VESVESE

Ali Osman ORUM Ali Osman ORUM
Tefekkür Aynası

Vesvese: Şüphe, kuruntu, tereddüt ve aslı olmayan ihtimallerle zihnin meşguliyetidir. Şeytanın ilkaı, kötü şeylerin yapılması, aklının çelinmesi, nefsin bayağı arzularına uymaya teşvik edilmesi ve İnsanın kalbine genelde gayri iradi peş peşe gelen kötü düşünceler böyledir. “Zelzele” kelimesinde olduğu gibi, aynı kalıpla gelen “vesvese” kelimesinde de yapılan fiilin sürekliliği ve tekrarı söz konusudur. Çünkü insanı bir kere kışkırtmak yeterli olmaz. Ona bir günah işletebilmek için onu tekrar tekrar kışkırtmak gerekir. İşte bu çalışmaya vesvese, vesveseyi verene de vesvas denir. Şeytanın Hz Adem ile eşini cennetten vesvese yoluyla çıkardığı bilinmektedir.

Nas suresinde “min şerri-l vesvâsil hannâs” buyurularak vesvese veren hannâsın şerrinden Allah’a sığınmamız emredilmiştir. Ayette geçen hannâs açığa çıktıktan sonra saklanan veya ileri çıkıp geri çekilendir. Bu işi çokça yapan hannâs ismini alır. O hâlde “vesvâsil hannâs” ikisi birlikte şu manaya gelir: Vesveseyi veren ve geri çekilen, tekrar tekrar vesvese vermeye çalışan; birincisinde başaramadığında vesvese vermek için ikinci, üçüncü, dördüncü defa gelendir.

Bu konuda Kur’an şöyle emreder: “Eğer şeytanın seni kışkırttığını hissedersen Allah’a sığın.” (Araf, 200) Denilir ki vesvese musibete benzer. Ehemmiyet verdikçe şişer, ehemmiyet vermezsen söner. Ona büyük nazarla bakarsan büyür, küçük görürsen küçülür. Korkarsan ağırlaşır, hasta eder. Korkmazsan hafif ve gizli kalır. Mahiyetini bilmezsen devam eder, yerleşir. Mahiyetini bilirsen, onu tanırsan gider. Zira şu vesvese öyle bir şeydir ki, cehalet onu davet eder, ilim onu yok eder. Tanımazsan gelir, tanırsan gider.  

Günlük iş hayatımızda bizi çokça meşgul eden vesvese İnanç ve itikat hayatımızda da bizi hayli meşgul eder. Allah’ın varlığı, meleklerin varlığı, ahiretin varlığı, Kur’an’ın hak kitap, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in de hak peygamber olması gibi iman ile ilgili meselelerde de vesvese bizi hayli yorabilir. Bu alanda vesveseye yakalanmış kimselerden şu sözleri işitmişsinizdir: “Namaz kılarken aklıma, hep ya Allah yoksa o zaman kıldığın namaz boşuna gidiyor, sözü geliyor. Bu sesi susturmak için uğraşıyorum, ama ben susturmaya çalıştıkça ses büyüyor. Bu sesle uğraşmaktan namazın hangi rekâtında olduğumu bile  unutuyorum.”

İşte bu tür vesvese sahipleri devamlı şu tip sözleri içlerinden işitirler: “Ya Allah yoksa… Ya ahiret yoksa… Ya Kur’an Allah’ın kitabı değilse… Ya Hz. Muhammed peygamber değilse… Hatta peygamberlik diye bir şey yoksa… Melekleri hiç görmedim, ya melekler de yoksa…”

Bunlar gibi bitmeyen vesveseler, susturulamayan sesler… Bu sesleri susturamayan biçare adam bazen çareyi Allah’ın huzurundan kaçmakta ve ibadetten uzaklaşmakta bulur. Bu vesveseye yakalanan kişi hayal etme ile akıl etmeyi birbirine karıştırmaktadır. Yani hayale gelen bir vesvese ve şüpheyi akla girmiş zannederek inancına ve itikadına zarar geldiğini zanneder. Hayalinde şekillendirdiği bu şüpheyi imana zarar veren, aklının tasdik ettiği ve doğruladığı bir şüphe kabul eder. Hâlbuki bu şüphe ne akıldadır, ne aklın tasdik ettiği bir şeydir, ne de onun imanına ve inancına zarar verebilir. Bu şüphe şeytanın hayale attığı bir vesvesedir. Vesvesenin dini ve hukuki bir hüküm doğurmayacağı peygamberimiz tarafından bildirilmiştir. Vesvese ile verilen talakın da geçersizliğini efendimiz beyan etmiştir.

Bazen, “Acaba Allah olmasaydı, bu âlem kendi kendine var olabilir miydi? Acaba Kur’an gibi bir kitabı bir beşerin yazması mümkün müdür?” gibi küfrü gerektiren bir şeyi tefekkür eder. Ve bu tefekkürü dinden çıkıp küfre girmek zanneder. Yani inkârın sebebini ve imandan başka hiçbir yolun doğru olmadığını anlamak için tefekkürü, tetkikatı, iman ve küfür ortasındaki tarafsızca muhakemeyi imanın zıttı ve küfre girmek zanneder.

Neticede şeytanın telkinlerinin bir eseri olan şu zanlardan ürkerek: “Eyvah, kalbim bozulmuş, inancıma zarar gelmiş, ben dinden çıkmışım!” der. Ve bu vesveseler genellikle onun iradesi dışında olduğundan ve iradesiyle bu vesveseleri ıslah edemediğinden ümitsizliğe düşer. Bu yaranın merhemi şu hakikatleri bilmektir ki, küfrü gerektiren şeyleri hayal etmek insanı dinden çıkarmaz. Küfür tevehhüm etme yani inkârı farz etme ve vehmetme kişinin imanına zarar vermez. Küfrü zihnen düşünme ve olasılığını ölçmek için tefekkür etme kişiyi kâfir yapmaz. Çünkü hem hayal etme, hem vehmetme, hem tasvir etme, hem de tefekkür etme aklın  tasdikinden ve kalbin kabulünden ayrı ve farklı şeylerdir.

Hayal, vehim, tasvir ve tefekkür kabiliyetleri bir derece serbesttir. İnsanın cüz-i iradesine pek boyun eğmezler ve söz dinlemezler. Ve bunların insan iradesi dışındaki hareketlerinden dolayı insan mesul değildir ve onların yaptıklarından dolayı hesaba çekilmeyecektir. Bunun delili şu ayettir:“Allah hiç kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez.” (Bakara, 286). Demek günahların kalpten geçmesi affedilmiştir. Hatta yapılmasına karar verilip yapılmadan pişman olunarak tövbe edilen günahlar bile affedilmiştir.

Yine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Allah-u Teâlâ ümmetimden  her birinin gönüllerinin vesvese ettiği hatıraları kul onları işlemediği veya söylemediği müddetçe affeylemiştir.” Bu hadisten de anlaşılmaktadır ki, insanın iradesi dışında kalbinden geçen kötülükler ve içinden geçen vesveseler affedilmiştir.

Tasdik ve kabul iradeye bakan bir ölçüye bağlıdır. Hayal etme, vehmetme, tasvir etme ve tefekkür etme ise tasdik ve kabul gibi değildir. Bir ölçüye ve iradeye tabi olmazlar. O hâlde şüphe ve tereddüt sayılmazlar. Mesela “Acaba Allah olmazsa bu âlem olabilir miydi?” der ve bu sorunun cevabını tarafsızca muhakemeye başlar. Bu kısa muhakeme, “Allah olmasaydı bu âlem asla var olamazdı ve madem var olmuş, o hâlde Allah var.” diyerek sonuçlanırsa sahibi bundan zarar görmez. Ancak elden geldiği ölçüde vesveseden uzak kalmakta fayda vardır. Felak ve Nas surelerini okuyarak Allaha sığınmalıdır.

EN SON EKLENEN HABERLER

İlk yerli ve milli kripto para olarak lanse edilen Turcoin üzerinden çok sayıda kişiyi dolandırdığı gerekçesiyle gözaltına alı...

Yılmaz Vural ile el sıkışan Eskişehirspor’da beklenmedik bir olay yaşandı. Başkan Halil Ünal ile görüşen tecrübeli teknik ad...

Golcü arayışlarında Pote ve Biseswar ile görüşen kırmızı siyahlılar şu ana kadar iki oyuncudan da olumlu cevap alamadı. Yüksek &uu...

Açıköğretim Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Yücel Güney, dekan yardımcıları, program birincileri ile aileleri bir araya ge...

Eskişehir Barosu Hayvan Hakları Komisyonu, hayvan hakları ihlalleri konusunda alınan önlemlerin yeterli olmadığını vurgulayarak çöz&u...

Eskişehir Vergi Dairesi Başkanlığı vergi yapılandırması konusunda vatandaşları uyaran bir açıklama yaptı. Açıklamada, 7143 sayılı Vergi ...

Eskişehir Web Tasarım