Türkiye ile Çin arasındaki ekonomik ilişkiler, küresel ticaretin zor bir dönemden geçtiği süreçte stratejik bir önem kazanıyor. Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın paylaştığı güncel veriler, iki ülke arasındaki yatırım ve ticaret hacminin sadece rakamsal bir büyüklük değil, aynı zamanda uzun vadeli bir iş birliği vizyonu sunduğunu ortaya koyuyor. İstanbul’da düzenlenen 3. Türkiye-Çin İş Konferansı, bu vizyonun somut adımlarla desteklendiği önemli platformlardan biri oldu.

Türkiye-Çin Ekonomik İlişkilerinde Güncel Tablo
Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın açıklamalarına göre, Türkiye’de halihazırda 1419 Çin firması faaliyet gösteriyor. Türkiye’den Çin’e yapılan yatırımların toplamı 175 milyon dolar, Çin’den Türkiye’ye gelen yatırımların büyüklüğü ise 3,2 milyar dolar seviyesinde. Bu tablo, yatırım dengesinin Çin lehine olduğunu gösterse de iki ülke arasında karşılıklı büyüme potansiyelinin yüksek olduğuna işaret ediyor. Bakan Bolat, bu dengesizliğin yapısal dönüşüm ve katma değerli üretimle giderilebileceğini vurguluyor.
Küresel Ticarette Zor Dönem ve Türkiye’nin Konumu
Bolat, dünya ekonomisinin ve ticaretinin siyasi ve ekonomik belirsizliklerle zorlandığını belirterek IMF verilerine dikkat çekti. IMF’ye göre dünya ekonomisi 2024’te yüzde 3,2 büyürken, küresel ticaretteki artış oldukça sınırlı kaldı. Bu durum, Türkiye gibi üretim ve ihracat odaklı ekonomiler için yeni pazarların ve iş birliklerinin önemini artırıyor. Bakanlık tecrübesi ve saha gözlemlerine dayanan bu değerlendirme, Türkiye’nin çok taraflı ticaret yaklaşımını güçlendirme ihtiyacını ortaya koyuyor.
Ticaret Açığı ve Yapısal Dönüşüm Vurgusu
Türkiye ile Çin arasındaki toplam ticaret hacmi geçen yıl 53 milyar dolar olarak gerçekleşti. Ancak bu ticarette Çin lehine ciddi bir açık bulunuyor. Bolat, çözümün ticareti daraltmak değil, Türkiye’nin Çin pazarında daha görünür olması olduğunu belirtiyor. Özellikle katma değeri yüksek ürünler, teknoloji ve ürün çeşitliliği bu noktada ön plana çıkıyor. Nitekim 2025’in ilk ayında Türkiye’den Çin’e ihracatın yüzde 32 artarak 335 milyon dolara yükselmesi, atılan adımların somut karşılığı olarak değerlendiriliyor.
Tedarik Zincirleri ve Yatırım Fırsatları
Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Ajansı (UNCTAD) verileri, küresel doğrudan yatırımların 2024-2025 döneminde yaklaşık 1,5 trilyon dolar seviyesinde olduğunu gösteriyor. Bolat’a göre tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde Türkiye, coğrafi konumu ve üretim kapasitesiyle önemli bir merkez olabilir. Finans, enerji, ulaştırma, telekomünikasyon ve hizmetler sektörü, Çin yatırımlarının yoğunlaştığı alanlar arasında yer alıyor.
Turizm, Ulaşım ve İnsan Hareketliliği
Ekonomik ilişkilerin yalnızca ticaretle sınırlı olmadığına dikkat çeken Bolat, turizmin de önemli bir bağlayıcı unsur olduğunu ifade etti. Geçen yıl 425 bin Çin vatandaşı Türkiye’yi ziyaret etti. Bu rakam, Çin’in dünya genelindeki turist potansiyeli düşünüldüğünde oldukça sınırlı. Türkiye’nin 2 Ocak 2026 itibarıyla Çin vatandaşlarına vize muafiyeti getirmesi, bu alanda somut bir deneyime dayalı politika adımı olarak öne çıkıyor. Uçuş frekanslarının artması ve bağlantısallığın güçlenmesiyle turizm gelirlerinde artış bekleniyor.
İş Dünyası ve Kurumsal İş Birlikleri
DEİK, TÜSİAD ve CCPIT öncülüğünde düzenlenen konferansta imzalanan iş birliği anlaşmaları, kurumsal düzeyde ilişkilerin derinleştiğini gösteriyor. TÜSİAD Başkanı Ozan Diren’in vurguladığı gibi, iki ülke arasındaki ilişkiler yalnızca dış ticaret dengesi üzerinden değil, teknoloji, üretim ve inovasyon ekseninde değerlendirilmek zorunda. Bu yaklaşım, uzun vadeli ve sürdürülebilir iş birliklerinin temelini oluşturuyor.


