Bir şehri tanımak, o şehrin mutfağında pişen yemeğin hikayesini bilmekle başlar. Eskişehir, Kırım’dan Balkanlar’a uzanan geniş göç kültürüyle harmanlanmış, Türkiye’nin en özgün mutfaklarından birine sahiptir. Tepebaşı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen "Yöresel Lezzetler Atölyesi", bu zengin mirası sadece kitaplarda bırakmayıp gençlerin ellerine, tencerelerine ve damaklarına taşıyor. Ali Güven Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde gerçekleşen bu etkinlik, modern eğitimin geleneksel bilgiyle buluştuğu eşsiz bir "lezzet köprüsü" kuruyor.

Eskmutfak

Kuşaklar Arası Lezzet Köprüsü: "Nenelerin Deneyimi"


Bu atölyeyi sıradan bir yemek kursundan ayıran en önemli özellik, eğitmenlerin bizzat bu yemekleri on yıllardır sofralarında pişiren "neneler" olmasıdır. Gastronomide "ustalık" kadar kıymetli olan şey, yemeğin içine katılan o yaşanmışlık ve hikayedir. Öğrenciler, sadece bir tarif defteriyle karşılaşmadı; aynı zamanda o yemeğin neden yapıldığını, hangi özel günlerde ikram edildiğini ve paylaşma geleneğinin Eskişehir kültüründeki yerini birinci ağızdan dinledi. Bu etkileşim, genç kuşakların kendi köklerine duyduğu aidiyet duygusunu güçlendiren en etkili yöntemlerden biridir.

Eskişehir Sofrasının Vazgeçilmezleri: Menüde Neler Vardı?


5 gün süren yoğunlaştırılmış eğitim programında, Eskişehir mutfağının "A takımı" sahnedeydi. Her biri kendine has bir teknik ve sabır gerektiren lezzetler, öğrencilerin ellerinde yeniden hayat buldu:

Çibörek: Kırım Tatar mutfağının bu çıtır lezzeti, hamurun inceliği ve içindeki kıymanın suyunun korunmasıyla bir ustalık eserine dönüştü.

Balaban Köfte: Altındaki tırnak pidesi, üzerindeki özel sosu ve yoğurduyla tam bir Eskişehir klasiği.

Haşhaşlı Mercimekli Bükme: Afyon ile benzerlik gösterse de Eskişehir usulü el açması bükmenin dokusu öğrencilere detaylıca gösterildi.

Sivrihisar Höşmerimi: Tatlı krizlerinin en doğal ve köklü çözümü olan bu lezzet, geleneksel tekniklerle hazırlandı.

Kelem Dolması: Eskişehir ağzında "kelem" olarak bilinen lahananın, incecik sarılarak sofralara gelme süreci öğretildi.

Gastronomi Eğitiminde Uygulamalı Modelin Önemi


Eğitim bilimlerinde "yaparak yaşayarak öğrenme" modeli, bilginin kalıcılığını %90 oranında artırır. Ali Güven Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri, geleceğin aşçıları ve turizmcileri olarak bu atölyede sadece yemek yapmayı değil, yerel ürünleri nasıl değerlendireceklerini de gördüler. Uzmanlar, yerel gastronominin korunmasının aynı zamanda yerel ekonomiyi ve sürdürülebilir turizmi de desteklediğini vurguluyor. Eskişehir'in bu girişimi, diğer illerimiz için de "yerel mutfağı eğitim müfredatına entegre etme" konusunda ilham verici bir model teşkil ediyor.

Mutfakeğitim

"Sevgi Şehri Gönül Şehri" Vizyonu


Eskişehir, tarihin her döneminde farklı kültürlerin hoşgörüyle bir arada yaşadığı bir merkez olmuştur. Projenin ismi olan "Sevgi Şehri Gönül Şehri", sadece bir slogan değil, mutfaktaki paylaşma kültürünün de bir özetidir. Yemek yapmak, sadece karın doyurmak değil, bir gönüle girmek ve o sevgiyi sofrada çoğaltmaktır. Atölye sonunda öğrencilerin hazırladığı yemeklerin paylaşıldığı anlar, bu sosyal dokunun ne kadar sağlam olduğunu bir kez daha kanıtladı. Deneyimlerim, gençlerin bu tür geleneksel sanatlarla uğraşırken dijital dünyadan uzaklaşıp gerçek bir üretim hazzı duyduklarını göstermektedir.

Kültürel Mirasın Geleceği ve Dijital Aktarım


Günümüzde geleneksel tarifler, fast-food kültürünün tehdidi altındadır. Bu tür atölyeler, unutulmaya yüz tutmuş tariflerin güncellenerek geleceğe taşınmasını sağlar. Öğrenciler, öğrendikleri bu tarifleri dijital mecralarda paylaşarak veya yarın kendi iş yerlerinde uygulayarak Eskişehir mutfağını bir dünya markası haline getirme potansiyeline sahipler. Eskişehir mutfağı, sağlıklı içerikleri ve köklü geçmişiyle gastronomi turizminde hak ettiği yeri bu bilinçli gençler sayesinde alacaktır.

Kaynak: Haber Merkezi