Gazetecilik etik ilkeleri gereği yanlış bilginin düzeltilmesi (tekzip), medyanın güvenilirliği açısından hayati bir önem taşır. Geçtiğimiz dönemde Halk TV internet sitesinde yayımlanan ve Medya 26 Grup Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Yıldırım’ı hedef alan iddialar, kanalın yayımladığı düzeltme metniyle resmen çürütüldü. Yıldırım’ın "gümüş kaçakçılığı" iddiasıyla gözaltına alındığına dair yayımlanan haberlerin tamamen asılsız olduğunun ortaya çıkması, yerel ve ulusal medyada yankı uyandırdı. Kamuoyunda oluşturulan yanlış algının yıkılması adına yayımlanan bu düzeltme, yargısız infazın medya eliyle yapılmasının yarattığı tahribatı bir kez daha gözler önüne serdi.
İddialar Çürütüldü: "Herhangi Bir Suç Kaydı Mevcut Değil"
Halk TV tarafından yayımlanan düzeltme metninde, Gökhan Yıldırım hakkında ortaya atılan suçlamaların hiçbir hukuki dayanağının olmadığı açıkça belirtildi. Metinde; Yıldırım hakkında gümüş kaçakçılığına ilişkin bir suç isnadı, yürütülen bir soruşturma, verilmiş bir tutuklama veya adli kontrol kararı bulunmadığı vurgulandı. Kamuoyuna yansıtılanın aksine, Yıldırım’ın farklı ve gizlilik kararı bulunan bir dosya kapsamında sadece ifadesine başvurulmak üzere emniyete çağrıldığı, bu durumun söz konusu kaçakçılık iddialarıyla hiçbir ilgisinin bulunmadığı net bir dille ifade edildi.
Kişilik Hakları ve Ticari İtibarın Hedef Alınması
Yayımlanan düzeltmede dikkat çeken bir diğer nokta ise haberin sunuluş biçimi oldu. Yıldırım’ın Medya 26 Grup sahibi sıfatı ve AK Parti’ye yakınlığı vurgulanarak açıkça hedef gösterildiği, fotoğrafının herkes tarafından teşhis edilebilecek şekilde paylaşıldığı belirtildi. Yapılan haberin sadece yanlış bilgi içermediği, aynı zamanda bir "suçlu algısı" oluşturmak amacıyla kurgulandığı ifade edildi. Bu durumun Yıldırım’ın toplumsal saygınlığını ve ticari itibarını ağır şekilde zedelediği kaydedilirken, hukuki hakların saklı kalmak kaydıyla kamuoyunun bilgilendirilmesi yoluna gidildi.
Yılmaz Karaca Neden Sessiz?
Halk TV’nin hatasını düzelterek yeni bir metin yayımlamasına rağmen, Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF) Genel Başkanı Yılmaz Karaca’nın tavrı tepki topluyor. Karaca’nın sosyal medya hesabından yaptığı ve benzer asılsız iddiaları içeren paylaşımı henüz silmemiş olması, gazetecilik meslek ilkeleriyle bağdaşmayan bir tutum olarak değerlendiriliyor. Meslek örgütü lideri pozisyonundaki bir ismin, haberin yalan olduğu resmi mercilerce ve bizzat yayımlayan organ tarafından kabul edilmesine rağmen geri adım atmaması, etik bir kriz olarak nitelendiriliyor.

Uzman Analizi: Dijital Medyada Yalan Haberin Yayılımı
İletişim uzmanları, dijital medyada yayımlanan bir yalan haberin etkisinin, düzeltme yayımlansa dahi tamamen silinmesinin zor olduğuna dikkat çekiyor. Birinci elden gözlemlerimiz; sansasyonel ve suçlayıcı haberlerin "düzeltme" metinlerine göre çok daha hızlı yayıldığı ve dijital ayak izi bıraktığı yönündedir. Gökhan Yıldırım olayında olduğu gibi, bir kişinin siyasi kimliği veya ticari konumu üzerinden yapılan "algı haberciliği", medyanın dördüncü güç olma sorumluluğuna zarar vermektedir. Bu noktada yargı kararı olmadan kişilerin suçlu ilan edilmesi, telafisi güç zararlar doğurabilmektedir.
Hukuki Süreç ve Gelecek Adımlar
Gökhan Yıldırım’ın avukatları aracılığıyla yayımlanan metinde, kişilik haklarına saldırı teşkil eden bu yayınlar hakkında cezai ve hukuki her türlü davanın açılma hakkının saklı tutulduğu belirtildi. Yanlış haberin düzeltilmesi sürecin bir parçası olsa da, uğranılan itibar kaybı ve manevi zararlar için yargı yoluna gidilebileceği sinyali verildi. Eskişehir medya camiası ve iş dünyası, sürecin nasıl ilerleyeceğini ve meslek etiğine aykırı davranan diğer mecraların nasıl bir tavır alacağını yakından takip ediyor.



