Pop müziğin güçlü sesi Gökhan Türkmen, son dönemde sadece şarkılarıyla değil, marjinal ve özgün tarzıyla da gündemden düşmüyor. Özellikle tırnaklarına sürdüğü ojelerle dikkat çeken sanatçı, sosyal medya kullanıcıları tarafından sert eleştirilere maruz kalmıştı. Türkmen’in bu eleştirilere verdiği sakin ama kararlı yanıt, "erkeklik" ve "maskülenlik" kavramlarının günümüz dünyasında nasıl yeniden tanımlandığını bir kez daha tartışmaya açtı. Bir sanatçının sahnede ve özel hayatında kendini ifade etme biçiminin sınırları nereye kadardır? Gökhan Türkmen’in oje tercihi sadece bir moda akımı mı, yoksa toplumsal tabulara karşı sessiz bir duruş mu?
Gökhan Türkmen’den Eleştirilere Net Yanıt: "Ben Böyle Mutluyum"
Gökhan Türkmen, tarzına yönelik gelen "yakışmamış", "erkek adam oje sürer mi?" gibi yorumlara karşı sessizliğini bozarak, kendisini bu şekilde ifade etmekten keyif aldığını belirtti. Sanatçı, kıyafetlerinden aksesuarlarına kadar her detayı bir bütün olarak gördüğünü ve başkalarının ne düşündüğünden ziyade kendi iç huzuruna önem verdiğini vurguladı.
Türkmen gibi ana akım pop müziğin içinde olup bu tür cesur adımlar atan sanatçılar, genellikle genç nesil tarafından "özgür ruhlu" olarak tanımlanırken, daha geleneksel kitle tarafından eleştiriliyor. Ancak sanat tarihine bakıldığında, modanın ve stilin cinsiyetler arası geçişkenliği her zaman yeni bir soluk getirmiştir. Türkmen’in bu tavrı, sadece bir kozmetik tercihi değil, bireysel özgürlüğün altını çizen bir duruş olarak okunabilir.

Global Trend: Erkeklerde Oje Akımı (Male Polish)
Gökhan Türkmen’in oje sürmesi Türkiye’de büyük yankı uyandırsa da, bu aslında dünya genelinde hızla yayılan bir akım. Harry Styles, Machine Gun Kelly, Johnny Depp ve hatta dünyaca ünlü rock grubu Aerosmith’in solisti Steven Tyler gibi isimler yıllardır oje kullanarak bu tabuyu yıktılar. Global moda dünyası, bu durumu "cinsiyetsiz moda" (gender-neutral fashion) başlığı altında değerlendiriyor.
Bu akımın kökeni aslında 1970'lerin glam rock dönemine ve David Bowie gibi ikonlara dayanıyor. O dönemde sahnede sergilenen bu özgürlük, bugün sokak modasına ve popüler kültüre taşınmış durumda. Dolayısıyla Türkmen’in tercihi, dünyadaki büyük bir sanatsal ve estetik değişimin Türkiye’deki yansımalarından biri olarak görülebilir.
Toplumsal Cinsiyet Algısı ve Sanatçı Kimliği
Bir sanatçının kimliği, sadece ürettiği eserlerle değil, o eserleri nasıl bir paket içinde sunduğuyla da ilgilidir. Gökhan Türkmen, kariyerinin başından beri melankolik ve derinlikli şarkılarıyla biliniyor. Tarzındaki bu değişim, onun sanatsal evriminin bir parçası olabilir. Toplumun "erkeklik" üzerine yüklediği kalıplar, genellikle sert ve değişmez kurallarla örülüdür. Bir sanatçının bu kalıpları esnetmesi, dinleyicisi üzerinde de bir farkındalık yaratır.
Uzman psikologlar ve sosyologlar, kıyafet veya aksesuar seçimlerinin bir kişinin cinsiyet kimliğini veya yönelimini tek başına belirleyemeyeceğini, bunların sadece birer "estetik tercih" olduğunu savunuyor. Türkmen’in oje sürerek sahneye çıkması, izleyicisine "kendin gibi olmaktan korkma" mesajını veriyor olabilir. Eleştirilerin temelinde ise genellikle alışılmışın dışındaki olana duyulan "savunma refleksi" yatıyor.

Sosyal Medya ve "Linç Kültürü" Arasında Sanatçı Olmak
Günümüzde sosyal medya, sanatçılar için hem bir vitrin hem de büyük bir "yargı alanı" haline geldi. Gökhan Türkmen örneğinde gördüğümüz gibi, bir sanatçının tercihi dakikalar içinde binlerce kişi tarafından sorgulanabiliyor. Bu durum, sanatçıların yaratıcılığını kısıtlayabileceği gibi, bazen Türkmen’in yaptığı gibi daha güçlü bir şekilde geri dönmelerini de sağlayabiliyor.



