Geri dönüşüm… Kulağa artık sıradan gelen ama aslında geleceğimizi doğrudan ilgilendiren en hayati başlıklardan biri. Bugün dünyada yaşanan iklim krizinden doğal kaynakların hızla tükenmesine kadar pek çok sorunun merkezinde “tüketim alışkanlıklarımız” var. Ve bu alışkanlıkları değiştirebilmenin en somut yollarından biri de geri dönüşüm.

Tepebaşı özelinde konuya baktığımızda ise elimizde oldukça çarpıcı veriler var. Rakamlar, lafı dolandırmadan gerçeği net biçimde ortaya koyuyor.

Tepebaşı Belediyesi’nin 2025 yılı geri dönüşüm performansı, bu alanda ne kadar ciddi ve sistemli bir çalışma yürütüldüğünü gösteriyor. Tam 6 milyon 433 bin 125 kilogram atık… Yanlış okumadınız. Milyonlarca kilogram atık, çöpe gitmek yerine geri dönüştürülerek hem çevre korunmuş hem de ekonomiye kazandırılmış.

Bu toplamın detaylarına indiğimizde tablo daha da anlam kazanıyor. 6 milyon 40 bin 842 kilogram ambalaj atığı, 145 bin 122 kilogram bitkisel atık yağ, 242 bin 480 kilogram tekstil atığı, 4 bin 450 kilogram atık ilaç ve 231 kilogram atık pil… Her biri ayrı ayrı çevre için büyük tehdit oluşturabilecek bu atıklar, doğru sistem ve doğru bilinçle yeniden kazanıma dönüştürülmüş durumda.

Aslında bu başarı bir günde ortaya çıkmadı. Tepebaşı Belediyesi, 2009 yılından bu yana ilçede geri dönüşüm atıklarını topluyor. 2020 yılında ise işi bir adım daha ileri taşıyarak Sıfır Atık Yönetim Planını oluşturdu ve Sıfır Atık Belgesini aldı. Bugün ilçede bulunan 1. Sınıf Atık Getirme Merkezi sayesinde 13 farklı kategorideki atık ayrıştırılarak geri dönüştürülebiliyor. Yani sistem var, altyapı var, plan var.

Peki ya biz?

İşte tam bu noktada işin en kritik kısmına geliyoruz. Çünkü ne kadar iyi bir sistem kurarsanız kurun, vatandaşın desteği olmadan bu çarkın dönmesi mümkün değil. Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç’ın da altını çizdiği gibi, yürütülen çalışmaların her geçen yıl güçlenmesinin en önemli nedeni vatandaşların desteği.

Geri dönüşüm sadece belediyenin görevi değil. Bu, hepimizin ortak sorumluluğu. Evimizde ambalaj atığını ayrı bir poşette biriktirmek, bitkisel atık yağı lavaboya dökmek yerine toplama noktalarına ulaştırmak, kullanmadığımız tekstil ürünlerini çöpe atmak yerine geri kazanıma yönlendirmek… Bunların hiçbiri zor değil. Ama etkisi tahmin ettiğimizden çok daha büyük.

Şunu unutmamak gerekiyor: Bir litre atık yağın binlerce litre suyu kirletebildiği bir dünyada yaşıyoruz. Küçük gibi görünen bir ihmal, büyük çevre felaketlerine dönüşebiliyor. Aynı şekilde geri dönüştürülebilen bir ambalaj atığı, hem doğal kaynakların korunmasını sağlıyor hem de enerji tasarrufu anlamına geliyor.

Başkan Ataç’ın “Gelecek nesillere daha temiz, daha sağlıklı ve yaşanabilir bir Tepebaşı bırakmak en önemli sorumluluklarımızdan biri” sözleri, aslında meselenin özeti. Bu sadece bugünün değil, yarının meselesi. Çocuklarımıza nasıl bir kent, nasıl bir çevre bırakacağımızla ilgili.

Tepebaşı’nda ortaya konan rakamlar umut verici. Demek ki doğru politikalarla, kararlı bir belediyecilik anlayışıyla ve en önemlisi vatandaşın bilinçli desteğiyle ciddi mesafeler alınabiliyor. Ama bu yeterli mi? Elbette değil. Daha fazlasını yapmak zorundayız. Daha fazla ayrıştırmalı, daha fazla bilinçlenmeli, daha fazla sahip çıkmalıyız.

Çünkü geri dönüşüm sadece çöp meselesi değil.

Geri dönüşüm, aslında gelecek meselesi.