Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, İran’daki savaşın küresel enerji arzı üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekerek, Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması durumunda Avrupa’da jet yakıtı stoklarının tükenmek üzere olduğunu bildirdi. Birol, krizin sürmesi halinde uçuş iptalleri, yüksek enflasyon ve küresel ekonomik durgunluk riskinin kaçınılmaz olduğunu vurguladı.

Enerji Arzında Hürmüz Boğazı Çıkmazı
Associated Press’e konuşan Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, Hürmüz Boğazı’ndan petrol ve doğal gaz akışının kesilmesinin küresel ekonomi için ağır sonuçlar doğuracağını ifade etti. Birol, boğazın kapalı kalmasının benzin, doğal gaz ve elektrik fiyatlarında dramatik artışlara yol açacağını belirterek, bu durumdan en çok Asya, Afrika ve Latin Amerika’daki gelişmekte olan yoksul ülkelerin etkileneceğini söyledi. Zengin veya enerji zengini fark etmeksizin hiçbir ülkenin bu krizden muaf kalamayacağının altını çizdi.
Özellikle havacılık sektörünü bekleyen tehlikeye değinen Birol, Avrupa’nın mevcut jet yakıtı stokunun yaklaşık 6 hafta yettiğini dile getirdi. Boğazın kısa sürede trafiğe açılmaması durumunda, yakıt yetersizliği nedeniyle şehirler arası uçuşların iptal edilmeye başlanacağı uyarısında bulundu. Hükümet liderleriyle yaptığı görüşmelere dayanan Birol, krizin Mayıs ayı sonuna kadar çözülmemesi halinde dünya genelinde yüksek enflasyon ve ekonomik durgunluk (resesyon) dalgasının başlayabileceğini aktardı.

Stratejik Riskler ve Altyapı Hasarı
Birol ayrıca, İran’ın boğazdan geçiş için ücret talep etme girişimine sert bir şekilde karşı çıktı. Bu durumun Malakka Boğazı gibi diğer kritik su yolları için tehlikeli bir emsal teşkil edebileceğini belirten Birol, enerji kaynaklarının dünya genelinde koşulsuz şekilde taşınması gerektiğini vurguladı. Mevcut durumda Basra Körfezi’nde 110’dan fazla petrol tankeri ve 15’ten fazla sıvılaştırılmış doğal gaz gemisinin beklediği, ancak bu gemilerin serbest kalmasının bile krizi tamamen çözmeye yetmeyeceği belirtildi.
Bölgedeki enerji tesislerinin savaş nedeniyle ağır hasar görmesi, krizin çözümünü daha da karmaşık hale getiriyor. Fatih Birol’un paylaştığı verilere göre, bölgedeki 80’den fazla stratejik enerji varlığı zarar görmüş durumda. Bu tesislerin üçte birinden fazlasının ağır hasarlı olması sebebiyle, bir barış anlaşması sağlansa dahi üretimin savaş öncesi seviyelere dönmesinin yaklaşık 2 yılı bulabileceği öngörülüyor.





