TÜRKİYE

Dünya önlem alıyor, Türkiye ne yapacak? Sosyal medyada dijital adalet arayışı

Türkiye’deki dijital pazarın devleri olan X, Meta ve Google gibi mecraların hakimiyeti, ekonomik boyutun ötesine geçerek "dijital egemenlik" ve milli güvenlik tartışmalarını beraberinde getirdi.

Türkiye’deki dijital medya ekosistemi üzerinden yürütülen "sessiz işgal", uzmanlar tarafından mercek altına alındı. Ülke içerisinde fiziksel yatırım yapmadan ve istihdam sağlamadan faaliyet gösteren küresel dijital platformların, sadece 2024 yılında 158 milyar TL reklam geliri elde ettiği açıklandı. Bu devasa kaynağın yerel piyasadan koparak dışarıya akması, yerli medyanın finansal sürdürülebilirliğini tehdit ediyor.

Uzmanlardan "Algoritma Manipülasyonu" Uyarısı

Güvenlik ve bilişim uzmanları, konunun sadece finansal kayıptan ibaret olmadığını vurguluyor. Uzmanlara göre yabancı menşeli ağlar; sahip oldukları algoritmalar sayesinde toplumsal algıyı yönetebiliyor, sosyal gerilimleri tetikleyebiliyor ve ülkelerin iç dengelerine müdahale edebiliyor. Özellikle kriz anlarında ve stratejik olaylarda uygulanan "dijital sansür" ve "içerik gölgeleme" teknikleri, bu mecraların birer algı mühendisliği aracına dönüştüğünün en somut kanıtı olarak gösteriliyor.

"Sanal Operasyon Merkezi" Tartışması

Sanal medyanın yeni nesil bir "operasyon merkezi" haline geldiğini belirten güvenlik stratejistleri, Türkiye’nin bu şirketlere karşı acil yasal ve ekonomik önlemler alması gerektiğini savunuyor. Yerli ve milli yayıncılığın desteklenmesi çağrısında bulunan uzmanlar, kontrolsüz ekonomik özgürlüklerin suistimal edilmemesi adına bu dev şirketlere yönelik vergi denetimlerinin sıkılaştırılması ve mali yükümlülüklerin artırılması gerektiğini ifade ediyor.

Yerel Medya ve Dijital Adalet Tehlikede

Dijital hukukçular, Türkiye’deki reklam pastasındaki aslan payının yabancı platformlara gitmesinin, yerel bağımsız medyanın yaşam alanını daralttığını belirtiyor. İçerik sorumluluğu almayan ancak veriden ve reklamdan devasa kazanç sağlayan bu yapıların, dijital adalet duygusunu zedelediği vurgulanıyor. Birçok Avrupa ülkesinin yaş sınırı ve içerik denetimi gibi sert önlemler almaya başladığı hatırlatılarak, Türkiye’nin de benzer bir "Dijital Koruma Kalkanı" oluşturması öneriliyor.