Çini sanatı, asırlardır Türk estetik anlayışının en zarif dışavurumlarından biri olmuştur. Ancak bazen bir sanat eseri, sadece bir süsleme olmanın ötesine geçerek bir ulusun hafızası haline gelir. Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçısı Fahri Çetinkaya, 40 yıllık mesleki tecrübesini "İlk Önce Türk Vardı" isimli devasa projesinde zirveye taşıdı. 2 bin 300 yıllık bir kronolojiyi çamur, boya ve ateşle buluşturan bu 27 metrelik eser, Türk tarihinin epik bir görsel şöleni niteliğinde. Sanatçının İstiklal Mahallesi’ndeki atölyesinde sessiz sedasız tamamlanan bu başyapıt, geleneksel el sanatlarımızın ulaştığı teknik ve sanatsal sınırı yeniden tanımlıyor.

Sergiii

2 bin 300 Yıllık Tarih Bir Panoda: İçerik ve Semboller


Fahri Çetinkaya’nın eseri, kronolojik bir anlatımı çini karolarına sığdırıyor. Anlatım, Büyük Hun İmparatorluğu’nun kurucusu Metehan tasviriyle başlayıp Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e kadar uzanıyor. Eserin içerisinde sadece liderler değil; Türk dilinin temel taşı Divânu Lugāti't-Türk, milli kimliğin yazılı kanıtı Orhun Yazıtları, 24 Oğuz Boyu’nun tamgaları ve Oğuz Kağan yasaları gibi kritik semboller de yer alıyor. 1071 Malazgirt Zaferi ve İstanbul’un Fethi gibi askeri başarılar, çininin parlak ve kalıcı dokusuyla ölümsüzleştirilmiş durumda.

Sanatın Teknik Mutfağı: 900 Derecelik Risk ve Sabır


Bu ölçekte bir çini eser üretmek, sadece yetenek değil, aynı zamanda ciddi bir mühendislik ve sabır gerektiriyor. Çetinkaya, eser için özel olarak hazırlanan "bisküviler" (pişirilmiş ama sırlanmamış çini parçaları) üzerine çizimlerini gerçekleştirdi. Sanatçının kullandığı "kristalize mat sırlama" yöntemi, esere hem derinlik hem de modern bir estetik katıyor. Yaklaşık 900 derecelik fırınlarda pişen bu 230 parçanın her biri, fırınlanma aşamasında kırılma veya renk kaybı gibi büyük riskler taşıyordu. 11 yıl süren bu süreçte, her parçanın birbirini milimetrik olarak tamamlaması, 40 yıllık bir tecrübenin ürünüdür.

Sanatt

"Genç Nesil Kahramanlarını Tanısın": Eserin Misyonu


Sanatçı Çetinkaya, bu eseri tasarlarken en büyük motivasyonunun gençler olduğunu belirtiyor. "Evlatlarımız kendi kahramanlarının kimler olduğunu bilsinler" diyen sanatçı, dijital dünyanın karmaşasında kaybolan genç kuşaklara, atalarının 2 bin 300 yıllık şanlı geçmişini sanatsal bir dille hatırlatmayı amaçlıyor. Bu yönüyle eser, sadece bir sanat objesi değil, aynı zamanda görsel bir tarih dersi niteliği taşıyor. Gençlerin bu denli büyük ölçekli ve estetik bir çalışma karşısında tarihlerine duyacakları merakın, eserin en büyük başarısı olacağı vurgulanıyor.

Dünyanın En Büyük Çini Koleksiyonu Ünvanı


Ebatları ve içerdiği figür yoğunluğu açısından bakıldığında, "İlk Önce Türk Vardı", bugüne kadar yapılmış en kapsamlı çini koleksiyonu olarak değerlendiriliyor. Daha önce Piri Reis haritası ve Matrakçı Nasuh eserleri gibi önemli projeleri de çiniye aktaran Çetinkaya için bu çalışma, bir "ustalık dönemi" imzası taşıyor. Eserin bütüncül yapısı, 27 metrelik yatay uzunluğu nedeniyle sergilenmesi için özel bir alan ihtiyacını da beraberinde getiriyor. Bu durum, eserin bir müze veya prestijli bir kamu binasında kalıcı olarak yer alması gerekliliğini doğuruyor.

Çini Sanatında Gelenek ve Yenilik


Fahri Çetinkaya, geleneksel çini motiflerini (lale, karanfil, rumi gibi) aslına sadık kalarak kullanırken, portre ve tarihi olay anlatımıyla sanata yeni bir boyut kazandırıyor. Geleneksel olarak cami, türbe veya saray süslemelerinde kullanılan çini, bu projeyle bir "hikaye anlatıcılığı" (storytelling) aracına dönüşmüş durumda. Kristalize mat sır kullanımı gibi modern tekniklerin, yüzyıllar öncesinin motifleriyle birleşmesi, Türk çini sanatının statik bir hobi değil, yaşayan ve gelişen bir disiplin olduğunu kanıtlıyor.

Kaynak: Haber Merkezi