübra da altındaymış. Herhangi bir tedbir yok gördüğünüz gibi hiçbir şey yok. Halka herhangi bir uyarı yok. İki üç tane tabela var ama tabelaların kimisi boş, kimisi de karalanıp, çizilmiş. Zaten buraya merdiven koymuşlar yani buraya inilebilir. Biz de gençliğimizde her zaman oturuyorduk ama başımıza gelmeyince anlamıyoruz. Ben ilk defa bir can veriyorum ama bu belediye defalarca can vermiş. Eskişehir’in tam ortasında nehir geçiyor, şu pisliği bataklığı görüyorsunuz. Bunun altı bataklık, boyun 190 santimetre de olsa bir şey ifade etmez çünkü altı balçık olduğu için takılıyor. Yaklaşık 2 ay önce Fatih Er diye bir genç ölmüş, şu anda kızımla yan yana yatıyorlar. Mesela o çocuk yüzmeyi biliyor, ama boğuldu. Suyun derinliği 3 metre, normalde bir havuzun boyu bile 160 santimetreyi geçmemesi lazım. Burası bir katil halkı suçlamak yersiz, ölenlerin hepsi aynı yaşta değil, her yaştan insan var genç ve yaşlı olarak. Bu su buradan geçtiği sürece, temizlenmediği ve önlem alınmadığı sürece, insanlar öldü, ölmeye de devam edilecek. Şehrimizin ortasından bir pislik geçiyor. Böyle bir insan canı alan katil geçiyor. Tamam, biz halk olarak belki düşünemeyebiliriz çünkü bize bu yolu vermişler. Bizde de hata olabilir ama burada en büyük hata Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’ne aittir." (İHA)

{ "vars": { "account": "UA-99020016-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }