MAGAZİN

Hande Yener hakkında soruşturma ünlü şarkıcı ifadeye çağırıldı

Şarkıcı Hande Yener hakkında konserlerindeki söylemleri nedeniyle "Cumhurbaşkanına hakaret" ve "Anayasal düzeni hedef almak" suçlamasıyla soruşturma başlatıldı.

Türk pop müziğinin sevilen ismi Hande Yener, 2025 yılında verdiği iki ayrı konserdeki ifadeleri ve seyirci sloganlarına eşlik ettiği iddiasıyla yargı kıskacına girdi. Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında, sanatçının "Anayasal düzeni hedef almak" ve "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ifadesinin alınmasına karar verildi. CİMER üzerinden yapılan bir şikayetle başlayan süreç, sanat dünyasında geniş yankı uyandırdı.

Türkiye'nin en popüler sanatçılarından biri olan Hande Yener, sahne performansları ve hit şarkılarıyla olduğu kadar, şimdi de yargılandığı iddialarla gündemde. Sanatçının geçmiş dönemdeki konserlerinde sarf ettiği sözler ve dinleyicileriyle girdiği diyaloglar, bir vatandaşın şikayeti üzerine adli bir boyuta taşındı. Muğla ve İstanbul ayaklı gelişen olaylar zinciri, savcılığın talimatıyla resmi bir soruşturmaya dönüştü. İfadeye çağırılan Yener’in, hakkındaki ağır suçlamalara karşı vereceği savunma merakla beklenirken, olay "ifade özgürlüğü" ve "sanatçı sorumluluğu" ekseninde tartışılmaya başlandı.

Soruşturmanın Kaynağı: CİMER Şikayeti ve Konser Söylemleri

Soruşturma süreci, M.A.Y. isimli bir vatandaşın Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) üzerinden yaptığı başvuruyla fitillendi. Şikayet dilekçesinde, Hande Yener’in 15 Mayıs 2025 tarihinde Muğla’da gerçekleştirdiği bahar şenliği konserinde, seyircilerin attığı tartışmalı bir slogana eşlik ettiği öne sürüldü. Dosyada yer alan bilgilere göre; sanatçının sahneden "Zıpla zıpla zıplamayan..." şeklinde devam eden ve siyasi bir içeriğe sahip olduğu iddia edilen slogana iştirak ettiği belirtiliyor. Bu durum, savcılık makamı tarafından suç unsuru olabileceği şüphesiyle incelemeye alındı.

İstanbul Harbiye Konseri ve "Devir" Açıklaması

Soruşturmanın kapsamı sadece Muğla ile sınırlı kalmadı. 18 Mayıs 2025 tarihinde İstanbul Harbiye Açık Hava Sahnesi’nde verilen konser de mercek altına alındı. Yener’in bu konseri sırasında sarf ettiği "Biz bu devri çok güzel devireceğiz..." şeklindeki cümlesi, "Anayasal düzeni hedef almak" suçlamasına dayanak yapıldı. Savcılık, bu ifadenin hukuki sınırları aşıp aşmadığını ve demokratik düzeni sarsmaya yönelik bir çağrı niteliği taşıyıp taşımadığını titizlikle inceliyor. Sanatçıların sahnedeki metaforik anlatımlarının adli mercilerce nasıl yorumlanacağı, davanın seyrini belirleyecek ana unsur olacak.

Yetkisizlik Kararı ve Dosyanın Seyri

Adli süreçte bürokratik bir trafik de yaşandı. İlk olarak Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilen dosya, suçun işlendiği iddia edilen yerlerin tespiti sonrası yetkisizlik kararıyla Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı’na devredildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ile koordineli yürütülen incelemeler sonucunda, emniyet birimlerinden gelen cevabi yazılar doğrultusunda sanatçının savunmasının alınmasına karar verildi. Gönderilen sevk yazısında, Muğla İl Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü’nün raporları ve olay gününe ait kayıtların incelendiği ifade edildi.

TCK 299 ve Anayasal Düzen Tartışması

Hande Yener’e yöneltilen suçlamalar, Türk Ceza Kanunu’nun en kritik maddeleri arasında yer alıyor. "Cumhurbaşkanına Hakaret" (TCK 299) suçu, hapis cezasını öngören ciddi bir yaptırım içerirken; "Anayasal düzeni hedef almak" suçlaması davanın boyutunu terörle mücadele ve devletin güvenliği kapsamına çekiyor. Hukukçular, sanatçıların toplumsal olaylara karşı takındıkları tavrın veya sahne şovlarının bir parçası olan ifadelerin, "eleştiri hakkı" mı yoksa "suç teşkil eden bir eylem" mi olduğu konusunda ikiye bölünmüş durumda. Yener’in avukatlarının, bu ifadelerin sanatsal ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu savunması bekleniyor.

Sanat Dünyasında Soruşturma Yankıları

Hande Yener gibi ana akım pop müziğin zirvesindeki bir ismin ifadeye çağırılması, müzik ve sanat dünyasında şok etkisi yarattı. Birçok meslektaşı ve hayranı sosyal medya üzerinden süreci takip ederken, sanatçının menajerlik şirketinden henüz resmi bir açıklama gelmedi. Kamuoyunda oluşan genel kanaat, sanatçıların sahne performansları sırasında kitle psikolojisiyle hareket edebildiği, ancak kullanılan kelimelerin hukuki sorumluluk doğurduğu yönünde. Bu soruşturma, sadece Hande Yener için değil, tüm sahne sanatçıları için bir emsal teşkil edebileceği için dikkatle izleniyor.