Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Odyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doktor Yeter Saçlı, Dünya Odyologlar Günü kapsamında işitme kaybına yol açan günlük alışkanlıklar ve risk faktörleri hakkında bilgi verdi. Saçlı, yüksek sesin yanı sıra kulaklıkla uyumak, gürültülü alanlarda sesi aşırı yükseltmek ve kulağı kontrolsüz temizlemek gibi hataların işitme sağlığını olumsuz etkilediğini vurguladı.

İşitme kaybında maruz kalma süresi ve sıklığı belirleyici oluyor

İşitme sağlığının yalnızca yaşlanma veya anlık yüksek sesle zarar görmediğini belirten Doktor Yeter Saçlı, ses maruziyetinin birden fazla faktörle ele alınması gerektiğine dikkat çekti. Gürültülü ortamlarda çalışmanın ve hatalı kulaklık kullanımının önemli riskler barındırdığını ifade eden Saçlı, maruz kalınan sesin şiddeti kadar bu duruma ne kadar süre ve hangi sıklıkla maruz kalındığının da kritik bir nokta olduğunu aktardı. Kulaklıkla uyumak ya da ortam gürültüsünü bastırmak amacıyla cihazın sesini son seviyeye getirmek gibi durumların uzun vadeli işitme sorunlarına zemin hazırlayabileceği bildirildi.

Güvenli dinleme alışkanlıkları için ses seviyesi sınırlandırılmalı

Günlük yaşamda kulaklık kullanan kişilerin cihaz sesini maksimum seviyenin yaklaşık yüzde 60'ının altında tutması gerektiği tavsiye edildi. Dış ortam seslerini engellemek için sesi yükseltmek yerine gürültü azaltıcı nitelikteki kulaklıkların seçilmesinin ve dinleme esnasında molalar verilmesinin önemine değinildi. Günlük hayatta karşılaşılan saç kurutma makinesi, mutfak araçları veya trafik seslerinin etkisi değerlendirilirken kaynakla olan mesafe ile sürenin göz önünde bulundurulması gerektiği açıklandı. Ses kaynağına yakınlık sebebiyle normal konuşmayı sürdürmekte zorlanmanın veya gürültülü alandan çıktıktan sonra kulakta çınlama ve uğultu hissetmenin, yüksek gürültüye maruz kalındığının göstergesi olduğu aktarıldı.

Kronik hastalıklar ve bazı ilaçlar işitme sistemini etkileyebiliyor

İşitme ve denge sisteminin sadece çevresel seslerden değil, kullanılan bazı ilaçlar, kimyasal maddeler ile baş bölgesine alınan darbelerden de etkilenebileceği kaydedildi. Genel sağlık durumunun işitme sağlığıyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Saçlı; diyabet, kalp ve damar rahatsızlıkları gibi kronik süreçlerin işitme üzerinde ek riskler oluşturabileceğini beyan etti. Bu tür rahatsızlıklara sahip olan kişilerin gürültü faktörüne de maruz kalması halinde işitme kaybı tablosunun daha ağır seyredebileceği duyuruldu.

Konuşmaları anlamakta güçlük çekmek önemli bir belirti kabul ediliyor

Standart işitme testleri normal sonuç verse bile özellikle restoran ve toplantı gibi kalabalık ortamlarda konuşmaları takip etmekte zorlanılabileceği hatırlatıldı. Seslerin duyulmasına karşın ifadenin anlaşılamaması durumunun yalnızca dikkat dağınıklığı ya da yaşlılık olarak yorumlanmaması gerektiği savunuldu. "Duyuyorum ama anlayamıyorum" şeklindeki şikâyetlerin işitme değerlendirmesi açısından temel bir gösterge olduğu bildirildi.

Kulak kanalı pamuklu çubuklarla temizlenmemeli

Kulak kirinin vücudun doğal bir savunma mekanizması olduğuna vurgu yapan Saçlı, kulak kanalına pamuklu çubuk veya sert cisimlerle müdahale edilmesinin kiri derine itebileceğini, kanalda yaralanmalara ve kulak zarında hasara yol açabileceğini bildirdi. Bilinçsizce damla kullanmanın veya kulağı yıkamanın doğru olmadığını ekleyen uzman, ağrı, akıntı, dolgunluk ve çınlama gibi bir şikâyet bulunmadıkça kulak kanalını düzenli olarak temizlemenin gerekmediğini ifade etti.

Dünya Odyologlar Günü dolayısıyla yapılan bu değerlendirmelerde, işitme yorgunluğunun ve iletişimde yaşanan güçlüklerin bireyleri sosyal çevreden uzaklaştırarak yalnızlaşmaya sürükleyebileceği kaydedildi. Uzun süre müdahale edilmeyen işitme kayıpları ile bilişsel işlevlerdeki değişimler ve demans riski arasında korelasyon bulunduğunu gösteren çalışmaların yer aldığı, ancak bu durumun doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi olarak görülmemesi gerektiği aktarıldı.

İşitme kaybının ortaya çıkmasını beklemeden koruyucu önlemlerin alınmasının temel yaklaşım olması gerektiği açıklandı. Gürültüye karşı korunmak, kulaklıkları sınırlandırılmış ses düzeyinde kullanmak, kulağa fiziksel müdahalelerde bulunmamak ve şüphe duyulan durumlarda bir odyoloji uzmanına başvurmak, yaşam kalitesinin sürdürülmesi açısından büyük önem taşıyor.

Kaynak: Haber Merkezi