Sosyal güvenlik mevzuatındaki statü karmaşası nedeniyle yıllarca mağduriyet yaşayan binlerce sigortalıyı yakından ilgilendiren tarihi bir emsal karar, Türk yargısının en üst merciinden geldi. Çalışma hayatı boyunca Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) bünyesinde yoğun prim ödemesine rağmen, son yıllardaki statü değişiklikleri gerekçe gösterilerek isteği dışında Bağ-Kur üzerinden emekli edilen bir vatandaşın başlattığı yasal mücadele zaferle sonuçlandı. Yerel mahkemenin sigortalı lehine verdiği kararda direnmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, hak kaybına yol açan kurumsal uygulamayı haksız bularak milyonlarca emekli adayının önünü açacak dönüm noktası bir tescile imza attı.
Son 7 Yıl Kuralı Hak Kaybına Yol Açtı
Yasal sürece konu olan davada mudi; çalışma hayatı boyunca 506 sayılı Kanun hükümleri kapsamında tam 6 bin 730 gün SSK tescilli hizmet süresine sahipti. Bunun yanında kariyerinin farklı dönemlerinde 450 gün Emekli Sandığı ve 2 bin 92 gün de Bağ-Kur primi ödemişti. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), mevzuatta yer alan "son 7 yıllık hizmet süresi içinde en fazla hangi statüde prim ödendiyse oradan emekli olunur" maddesini gerekçe göstererek, sigortalıyı Bağ-Kur şartlarına göre emekli etti.
Davacı vatandaş ise SSK'nin yaşlılık aylığı bağlanması için aradığı 25 yıllık sigortalılık süresi ve 5 bin prim günü şartlarının tamamını çok daha önce bütünüyle yerine getirdiğini belirterek, haksız biçimde Bağ-Kur statüsüne mahkum edilmesine karşı yargı yoluna gitti.
Yerel Mahkeme Direndi, SGK'ye Faiz Şoku Çıktı
İlk derece mahkemesinde görülen davada hakim, müracaat sahibinin taleplerini haklı bularak geriye dönük hak edişlerin ödenmesine hükmetti. Mahkeme, davacının 01.04.2002 tarihi itibarıyla SSK üzerinden yaşlılık aylığına hak kazandığını tescil ederek o dönem için aylığının 234,39 TL olarak bağlanması gerektiğine karar verdi. Kurumun yaptığı yanlış statü tescili nedeniyle oluşan zararı da hesaplayan mahkeme, 25.05.2012 tarihine kadar biriken 8 bin 654,29 TL tutarındaki fark aylığı ile birlikte 6 bin 692,48 TL yasal faizin de SGK tarafından davacıya ödenmesine hükmetti.
Kurum avukatlarının itirazı üzerine dosya Yargıtay 10'uncu Hukuk Dairesi'ne taşındı. Daire, "Kurum lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın gözetilmesi gerektiği" teziyle yerel mahkemenin hükmünü usulden bozdu. Ancak yerel mahkeme, sigortalının anayasal sosyal güvenlik hakkının kurumsal usullerden üstün olduğunu vurgulayarak ilk kararında ısrar etti ve direnme kararı aldı.
Yargıtay Genel Kurulu Son Noktayı Koydu: Karar Emsal Teşkil Edecek
Yerel mahkemenin direnme kararı üzerine dosya, Türk adalet sisteminin en üst karar organlarından biri olan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun gündemine geldi. Dosyadaki tüm hizmet dökümlerini, prim çakışmalarını ve kademeli geçiş süreçlerini inceleyen Genel Kurul, ilk derece mahkemesinin mudi lehine verdiği kararı anayasal hakkaniyet ve hukuka bütünüyle uygun bularak uyuşmazlığa son noktayı koydu.
Yargıtay, sigortalının geçmiş haklarının ve tescilli SSK şartlarının statü değişiklikleri eliyle eritilerek hak kaybına uğratılamayacağını kesin olarak karara bağladı. Bu karar, benzer şekilde SSK şartlarını tamamladığı halde sonradan Bağ-Kur veya şirket ortaklığı gibi nedenlerle daha düşük aylık bağlanan ya da emekliliği ertelenen binlerce sigortalı için bağlayıcı bir emsal niteliği taşıyor.