Kartvizitindeki kariyerine bakarsak İnşaat Mühendisi. Eskişehir ve dışında pek çok yapıda imzası var. Bunlardan bazılarının mimari çizimleri de 2016’da kaybettiği eşi Güray Çınar’a ait.

Röportaj Hüsnü Arslan

Kartvizitindeki kariyerine bakarsak İnşaat Mühendisi. Eskişehir ve dışında pek çok yapıda imzası var. Bunlardan bazılarının mimari çizimleri de 2016’da kaybettiği eşi Güray Çınar’a ait. 1973’de Bu kente gelip yerleşen Çınar çifti 2 Erkek çocuk sahibi.

 

Eskişehir’deki yaşamları kariyerleri ile sınırlı değil. Her ikisinin diğer ortak noktaları siyaset, yanı sıra bürokrat olarak devam eden bir hayat. Özel olarak Aytaç Çınar dersek, sohbetleri ve yaşamdan adapte ettiği fıkraları ile bulunduğu mekanların neşe kaynağı.

a2

Herkes onu Kayserili olarak bilir. Gerçi ana-baba kökeni öyledir ama, anladığım oralarla pek ilgisi yok!. Hatta doğumu bile Kayseri değil. “Neresi” derseniz yanıtı kısa;

“İskenderun!. Baba mesleğinden dolayı…”

Zamanı mı? 1944 yılı. Ayını, gününü söylemeye gerek duymadı. Anladığım kadarıyla benimki gibi, kafa kağıdında yazanla, gerçek doğum günü farklı besbelli!..

Baba Mustafa bey İskenderun tren istasyonunda o yıllarda. Daha sonra o görev Ankara yakınlarında istasyonlarda devam edecek, sonunda da Ankara merkezinde.

Başlarda değindik, annemiz Nimet Hanım da Kayserili.

Hasıl kelam, tren istasyonlarında geçen çocukluk ve ilk gençlik yılları.

Bu kadarını anladık. Anlattık da, daha adını bile anmadık!..

-Söyleşi konuğumuzAytaç Çınar…

Devam edersek. Orta öğrenim, yine ortası-lisesi Atatürk Lisesi’nde. “Zaten iki lise vardı Ankara’da” diyor. Bense Eskişehir’de üç lise olduğuyla övünüyorum;

-Eskişehir Lisesi, Sanat Mektebi, Ticaret Mektebi!..

Elbet son ikisi de orta mektepten lise sona kadar devam eden öğretim veriyordu. Nedense bir tür “meslek lisesi” konumunda olmalarına rağmen biz Eskişehir Liseliler onları “mektep” olarak anıyorduk o yıllarda.

Unutmadan, bir de Maarif Koleji vardı, varsıl ailelerin çocuklarını gönderdiği.

Formatı mı değiştirsek!

.

Meslek unvanını ise İstanbul Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi’nden alacaktır. Kendisi Mühendistir ama, daha öğrenci iken evlendikleri ayni okuldan mezun “Mimar Güray” hanımdır. Ve onlardan olma iki evlat;

Başkan Kesikbaş, "Eskişehir ihracatı hız kesmiyor" Başkan Kesikbaş, "Eskişehir ihracatı hız kesmiyor"

-Eray ve Koray Çınar.

***

Buraya kadar söyleşi biraz “yavan” gidiyor açıkçası. Oysa kendisini yıllardır tanırız da…

Masaların tek hakimi. Dinleyenleri; fıkraları ve de yaşadığı olayları dramatize ederek anlatışı ile sohbetine doyum olmaz. Şehir Kulübü müdavimlerinden Avukat Ahmet Vural, biyografisini yazdığı kitapta kendisine yer verirken Aytaç Çınar’ı andığı bölümün başlığında tanımladığı gibi;

-Espri makinesi Aytaç Çınar.

Söyleşiyi canlandırmak için bunu hatırlatıyorum. Yararı da olmuyor değil. “Bak, kitapta yazdığı bir bölümle nasıl başının derde girdiğini anlatayım” diyerek başlıyor.

Ahmet Beyin Mihalıççıkİlçe başkanı olduğu dönemde, önceki ilçe başkanının bir eylemine yönelik bir eleştirisini hatırlatıyor;

-Yazdıklarından dolayı oğlu ile başı derde girmiş, iki hemşerinin arasına düzeltmek de bana düşmüştü.

Bu girişten anlıyorum ki, “Kent Belleğini” anımsatmak amaçlı söyleşileri, Aytaç’la format değiştirerek yapmak gerekecek!..

Davetçi, Ahmet Ataç

İyi de Ankara’da Lise, İstanbul’da Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi. Malum, Memleket de Kayseri. “Neden Eskişehir” sorusu sorulmaz mı?  Tanışıklığın, dostluğun 40 yılı boyunca, uzun sohbet saatlerinde bu soruyu ilk defa sorduğumu hatırlatıverdim.

“-İstanbul’da öğrenciliğimin son yıllarında, bir rastlantı Ahmet Ataç’la tanıştık. Kendisi Gümüşsuyu’nda diş hekimi olarak askerliğini yapıyor. Mezuniyet sonra ne yapmam, nereye yerleşmem gerektiği konusunda kararsız tavrımı sezmiş olmalı ki, ‘Gel Eskişehir’e yerleş’ demeye başladı. Davete uyarak  1972sonlarında geldim bu kente. Geliş o geliş!..

Kendisinin zaman zaman yaptığı abartı, daha doğrusu “İroni sanatına (!)” ben de başvuruyorum;

-Desene ilk görüşte aşk, gibi bir şey!

“Biraz öyle gibi” deyip nesini beğendiğini anlatarak sürdürüyor, ki orada yaklaşıyoruz formatımıza!..

“-O zamanlar İstanbul’da saat 9-10 gibi oldu mu, sosyal hayat duruyor, Elbet, yer yer eğlence mekanları var da, örneğin eğlencenin merkezi İstiklal Caddesi’nde dahi böyle. Burada ise durum tam tersi, sanki hayat o saatlerde başlıyor. Kadınlar dahi tek başlarına, arkadaş gruplarıyla taksiye atlayıp, eğlence hayatına katıyorlar. O zaman fark ettim ki sosyalleşmeyi öğrenmiş insanların yaşadığı  çağdaş bir kentteyim.”

Giderek bir şeyi daha gözlemliyor Aytaç Bey, O da sosyalleşmiş halkın kültürel yapısı. Yerlisi ile, Balkanlar ve Kırım’dan göç etmiş halkının yarattığı bir kültür bu. Kent yapısını da bununla açıklıyor;

“- kentleri kent yapan, içinde yaşayan kimselerdir.”

Bir de Belediyeler ve Başkanları.

Bu düşüncelerle, daha öğrenciyken evlendiği Güray Hanımla birlikte  1973 ‘ün ilk aylarında gelip yerleşiyor Eskişehir’e. Nereden bakarsanız 50 yıllık Eskişehirli.

Merhum (2016) Güray Hanım mimar, Sebahattin Günday’ın son aylarını yaşadığı belediye Başkanlığı döneminde 3-4 ay gibi bir süre Belediyede çalışıyor. Güray-Aytaç Çınar Çiftinin Belediyecilikle tanıştıkları bir zaman sürecidir bu.

Bu noktada yerel yönetimler ve başkanlara dalıyoruz kendiliğinden. Gelip, giden başkanların “hepsini başarılı” gördüğünü söylerken, ilk tanıdığı Başkan Günday’ı anıyor, zamanında  Sakarya ve Muttalıp caddelerinin genişletilmesi çalışmasını hatırlatıyor.

Ön Sırada Selami Vardar var. İlk ve ikinci dönemlerini bir arada özetliyor.

“-Selami Bey’in ilk işi, yağmur sularını Porsuk Çayı’na dejarzınısağlamak oluyor. Altyapıya yönelik DAPTA Projesi onun eseridir. En önemli eseri ise Kanalizasyon altyapısıdır. Yüzde 80’i ikinci döneminde tamamlandı.”

Aytaç Çınar da bu dönemde Selami Bey’in başkan yardımcısıdır.

“Yeni semtlerin altyapısı ise Yılmaz Büyükerşen’dir” ilavesi ile devam ediyor;

“-Büyükerşen’in Üst yapıve kültür sanat çalışmalarına kim ne diyebilir. Ve diğer eserlerine… Doğrusu, bundan sonra seçilecek Belediye Başkanları çok şanslı.”

Sezai Aksoy’u da anıyor. Temiz Su Arıtma tesislerinin tamamının onun zamanında bitirildiğini, kendilerinin kesin kabulünü yaptıklarını belirtirken “Son derece düzgün biriydi:” eklemesini yapmayı da unutmuyor.

Belediye ve Başkanları faslını tamamlarken, merhum Vardar’ın, iki Başkan yardımcısı Aytaç Çınar ve Abdülkadir Adar’a  şu uyarısı unutulmazdır;

“-Şunu unutmayın, biz yöneticiler emanetçiyiz Bu belediyenin esas sahipleri, işçi-memur çalışanlardır.”

Çınar’sız siyaset olurmu?

Tanıyanlar, özellikle de her türlü sosyal aktivitenin içinde olanlar Aytaç Çınar’ı bilir!.Eskişehir gibi siyasetin çok canlı yaşandığı Eski bu kentte  “Aytaç’sız siyaset” olur mu!..

CHP’ye üyelik ve 977 yerel seçimlerinde önseçimlere aday adayı olur. Sıralama geceden sabaha değişince listeye girer ama seçilecek sırada değildir.

Sonrası, 980 faşist darbesinden sonra 982’de SODEP’in kurucu üyelerinden ve iki dönem Merkez İlçe Başkanı. Malum vetolardan sonra Halkçı Parti birleşmesiyle Oluşan SHP’de de aynı görev devam eder. Sonrası, bir birleşme daha ve Cumhuriyet Halk Partisi.

Artık yeniden CHP’lidir ama bu kez Kazım Kurt ve Zeki Ünal ile birlikte ihraç. İkisi 2’şer yıl, Onunkisi  “sürekli” ihraçtır. Gerekçesi, Deniz Baykal’a küfür!.

Toptan af sonrasını kendi ironisi ile anlatır.

“-Evrakları hazırlayıp merkez ilçeye gittim. Başkan işlemleri yaparken birden, ver evraklarımı vazgeçtim, deyiverdim. Başkan şaşırdı. Abi bir hata mı yaptık gibisinden üsteleyince ‘Yok’ dedim. Önce DSP’ye kayıt olmaya, sonra CHP’ye katılmaya karar verdim.”

Eskişehirspor ve Şehir Kulübü.

Doğrusu unutmuşum, kendisi hatırlattı.

-“İki dönem de Eskişehirspor yönetim kurulu üyeliği, Selami Vardar ve Zeki Ünal’ın başkanlıklarında.”

Hangi  yıllar Eskişehirspor, onu da unutmuşum. “Ya Hüsnü, Afyonspor’la çekiştiğimiz iki sezon ve şampiyonluk.” deyince anımsar gibi oldum Eskişehirspor’a katkılarını.

Geldik Es-Es’in bu gününe. biraz buruk anımsadık. Sevgili Aytaç’ın “Kulüp ekonomisinin kötü yönetimi” yorumuyla birlikte. Kendisi geleceğe yönelik ışık görüyor;

“-Eğer bu sene düşmezse… “

Ne olacaktı düşmezse? Israrım üzerine kulübü devralacak işadamının ismini de verdi ama. yazılmamak kaydıyla!.. Ne kadar bekleriz, belirsiz ama bekleyip göreceğiz!..

 

***

Görüldüğü ve kendisini tanıyanların bildiği gibi çok renkli bir kişilik Çınar. Onu daha bir tanıyanlar ise bir zamanların Şehir Kulübü’nün müdavimleri. Kimisi öbür tarafa göç etmiş  Birkaçını sayıverdi;

-Başkanlardan Şahap Demirer, İrfan Borça, Erol Sönmez. Müdavimler İlhan Cemalcılar, Suat Mirza, Sabri Bektöre, Niyazi Önal, Demircan Arıkan, Aydın Güngör, Şefik Aktuğlu Paşa, Tuğlacı Ziya, Terzi  Rıza, Bankacı Zobar Adnan, nikah memurumuz Mehmet Yeşil.

-Ve daha onlarcasını...

-----------------------------------

Aytaç ve Güray Çınar çifti bir Mavi Tur kaçamağında.

Çınar, merhum başkan Selami Vardar’ın 2. Döneminde yardımcısıydı..

Vardar döneminde kentin altyapısı Aytaç Çınar’a emanet idi..

Siyaset geçmişi CHP ile başlayıp, SODEP ve SHP ile devam edecektir.

Bir anı da, yakın geçmişte kaybettiğimiz Ahmet Özarslan ile.