Eskişehir denildiğinde akla ilk olarak hareketli cadde ve parklar, Porsuk Çayı boyunca uzanan çay bahçeleri ya da renkli kültür-sanat etkinlikleri gelebilir. Yerel bir gazeteci ve sahadan izlenimler toplayan bir haberci olarak sokakları adım adım gezdiğimde, bu kentin göründüğünden çok daha fazlası olduğunu her fırsatta gözlemliyorum. Eskişehir, yüzyıllar boyunca Anadolu'nun kalbinde yer alan, imparatorlukların geçiş yollarını tutan ve stratejik kararların alındığı kritik bir köprü işlevi görmüştür.

Frig Vadisi'nin kayalara kazınmış mistik izlerinden Cumhuriyet döneminin sanayileşme atılımlarına kadar pek çok tarihi kırılma noktası bu topraklarda yaşanmıştır. Ne var ki popüler turizm rehberlerinde genellikle bu derinliklerin yüzeysel kalabildiğini görüyoruz. Bu rehberde, arama motorlarında yüzeysel bilgilerle vakit kaybetmenizi engelleyecek biçimde, Eskişehir'in az bilinen ancak tarihsel açıdan büyük öneme sahip 5 gizli değerini tüm ayrıntılarıyla ele alacağız.

1. Frig Medeniyeti'nin Dini ve Kültürel Merkezi: Yazılıkaya (Midas Kenti)

Anadolu arkeolojisinde Gordion sıklıkla siyasi başkent olarak anılsa da Frig halkının inanç, ritüel ve kültür dünyasının kalbi Eskişehir sınırları içinde yer alan Han ilçesindeki Yazılıkaya (Midas Kenti) bölgesidir. Sahada yapılan arkeolojik araştırmalar ve gözlemler, bu devasa kaya anıtının sadece bir görsel mirastan ibaret olmadığını, aynı zamanda dönemin ileri seviye mühendislik ve taş işçiliği yeteneklerini sunduğunu açıkça göstermektedir.

Yazılıkaya Anıtı, Matar Kubileya (Ana Tanrıça Kybele) adına oyulmuş görkemli bir açık hava tapınağıdır. Kayaların üzerine kazınmış geometrik motifler, dönemin inanç ritüellerini ve hiyerarşik yapısını anlamak adına tarihçilere eşsiz veriler sunar. Bölgedeki kaya sunakları, gizli sarnıçlar ve anıtsal girişler, Eskişehir'in Antik Çağ'da sadece bir yerleşim yeri değil, tüm bölgeye yön veren kutsal bir ziyaret adresi olduğunu kanıtlar niteliktedir.

2. Anadolu'nun İlk Harçsız Taş Mimarisi: Şarhöyük (Dorylaion)

Eskişehir kent merkezinin hemen yanı başında bulunan Şarhöyük, antik adıyla Dorylaion, kentin kesintisiz binlerce yıllık yerleşim tarihine ışık tutan en önemli arkeolojik alanlardan biridir. Yapılan kazılarda elde edilen bulgular, bölgedeki ilk yerleşimin Tunç Çağı'na kadar uzandığını ve Dorylaion'un Frig, Hellenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde kilit bir ticaret ile konaklama noktası olduğunu göstermektedir.

Dorylaion, kaplıcaları ve stratejik yolların kesişim noktasında yer alması nedeniyle Bizans imparatorlarının ordularını topladığı ve sefer öncesi konakladığı bir askeri üs konumundaydı. Ayrıca Osmanlı dönemine geçiş sürecinde de ticari canlılığını korumuştur. Şarhöyük'te sürdürülen arkeolojik çalışmalar, Eskişehir'in modern şehir dokusunun hemen altında nasıl katmanlı bir medeniyet birikimi yattığını açıkça ortaya koymaktadır.

3. Osmanlı Devleti'nin İlk Kanunu ve Sikkesinin Basıldığı Yer: Karacaşehir Kalesi

Osmanlı Devleti'nin kuruluş süreci incelendiğinde genellikle Söğüt ve Domaniç ön plana çıksa da, devletleşme yolundaki en somut idari adımlar Eskişehir sınırları içerisindeki Karacaşehir Kalesi'nde atılmıştır. Tarihi kaynaklar ve alanında uzman tarihçilerin analizleri, Osman Bey'in ilk hutbeyi burada okuttuğunu ve ilk Osmanlı basımı sikkenin bu bölgede tedavüle girdiğini doğrulamaktadır.

1299 yılında Karacaşehir'in fethiyle birlikte, bölgede ilk pazar vergisinin (Bac vergisi) ihdas edilmesi, Osmanlı'nın aşiret yapısından düzenli bir devlet idaresine geçişinin ilk hukuki belgesi kabul edilir. Kent merkezine oldukça yakın bir konumda yükselen bu kale, Osmanlı Hukuku ve mali sisteminin doğuşuna tanıklık etmiş, Türk-İslam tarihi açısından dönüm noktası sayılan gelişmelere ev sahipliği yapmıştır.

4. Selçuklu Ahşap Mimarisi ve Geometrik Sanatın Zirvesi: Sivrihisar Ulu Camii

Eskişehir'in Sivrihisar ilçesinde yer alan Sivrihisar Ulu Camii, Anadolu Selçuklu döneminden günümüze ulaşan en görkemli ahşap direkteki camilerden biridir. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde de yer alan bu yapı, çivi kullanılmadan geçme tekniğiyle (kündekari) inşa edilmiş ahşap sütunları ve minberiyle Türk mimarlık tarihinin şaheserleri arasında gösterilmektedir.

67 adet ahşap sütun üzerine oturtulan yapının her bir sütun başlığı, farklı dönemlere ait devşirme taşlar ve özgün ahşap işçilikleri barındırır. Cami içerisine adım attığınızda hissettiğiniz acoustics ve ahşabın doğal dokusu, Selçuklu ustalarının mühendislik ve estetik anlayışındaki yetkinliğini gözler önüne serer. Sivrihisar Ulu Camii, Eskişehir'in İnanç turizmi ve geleneksel sanatlar açısından ne kadar zengin bir altyapıya sahip olduğunun somut bir kanıtıdır.

5. Türkiye’nin İlk Sanayi Hamlelerinin Doğuş Noktası: TÜRASAŞ ve Devrim Otomobili

Eskişehir, sadece antik ve orta çağ tarihiyle değil, yakın dönem Cumhuriyet sanayi tarihi açısından da pioneer (öncü) bir role sahiptir. 1894 yılında Bağdat Demiryolu'nun yapımı sırasında kurulan Eskişehir Cer Atölyesi (bugünkü adıyla TÜRASAŞ), Türkiye'nin ağır sanayi ve demiryolu teknolojisindeki ilk ciddi adımlarının atıldığı merkezdir.

Bu atölye, 1961 yılında Türk mühendis ve işçilerinin kısıtlı imkanlarla, tamamen yerli imkanlarla tasarlayıp ürettiği ilk Türk otomobili olan "Devrim"e ev sahipliği yapmıştır. Ayrıca Türkiye'nin ilk buharlı lokomotifi olan "Karakurt" da yine bu tesislerde imal edilmiştir. Yerinde inceleme fırsatı bulduğunuzda Devrim otomobilinin detayları, Cumhuriyet dönemi Türk mühendislik azminin ve sanayileşme vizyonunun ne denli güçlü olduğunu hissettirmektedir.

Kaynak: haber merkezi