İlişkilerde iletişimi keserek karşı tarafı cezalandırma yöntemi olarak öne çıkan manipülatif sessizlik, bireylerin duygusal dünyasını kontrol altına almayı hedefleyen pasif bir güç mücadelesi olarak tanımlanıyor.
Sessizlik Bir Duygusal Kontrol Aracı Olarak Kullanılıyor
İlişkilerde manipülatif sessizlik, özellikle gizli ve yıkıcı narsistik yapılarda yalnızca iletişimin durdurulması anlamına gelmiyor; karşı tarafın duygusal dünyasını kontrol altında tutma stratejisine dönüşüyor. Uzman Klinik Psikolog Aslı Kanizi, bu yapıdaki bireylerin kendi ihtiyaçlarını, kırılganlıklarını veya öfkelerini doğrudan ifade edemediklerini belirterek sessizliği pasif bir araç şeklinde kullandıklarını aktardı. İletişimi kesmek, geri çekilmek ve karşı tarafı yok saymak suretiyle kişide kaygı, suçluluk ve terk edilme korkuları tetikleniyor. Bu durum, ilişkinin eşit bir iletişim alanı olmaktan çıkıp narsist bireyin duygu düzenleme ihtiyacına hizmet eden bir yapıya bürünmesine yol açıyor.
Çatışmadan Kaçınma Kisvesi Altında Güç Mücadelesi
Sergilenen manipülatif tutum çoğu zaman sakinleşme, zamana ihtiyaç duyma veya tartışmayı büyütmeme bahanesiyle sunulsa da temel amacın çözüm arayışı değil, güç kazanma arzusu olduğu ifade ediliyor. Erken çocukluk döneminde koşullu sevgiye maruz kalan veya duygusal ihtiyaçları karşılanmayan bireylerde yetişkinlikte bu ceza biçiminin ortaya çıkabildiğine dikkat çekiliyor. Bu süreçte karşı tarafın varlığı, sevgisi ve ilgisiilinçli biçimde askıya alınırken; narsist taraf üstünlük hissini korumayı hedefliyor. Süreç boyunca karşı taraf neyi yanlış yaptığını anlamaya çalışırken sürekli çabalayan ve onarmaya çalışan konuma sürükleniyor.
Kişilerarası ilişkilerde sağlıklı bir sınır koyma veya dinlenme aracı olarak kullanılabilen geçici sessizlik, narsistik kişilik yapılanmalarında karşı tarafın gerçeklik algısını bozmaya yönelik süreklilik arz eden bir cezalandırma mekanizmasına dönüşebilmektedir.
Uzman Klinik Psikolog Aslı Kanizi, manipülatif sessizliğin bir kişisel sınır veya iletişim tarzı olmadığını, aksine benliği aşındıran patolojik bir ilişki düzenleyicisi olduğunu vurguladı. Sağlıklı bağlarda sessizliğin onarıcı olabildiğine değinen Kanizi, narsistik yapılarda ise sessizliğin cezalandırıcı ve ilişkinin dengesini bozacak kadar güçlü bir etki ürettiğini belirtti.





