Eskişehir’de, misafirlikte dünyaya gözlerini açan Coşkun Demirbakan’ın kütüğü İstanbul’a kayıtlıydı. Kadıköy’de, bahçeli bir evde büyüdü. Çocukluk yıllarını, top peşinde koşarak geçirdi desek yeri. Sabahları uyanır uyanmaz mahalle aralarında top peşinde koşar, akşam olana kadar oyunu bırakmazdı. Sahil kenarlarında balık tutar, kendi yaptıkları patenlerle kayarlardı. Topaç, mahalledeki en popüler oyuncaklardan biriydi. Çocukluğu doyasıya yaşayan isimlerden biri kendisi.
Basketbol, futbol, voleybol gibi pek çok spor dalında yeteneklerini sergiledi. Ama asıl tutkusu futbolda yoğunlaştı. Oyun alanlarında gösterdiği kararlılık, azim ve yetenek onu kısa sürede fark edilir hale getirdi. Bir dönem kendisine yapılan haksızlıklara boyun eğmedi hatta bunun için “ geri geleceğim” diyerek gitmeyi bildi. Ve sözünü tuttu. Futbola dönüşü, Fenerbahçe’ye yaptığı büyük transferle taçlandı. Bu, onun kariyerinde bir dönüm noktası oldu.
Kariyerinde önemli başarılar elde etti. Futbola olan yaklaşımı her zaman disiplin ve özveri odaklıydı. Fatih Terim ile özdeşleşmiş “İmparator” lakabı, aslında ilk kez ona verilmişti. Ancak o, unvanlardan ziyade başarıların konuşulmasını tercih etti. “İspatladığın başarın yoksa anlatmayacaksın,” derken daima sahadaki performansın önemine vurgu yaptı.
Kariyerinin sonuna yaklaştığında, “Eğer top kaleciden dönüp de bizim gol yememize sebep olursa, futbolu bırakacağım,” dedi. Ve dediği gibi oldu; bu olay gerçekleştiğinde futbolculuk kariyerine nokta koydu.
Futbolculuk kariyerinin ardından Tuncay Şanlı ve Aykut Kocaman gibi oyuncuları teknik direktör olarak yönetti. Türk futbolunun potansiyeline olan inancını her zaman dile getirdi. Ancak yeterlilik duygusunun, futbolun gelişimini durdurduğunu savundu. “Bu iş özveri ve disiplin ister.” diye de ekledi.
Onun için futbol sadece bir oyun değil, hayatın ta kendisiydi. Ancak her zaman azim, özveri ve disiplinin, futbol sahasının ötesinde de hayatın temel taşları olduğunu vurguladı.
Bu hikâye, sadece bir futbolcunun değil, aynı zamanda bir dönemin ruhunu yansıtan bir insanın hikâyesidir. Kadıköy’ün sokaklarında başlayan bu serüven, Türk futbolunun altın sayfalarına ismini yazdıran bir efsanenin hikayesidir.