Küresel iklim değişikliğiyle birlikte sıklığı artan sıcak hava dalgaları, kalp ve damar sağlığı üzerinde ölümcül tehditler oluşturuyor. Yüksek sıcaklık dalgalarında vücutta yaşanan yoğun sıvı kaybı ve damar genişlemesi, kalbin iş yükünü maksimum seviyeye çıkarıyor. Uzmanlar, özellikle risk grubundaki bireylerin ve açık alanda çalışanların güneşin dik olduğu saatlerde yoğun fiziksel aktivitelerden kaçınması gerektiği yönünde hayati uyarılarda bulunuyor.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Baltalı, son 15-20 yıllık süreçte iklim değişikliğinin etkisiyle sıcaklık değerlerinin kritik seviyelere ulaştığını belirtti. Avrupa genelinde hava sıcaklıklarının 30-35 santigrat derecenin üzerine çıkmasıyla birlikte acil servise başvuru ve vefat oranlarında ciddi artışlar gözlendiğini ifade eden Prof. Dr. Baltalı, çevre sıcaklığı yükseldiğinde insan vücudunun dengesini korumak adına iki temel savunma mekanizmasını devreye soktuğunu açıkladı.
Vücudun Sıcağa Karşı Gösterdiği İki Temel Reaksiyon
Hava sıcaklığı belirli bir eşiği geçtiğinde, vücut kendini soğutabilmek amacıyla ilk olarak damarları genişletiyor. Tıp literatüründe vazodilatasyon olarak adlandırılan bu damar genişlemesi, kan basıncının ani şekilde düşmesine ve kişide fenalık hissinin uyanmasına yol açıyor. Vücudun ikinci reaksiyonu ise iç ısıyı dengede tutabilmek için terleme mekanizmasını çalıştırmak oluyor; ancak yüksek sıcaklık altında kesintisiz ve yoğun şekilde terlemek, vücudun hayati oranda sıvı kaybetmesine zemin hazırlıyor.
Kalbin İş Yükü ve Artan Oksijen İhtiyacı
Sıvı kaybının artması ve damarların genişlemesi nedeniyle kalp, tüm dokulara yeterli miktarda kan ulaştırmak için normalden çok daha fazla kasılmak ve hızlanmak zorunda kalıyor. Bu durum kalbin üzerindeki iş yükünü artırırken, organın oksijen gereksinimini de doğrudan tırmandırıyor. Sıcaklığın 39-45 derece seviyelerine ulaştığı periyotlarda dışarıda bulunmanın büyük tehlike arz ettiğini belirten Baltalı; sporcular antrenmanlı olsa dahi, bu ağır hava şartlarında açık alanda çalışan işçilerde ve yoğun efor sarf eden bireylerde ani ölüm oranlarının net bir biçimde yükseldiğini vurguladı.
Aşırı sıcakların getirdiği olumsuz kardiyovasküler etkiler, toplumun belirli kesimlerinde çok daha yıkıcı sonuçlar doğurabiliyor. Yaş ilerlemesine bağlı olarak metabolik yanıtları ve uyum yeteneği azalmış olan yaşlı bireyler, kronik kalp-damar rahatsızlığı bulunanlar ve kalp yetmezliği hastaları bu süreçte en yüksek risk grubunu oluşturuyor. Vücudun susuz kalması ve biyolojik dengenin bozulması, mevcut kronik hastalıkların aniden şiddetlenmesini tetikleyebiliyor.
Yüksek sıcaklık dalgalarının yaşandığı dönemlerde hayati tehlikelerden korunmak için birtakım temel tedbirlerin titizlikle uygulanması gerekiyor. Sıcaklığın zirve yaptığı saatlerde zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmaması, dehidrasyon yani susuzluk riskine karşı gün içinde bol sıvı tüketilmesi büyük önem taşıyor. Fiziksel aktivitelerin ve spor rutinlerinin günün en sıcak anlarında tamamen durdurulması, bu tür egzersizlerin mutlaka havanın serinlediği sabahın erken saatlerine veya akşam vakitlerine kaydırılması gerekiyor.