Evren bazen öyle oyunlar oynar ki, en yaratıcı senaristler bile bu olayları kurgulayamaz. Tarih kitapları, mantık çerçevesinde açıklanamayan ve olasılık hesaplarını milyarda bire indiren devasa tesadüflerle doludur. Bunlardan ilki, titanik faciasından tam 14 yıl önce yazılan bir romanla ilgilidir. Morgan Robertson’ın yazdığı "The Wreck of the Titan" adlı kitapta, batmaz denilen devasa bir geminin bir nisan gecesi Kuzey Atlantik'te buzdağına çarpıp batması ve filika yetersizliği nedeniyle binlerce kişinin ölmesi anlatılır. Kitaptaki geminin adı "Titan", gerçek geminin adı ise "Titanic"tir.
Bir diğer sarsıcı örnek ise Birinci Dünya Savaşı'nın fitilini ateşleyen Arşidük Franz Ferdinand suikastıdır. Suikast girişimi başarısız olduktan sonra şoförün yanlış yola girmesi ve aracın tam da suikastçılardan biri olan Princip'in oturduğu kafenin önünde stop etmesi, dünya tarihini değiştiren o trajik ana neden olmuştur. Bu içerikte, benzer şekilde 159 yıl arayla aynı gün, aynı yerde ve aynı şekilde ölen iki adamın (Erdington vakası) hikayesi gibi, bilimin "senkronisite" dediği ama bizim "mucize" veya "lanet" olarak adlandırdığımız olayları analiz ediyoruz. Rastlantıların aslında birer matematiksel zorunluluk mu yoksa evrenin bir şakası mı olduğunu sorgulayacaksınız.