"Tuttu Fırlattı Kalbimi" ve "Ne Yapardım" gibi hit şarkılarıyla tanınan Türk Pop müziği sanatçısı Gökçe, katıldığı bir televizyon programında özel hayatına dair bilinmeyen bir gerçeği paylaştı. Ünlü şarkıcı, çocukluk yaşlarından bu yana Borderline Kişilik Bozukluğu ile mücadele ettiğini ve bu durumun kariyer yolculuğundaki etkilerini ilk kez kamuoyuna anlattı.

Çocukluk Yaşlarında Konulan Teşhis ve Yaşam Biçimi
Saba Tümer’in sunduğu programa konuk olan Gökçe, ruhsal sağlığına ilişkin samimi açıklamalarda bulundu. Henüz 9 yaşındayken kendisine Borderline Kişilik Bozukluğu teşhisi konulduğunu belirten sanatçı, bu durumun klasik anlamda bir hastalık değil, kalıcı bir kişilik yapısı olduğunu vurguladı. "İlacı yok bunun, sadece yan etkilerini törpüleyebilirsin" diyen Gökçe, tıbbi anlamda kesin bir kürden ziyade semptomları kontrol altında tutmaya yönelik bir süreç yürütüldüğünü ifade etti. Sanatçı, bu yapının hayatı boyunca aldığı kararlarda istikrarsızlığa neden olduğunu ve profesyonel hedeflerine ulaşma noktasında zaman zaman engelleyici bir rol oynadığını dile getirdi.
Sahne Performansı ve Duygu Durum Değişimleri
Kişilik bozukluğunun yarattığı zorluklara rağmen sahne üzerindeki enerjisinden ödün vermediğini söyleyen Gökçe, "Sahnede uçuyorum" diyerek müzikal performansının kendisi için bir tür deşarj noktası olduğunu belirtti. Borderline yapısının getirdiği yoğun duygu geçişlerinin sahnede bir avantaj mı yoksa dezavantaj mı olduğu tartışılırken, sanatçı bu durumun iç dünyasındaki yansımalarını açık yüreklilikle anlattı. Erken yetişkinlik döneminde daha belirgin hale gelen benlik algısındaki dalgalanmalar ve kontrolü zor duygular, sanatçının hem iç dünyasında hem de çevresiyle olan ilişkilerinde belirgin zorlanmalara yol açsa da müzikal üretimi bu süreçte en büyük dayanağı olmaya devam ediyor.

Borderline ya da diğer adıyla "Sınırda Kişilik Bozukluğu", tıp literatüründe kişinin duygu durumunda, davranışlarında ve insan ilişkilerinde ani değişimlerle karakterize olan bir rahatsızlık olarak tanımlanır. Bu tabloya sahip bireyler genellikle terk edilme korkusu, yoğun öfke patlamaları ve dürtüsel davranışlar sergileyebilir. Gökçe’nin açıklamaları, toplumda sıklıkla yanlış anlaşılan bu durumun farkındalığını artırırken, sanatçıların içsel dünyalarındaki mücadelelerin kariyerlerine nasıl yansıdığını da bir kez daha gözler önüne serdi. Uzmanlar, bu tür kişilik yapılarında psikoterapi yöntemlerinin duygu düzenleme noktasında kritik önem taşıdığını vurguluyor.

