PEYGAMBERLİK VE HZ. MUHAMMET

Ali Osman ORUM Ali Osman ORUM
Tefekkür Aynası

Peygamberler, Allah’ın emirlerini, öğütlerini ve yasaklarını insanlara ulaştırmakla ve yeri geldiğinde bunları açıklamak ve hükümleri insanlara göstermekle görevlendirilen seçilmiş kimselerdir.  Kuran’ın: “Rasulün görevi tebliğdir.” (Maide, 5:99)  ve “Size açıklamalar yapan Rasulümüz gelmiştir.” (Maide, 5:15,19)  beyanları da Peygamberlik görevinin kutsiyetine işaret eder.

Peygamberler bir mürşittir. Yani yolu bilen ve yol gösterendir. Gerçek anlamda ve en yüksek seviyede hidayete erdiren ve yol gösteren Hak Teâla ise de peygamberler de birer önemli hidayet vasıtalarıdır. Peygamberlerin ortak amacı, tek Allah inancını ve öldükten sonra dirilme ile başlayacak olan ahirete imanı sağlamak, böylece insanlığı dünya ve ahiret mutluluğuna kavuşturmaktır.

Peygamberlere inanmak Allah’a inanmanın bir gereğidir. Çünkü peygamberler Allah’ın elçileridir. Peygamberlere iman, bütün peygamberlerin Allah tarafından gönderildiklerine, bu kimselerin Allah’tan getirdiği bütün bilgilerin gerçek olduğuna inanmaktır.  

Fert için aklın önemi ne ise, insanlık için de peygamberliğin önemi odur. İnsanların peygamberlere mutlak ihtiyacı vardır. Onlar, yolunu şaşıran, sapıklığa, acılara ve bunalımlara düşen insanlara birer kurtarıcı olarak tarafı ilahiden gönderilmiştir.

"Peygamber de kendisine Rabbi tarafından indirilene iman etti, müminler de. Her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler. Allah'ın peygamberlerinden hiçbiri arasında ayırım yapmayız..." (Bakara 2/285).

Bu ayette ve de bir sonraki ayette görüldüğü üzere peygamberlerin bir kısmına inanıp, diğerlerini tasdik etmemek küfür sayılmıştır: "Allah'ı ve peygamberlerini inkâr edenler ve Allah ile peygamberle­rini birbirinden ayırmak isteyip bir kısmına iman ederiz, ama bir kısmına da inanmayız diyenler, yok mu? İşte gerçekten kâfirler bunlardır..." (Nisâ 4/150-151)

Allah her kavme bir peygamber göndererek onları uyarmıştır: "Allah'a andol­sun ki biz senden önceki ümmetlere de peygamberler göndermişizdir..." (Nahl 16/63)       

 “Andolsun ki, Allah’ın elçisi, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikredenler için güzel bir örnektir.” Ahzâb, 33/21

Hz. Muhammed (a.s.m.)in sözlü ve fiili davranışlarını Kur’an’ın beyanı gibi gören geçmiş ulema, Kur’an’a “Vahy-i Metluv”, derken, hadislere de “Vahy-i gayr-i Metluv” adını vererek hadisleri kuranın ayrılmaz parçası gibi görmüştür. Neticede Rasul-i Ekrem’in (a.s.m.) hal, hareket ve sözleri vahyin gereği gibi görülmüş ve sünnet olarak adlandırılmıştır. “O, havadan konuşmaz, söyledikleri kendisine vahyedilenden başka bir şey değildir.” (Necm, 53:4) mealindeki ayetle de bu görüşü desteklemişlerdir. 

Ancak şunu unutmamak gerekir ki, Hz. Peygamber de diğer peygamberler gibi insanüstü bir varlık değil; beşer olarak bizim gibi bir insandır. Bundan dolayı dünya işleriyle ilgili davranış ve sözleri vahiy değildir. Yiyip içmesi, uyuması, giyinip kuşanması, gezmesi ve evlenmesi v.s. tüm insani ve dünyevi davranışları biz ümmeti için çok önemli de olsa yine de Kuran gibi asla bağlayıcı değildir.

“O peygamberlerin bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık. Allah onlardan bir kısmı ile konuşmuş, bazılarını da derece derece yükseltmiştir…” Bakara, 253 beyanıyla anlaşılıyor ki, Hz. Muhammet (a.s.m.) hatemü-l enbiya vasfıyla peygamberlerin sonuncusu ve sultanıdır. Dünyada adından en çok söz ettiren ve takdir edilen tek insan O olmuştur.

Dünya neye sahipse, onun vergisidir hep;

Medyûn ona cem'iyyeti, medyûn ona ferdi.

Medyûndur o ma'suma bütün bir beşeriyyet…

Ya Rab, bizi mahşerde bu ikrâr ile haşret.  ( M. Akif ERSOY)

Dünya yaratıldığından beri beşer içinde en kıymetli söz onun sözü olduğu gibi, Onun yaşadığı asır da saadet asrı olmuştur. Tüm zamanların ve mekânların tek efendisi O olup dünya onunla şeref bulmuştur. O bir beşerdir ancak bizler gibi değildir. O tıpkı taşlar içindeki yakut gibidir.

Tüm beşere insan olmayı öğreten O’dur. Sevgiyi, kardeşliği, barışı ve yetimlerin başını okşamayı hatta zalime karşı dik durmayı O öğretmiştir. Esaretin çirkinliğini, cesaretin güzelliğini ve hürriyetin şerefini öğreten yine O’dur. Namusu, aileyi ve dayanışmayı hâsılı ayakta kalabilmeyi bizlere hep o öğretmiştir.

Dünyada hiç kimse onun kadar sevilmemiştir. Yeryüzünde sevgi onunla yeşermiş ve O’nunla gelişip büyümüştür. O’nun bıraktığı tohumlarla yeryüzü yeniden hayat bulmuştur. Dünya onunla Gül bahçesine dönmüştür. Zaten geçtiği sokakların kokusu gül bahçesini andırmıştır.

Sadi Şirazi anlatır: Bir avuç toprak aldım, gül kokuyordu. Sordum ona, bu senin asli kokun değildir. Ey toprak sen bu kokuyu nereden aldın? Toprak dedi ki, ben bir gül ağacının altının toprağıydım. Gülün kokusu bana sindi. İşte ben bunun için gül kokuyorum.

Bunun içindir ki Müslümanların toprağında, çarşı ve pazarlarında daima gül alınıp gül satılmalı, gülden teraziler olmalı, her bir mekâna gül kokuları hâkim olmalı. Güller her mevsimde yeniden goncaya durmalı.. Hayatın gül kokan tarafları git git azalıyor, çünkü her yaşanan gün, gül kokusundan bir şeyleri daha alıp götürüyor.  Oysa tek çaremiz gül ağacını kurutmamak ve onu çağımıza taşımaktır. Beklenen gül mevsimi bir türlü gelmiyor.  

Lamartine diyor ki:  "İnsanların büyüklüğünü ne ile ölçerlerse ölçsünler, dünyada gelmiş geçmiş hiç bir insan ondan daha büyük olamamıştır"

Yine Alman Başvekili Prens Bismark da: "İnsanlık onun gibi seçkin bir şahsiyeti bir defa görmüş, bundan sonra bir daha göremeyecektir..." demiştir. 

Amerikalı yazar Michael H. Hart, sıraladığı en etkin 100 büyük adamın başına Peygamber efendimizi koymuştur.  Gerekçesini de şöyle dile getirmiştir:  "Dünyanın en etkili insanları listesinin başına Hz. Muhammed’i koymam bazı okurları şaşırtabilir, bazılarını da kuşkuya düşürebilir. Ancak Hz. Muhammed ta­rihte, hem dinî hem de dünyevî (secular) düzeyde üstün başarılı olan tek insandır. Mütevazı bir aileden gelen Hz. Muhammed, dünyanın en büyük dinlerinden birini kurmuş, yaymış ve çok etkili bir politik lider olmuştur. Bugün, ölümün­den on üç yüzyıl sonra etkisi hâlâ güçlü ve yaygındır."

29 Kasım Çarşamba akşamı idrak edeceğimiz Hz. Muhammedin doğumunu simgeleyen Mevlit Kandilimiz şimdiden kutlu olsun.

EN SON EKLENEN HABERLER

Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanlar Konseyi Vali Nurullah Naci Kalkancı’yı ve Adıyaman Belediye Başkanı Hüsrev Kutlu’yu zi...

1836 yılında inşa edilen ve günümüzde halen aktif olarak kullanılan Osmanlı eseri tarihi ahşap caminin son hali, bakımsız olmasından do...

Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanı Rabia Akman, OHAL yasasının kaldırılmasıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

Sağlık Sen delege seçimleri başkan adaylarından Safiye Eroğlu’nun yapmış olduğu başvuru sonucunda Ankara 2. İş Mahkemesi tarafından iptal...

Birleşmiş Milletler Gönüllüleri, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Eskişehir Valiliği, Keçiören Belediyesi ve Uluslararası ...

Şanlıurfa’da Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde görevli bir doktorun hasta yakını tarafından darp edilmesine Eskişehir&r...

Eskişehir Web Tasarım