SAĞLIK & YAŞAM

Kurban Bayramı'nda et tüketirken bu hataları yapmayın

Kurban Bayramı'nda artan et tüketimi, doğru saklama ve pişirme yöntemleri uygulanmadığında sindirim problemlerine ve çeşitli sağlık risklerine yol açabiliyor. DoktorTakvimi uzmanlarından Diyetisyen Pelin Çetin, kurban etinin bilinçli tüketilmesi gerektiğini vurgulayarak hem sağlıklı hem de dengeli bir bayram geçirmek için dikkat edilmesi gereken kuralları paylaşıyor.

Bayram Sofralarında Besin Dengesi ve Porsiyon Kontrolü

Bayram sofralarında dengeli bir besin tüketimi için önerilerde bulunan Diyetisyen Pelin Çetin, ideal bir bayram tabağının formülünü paylaştı. Çetin, tabağın en fazla %25'inin tatlılar, börekler ve sarma/dolma gibi yiyeceklerden; %25'inin süt ve et grubunu oluşturan proteinlerden; kalan %50'lik kısmının ise meyve ve sebzelerden oluşması gerektiğini belirtti. Etin yanında bol yeşillikli salata tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çeken uzman, şu bilgileri aktardı:

"Etin içerisinde yer alan demiri vücudunuzun en yüksek verimle kullanılabilmesi, sindirim problemleri yaşamamanız ve bağırsak sağlığınız için bol yeşillikli salatanız en önemli besindir. Tansiyon probleminiz yoksa salatanıza 1/4 limon suyu sıkmak C vitamini desteği de sağlayacaktır."

Yeni Kesilen Et Hemen Tüketilmemeli ve Yıkanmamalıdır

Kurban etinin sağlıklı olmasının sadece kalitesiyle değil, doğru muhafaza ve pişirme süreçleriyle de ilişkili olduğunu belirten Diyetisyen Pelin Çetin, kesim sonrası etin poşetlere doldurularak doğrudan buzdolabına konulmasının en sık yapılan hatalardan biri olduğunu söyledi. Hayvan kesildikten sonra "rigor mortis" yani ölüm katılığı halinin oluştuğunu, sertleşen etin yumuşamadan tüketilmesi durumunda hazımsızlık problemleri yaşanabileceğini ifade eden Çetin, saklama yöntemleri hakkında şu uyarılarda bulundu:

"Sağlıklı ve doğru kurban eti için öncelikle et hemen tüketilmemeli, kesim sonrası etin en az 24 saat dinlendirilmesi sindirim açısından daha uygundur. Kurban eti büyük parçalar halinde değil, porsiyonluk şekilde saklanmalıdır. Bu hem hijyen hem kullanım kolaylığı sağlar. Kurban etini saklarken et sıcakken buzdolabına üst üste yerleştirilmemeli, et önce serin ortamda soğutulmalı, ardından buzdolabına kaldırılmalıdır. Çiğ et diğer besinlerle temas etmemelidir, özellikle sebze ve hazır tüketilecek gıdalarla temas çapraz bulaş riskini artırabilir. Kurban eti pişirilmeden önce yıkanmamalıdır. Kurban kesildikten sonra eti ilk 24 saat dinlendirilmelidir, bu dinlendirilen süre içerisinde kurban etinin kanı büyük ölçüde akacaktır. Kurban etini yıkamak bu noktada mikrobiyolojik olarak bakteri riski oluşturacaktır."

Etin güneş görmeyen temiz bir ortamda birkaç saat soğutulmadan dolaba kaldırılmaması gerektiğini, sıcakken poşete konulmasının bakteri oluşumunu kolaylaştırdığını belirten Çetin, etlerin buzdolabında cam kapta veya buzdolabı poşetinde alt raflarda muhafaza edilmesini önerdi. Derin dondurucuya kaldırılacak etlerin üzerine tarih yazılmasının bekleme süresini takip etmeyi kolaylaştıracağını söyleyen Çetin, dondurucudan çıkarılan etlerin oda sıcaklığında değil, buzdolabının alt rafında yavaşça çözündürülmesi gerektiğini ve çözünen etin kesinlikle tekrar dondurulmaması gerektiğini vurguladı.

Pişirme Yöntemleri Etin Protein Değerini Doğrudan Etkiliyor

Etin pişirilme tekniğinin hem kilo kontrolü hem de besin değeri açısından kritik rol oynadığını ifade eden Diyetisyen Pelin Çetin, etlerin kavurma veya derin yağda kızartma yöntemleri yerine haşlama, fırın, ızgara ya da mangal tercih edilerek pişirilmesi gerektiğini belirtti. Ete yemek pişirirken ilave yağ eklenmesine çoğu zaman gerek olmadığını ve etin iç kısmının iyice piştiğinden emin olunması gerektiğini hatırlatan Çetin, mangal yapacaklar için şu teknik detayı paylaştı:

"Mangal ile pişirilen etlerde ise mangal ızgarasından en az 15 cm kadar eti yükseltmeyi unutmayın. Bu mesafeye dikkat edilmezse ateşle direkt temas eden et hem kuracaktır hem de protein denatürasyonu dediğimiz olayla et protein kaynağı olma özelliğini kaybederek sağlığa zararlı bileşiklerin oluşmasına neden olur. Çok yüksek ateşte yakarak pişirmek doğru değildir."

Sakatat Tüketimi ve Çocuk Beslenmesinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Karaciğer, yürek ve böbrek gibi sakatatların demir, B12 vitamini, çinko ve protein açısından zengin olduğunu, bu yönüyle demir eksikliği yaşayan kişilere fayda sağlayabileceğini belirten Çetin, bu besinlerin kolesterol içeriğinin yüksek olduğuna dikkat çekti. Fazla tüketildiğinde sindirimi zorlaştırabileceğini, hijyenik hazırlanmadığında enfeksiyon riski yaratabileceğini ve yağ dokusu artışını tetikleyebileceğini ifade eden Çetin; kalp-damar hastalığı, yüksek kolesterol, hipertansiyon, gut hastalığı ve kilo problemi olan bireylerin sakatat tüketiminde çok daha temkinli olması gerektiğini, sakatatların kızartma yerine iyi pişmiş şekilde ve yanında sebzeyle dengelenerek tüketilmesini önerdi.

Çocuklarda et tüketimine de değinen Diyetisyen Pelin Çetin, bebeklerin altıncı ayını doldurup ek gıdaya geçmesinden itibaren iyi pişmiş ve uygun kıvamda kırmızı et tüketebileceğini belirtti. Ancak yeni kesilen etin çocuklara da hemen verilmemesi ve en az 24 saat dinlendirilmesi gerektiğinin altını çizerek şu tavsiyelerde bulundu:

"Çocuklara sert ve lifli parçalar verilmemesi gerekmektedir. Kıyma, köfte ya da küçük ve yumuşak parçalar şeklinde hazırlanmalıdır. Aşırı yağlı ve baharatlı pişirmelerden kaçınılmalıdır. İlk kez et deneyecek çocuklarda miktar küçük tutulmalı ve sindirim süreci gözlemlenmelidir. Protein alsın diye çocuğa yetişkin porsiyonu yüklemek doğru değildir. Çocuk beslenmesinde önemli olan yaşına uygun, dengeli ve güvenli tüketimdir."

Kurban Bayramı dönemlerinde geleneksel beslenme alışkanlıkları doğrultusunda kırmızı et ve tatlı tüketimi ani bir artış göstermektedir. Bu durum, özellikle kronik hastalığı olan bireyler başta olmak üzere toplum genelinde sindirim sistemi rahatsızlıkları, tansiyon dengesizlikleri ve gıda zehirlenmesi gibi sağlık risklerini beraberinde getirebilmektedir. Uzmanlar, bu dönemlerde sağlıklı beslenme ve doğru gıda muhafazası konularında farkındalık yaratmak adına düzenli olarak uyarılarda bulunmaktadır.

Kronik Hastalığı Olanlar ve Bayramda Tatlı Tercihi

Kolesterol ve tansiyon yüksekliği bulunan bireylerin porsiyon kontrolüne hassasiyet göstermesi gerektiğini belirten Çetin, et tüketilen öğünlerde lif ve posa içeriği zengin olan tam tahıllı besinlere ve salataya yer verilmesinin tokluk hissini artıracağını, bağırsak şikayetlerini ise azaltacağını ifade etti. Bayram süresince kan şekeri dengesini korumak için sebze ve meyve tüketimine özen gösterilmesi gerektiğini söyleyen Diyetisyen Pelin Çetin, tatlı tüketimi ve sindirim sağlığına ilişkin sözlerini şöyle tamamladı:

"Sebze ve meyveler kan şekeri dengesini sağlar, bu da tatlı tüketiminde aşırıya kaçmayı engeller. Günde bir porsiyon tatlı tüketilebilir. Kadayıf, şöbiyet ve baklava gibi şerbetli tatlılar yerine dondurma, sütlaç ve muhallebi gibi sütlü tatlılar tercih edilmelidir. Ayrıca günde 1-2 porsiyon olmak kaydıyla yoğurt ve kefir gibi probiyotik gıdalar tüketmek de sindirim sağlığınızı destekler."