Almanya'nın Münih kentinde gerçekleştirilen Avrupa Nöropsikofarmakoloji Koleji (ECNP) 39. Kongresi'nde şizofreni tedavisinde erken müdahale ve tedavi sürekliliği konuları ele alındı. Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, ilk psikoz atağının ardından sağlanan iyileşmenin korunması için tedavinin aksatılmadan sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, uluslararası düzeyde uzmanların katılım sağladığı organizasyonda yaptığı sunumda, şizofrenide ilk atağın ardından planlanan tedavi süreçlerinin gelecekte yaşanabilecek hastalık dönemlerini engellemek adına hayati bir fırsat sunduğunu belirtti. Akut semptomların yatışmasının ardından planlamanın uzun vadeli süreci kapsamasının önemine değinen Dilbaz, ilk dönemde elde edilen olumlu yanıtın korunması gerektiğinin altını çizdi. Semptomların hafiflemesiyle birlikte tedavinin kesilmesinin ya da aksatılmasının hastalığın yeniden alevlenme riskini artırdığını belirten uzman isim; bu durumun hastanın hastaneye yatışına, eğitim veya çalışma hayatının kesintiye uğramasına yol açabileceğini ifade etti.

Tedaviye Uyum Sorunları ve Uzun Etkili Seçenekler

Tedaviye devam etme konusunda yaşanan sıkıntıların sadece hastanın bireysel tutumlarıyla açıklanamayacağını belirten Prof. Dr. Nesrin Dilbaz; ilaç yan etkileri, unutkanlık, hastalığa dair farkındalık eksikliği, toplumda damgalanma kaygısı ve sağlık hizmetlerine ulaşım güçlüklerinin bu süreçte etkili olduğunu dile getirdi. Günlük ilaç kullanımında zorluk yaşayan hastalar için enjeksiyon yöntemiyle uygulanan uzun etkili antipsikotik seçeneklerin erken dönemde değerlendirilebileceğini aktaran Dilbaz, bu yöntemlerin hastalık tekrarladıktan sonra değil, sürecin başında uygun hastalarla konuşulması gerektiğini vurguladı.

İlk şizofreni atağını geçirmiş 83 hastanın dahil edildiği 12 aylık bir izlem araştırmasına değinen Dilbaz, hastalık belirtilerinin alevlenmesi veya tekrarlaması oranının uzun etkili enjeksiyon grubunda yüzde 5, aynı ilacı ağızdan alan grupta ise yüzde 33 olarak bildirildiğini aktardı. Bu verinin belirli bir hasta ve ilaç grubuyla sınırlı olduğunu belirten Dilbaz, klinik kararlarda hastanın tercihlerinin, geçmiş deneyimlerinin ve yaşam koşullarının göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade etti.

Avrupa Nöropsikofarmakoloji Koleji’nin (ECNP) Münih'te düzenlenen 39. Kongresi, alanında uzman bilim insanlarını bir araya getirdi. Almanya’dan Prof. Dr. Alkomiet Hasan’ın oturum başkanlığını üstlendiği panellerde, İtalya’dan Dr. Vassilis Martiadis de konuşmacı olarak yer alarak psikiyatri alanındaki güncel yaklaşımları değerlendirdi.

Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, şizofrenide amacın yalnızca semptomları yatıştırmak olmadığını, kişiyi toplumsal hayata yeniden kazandırmak olduğunu belirtti. İlk ataktan itibaren uygulanacak sürdürülebilir bakım planının; psikoeğitim, aile iş birliği, psikolojik destek ve işe ya da eğitime dönüş süreçlerini de kapsayan bütüncül bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiği ifade edildi.

Kaynak: Haber Merkezi