Bir tarafta 14 yıl önce, henüz 2,5 yaşındayken hayatını kaybeden minicik Yakup Bozkurt var. Diğer tarafta ise babasını daha 9 aylıkken şehit veren ve bugün 9 yaşında olan Eyüphan Sevim... Biri aradan geçen 14 yıla rağmen unutulmadı. Diğeri babasının yokluğuna rağmen büyürken yalnız bırakılmadı.

Seyitgazi'de 2012 yılında yaşanan ve 2,5 yaşındaki Yakup Bozkurt'un hayatını kaybettiği cinayet dosyasının 14 yıl sonra yeniden ele alınması, teknolojinin ve gelişen soruşturma yöntemlerinin de kullanılmasıyla önemli bir noktaya taşındı. Yeniden alınan ifadeler ve yapılan teknik çalışmalar sonucunda 6 şüpheli gözaltına alındı, şüphelilerden biri tutuklandı. 14 yıl... Bir çocuğun hayatından 14 yıl demek. Bir ailenin acısının üzerinden 14 yıl geçmesi demek. Ama aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, adalet arayışının sona ermemesi demek aynı zamanda.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'in de bu dosyanın aydınlatılması nedeniyle Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığına, İl ve İlçe Jandarma Komutanlıklarına ve emeği geçen kamu görevlilerine teşekkür etmesi önemli. Çünkü faili meçhul dosyaların rafta kalmadığını, zaman geçse de yeni delillerin, yeni teknolojilerin ve titiz çalışmaların gerçeğe ulaşmak için kullanılabildiğini görmek toplum açısından da önemli. Burada jandarma ekiplerimize ayrı bir parantez açmak gerekiyor. 14 yıl önce hayatını kaybeden minicik bir çocuğun dosyasını yeniden ele alıp, yeni delillerin peşinden giderek gerçeğe ulaşmak için emek veren herkese teşekkür etmek gerekiyor. Yakup'un ailesi açısından belki hiçbir gelişme yaşanan acıyı ortadan kaldırmayacak. Ama yıllar sonra da olsa gerçeğin ortaya çıkarılması, adalet duygusu açısından çok kıymetli.

Bir de diğer tarafta Eyüphan var. Şehit polis memuru Ali Sevim'in oğlu... Ali Sevim, 16 Ocak 2017'de Diyarbakır'ın Sur ilçesinde görev yaptığı sırada şehit oldu. Oğlu Eyüphan ise o zaman henüz 9 aylıktı. Bugün 9 yaşında. Eyüphan sünnet düğününde babasının adının verildiği TOMA'nın sünnet arabası olmasını istemiş. Çocukça bir istek gibi görünüyor belki. Ama içinde kocaman bir anlam taşıyor. Çünkü Eyüphan için o TOMA sadece bir araç değil. Babasının hatırası. Babasının görev yaptığı teşkilat. Babasının adı...

Ve Eskişehir Emniyet Müdürlüğü de bu isteği geri çevirmemiş. TOMA süslenmiş, motosikletli polisler hazırlanmış, trafik ekipleri konvoya katılmış. Eyüphan, babasının adının yazılı olduğu TOMA'nın üzerinde şehir turu atmış. Bir çocuğun yüzündeki mutluluğa ortak olmuş polisler. Bence bu görüntü, kurumların insan hayatındaki yerini anlatması açısından çok değerli.

Polis sadece görev sırasında karşımıza çıkan, trafik denetimi yapan, asayişi sağlayan bir kurum değil. Jandarma sadece olay olduğunda kapısını çaldığımız bir teşkilat değil. Bazen 14 yıl önce yarım kalmış bir hikâyenin peşine düşüyorlar, bazen de şehidinin çocuğunun hayalini gerçekleştirmek için kendi çocukları gibi uğraşıyorlar. Bir tarafta adalet için verilen mücadele, diğer tarafta vefa için gösterilen çaba... İki farklı olay ama aslında aynı yere çıkıyor. Devletin, vatandaşının acısını unutmaması.

Yakup'un dosyasının 14 yıl sonra yeniden açılması bize bunu gösteriyor. Eyüphan'ın sünnetinde polislerin yanında olması da... Belki hepimizin kurumlarımızdan beklediği şey biraz da bu. Görevini yapmak, elbette temel sorumluluk. Ama görevin ötesinde insanı görmek, acıyı anlamak, hatırayı yaşatmak ve gerektiğinde bir çocuğun yüzünü güldürmek başka bir değer.

Bu nedenle hem Yakup'un dosyasının aydınlatılması için emek veren jandarma ekiplerimize hem de Eyüphan'ın mutluluğuna ortak olan polislerimize teşekkür etmek gerekiyor. Yakup için adalet arayanlara, Eyüphan için vefa gösterenlere, emeği geçen herkese teşekkürler.

Çünkü bazen 14 yıl sonra gelen bir adalet, bazen de babasının adını taşıyan bir TOMA'nın arkasından gülümseyen bir çocuğun yüzü bize aynı şeyi hatırlatıyor: Unutmamak...

Bir çocuğu, bir şehidi, bir aileyi ve yaşanan acıları unutmamak. Devletin hafızası da biraz böyle oluşuyor.