Yeşil vatanı korumak hepimizin görevi

Yaz mevsimiyle birlikte içimizi ısıtan güneş, ne yazık ki başka bir gerçeği de beraberinde getiriyor. Artan sıcaklıklar, düşen nem oranı ve en küçük bir ihmal... Sonrası ise hepimizin yüreğini yakan orman yangınları.

Son birkaç günde Çanakkale, İzmir, Bursa ve Adana'dan gelen yangın haberleri bunun en somut örneği oldu. Evet, yangınların büyük bölümü kontrol altına alındı. Sevindirici tarafı bu. Ancak asıl çıkarılması gereken ders, bu haberlerin bir uyarı niteliği taşıması gerektiğidir. Çünkü her yangın, "Bir dahaki sefer daha büyük olabilir." gerçeğini yüzümüze vuruyor.

Devlet elbette önlemlerini alıyor. Ormanlık alanlara giriş yasaklanıyor, ekipler teyakkuz halinde bekliyor, hava ve kara araçları hazır tutuluyor. Fakat orman yangınlarının önemli bir bölümünün insan kaynaklı olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Bir izmarit, kontrolsüz yakılan bir ateş, cam şişe ya da dikkatsizce bırakılmış bir mangal... Bazen binlerce hektarlık ormanı yok etmeye yetiyor.

Biz Eskişehirliler olarak bunun acısını çok iyi biliyoruz. Geçtiğimiz yıl Seyitgazi'de çıkan orman yangınında verdiğimiz 10 şehidimizi unutmak mümkün mü? O yangında yalnızca ağaçlar yanmadı. Evlere ateş düştü, yürekler kavruldu. Yeşil vatanı korumak için canını ortaya koyan kahramanlarımızı her yaz mevsiminde yeniden hatırlamak zorundayız. Onların fedakârlığı, bizlere çok önemli bir sorumluluk yüklüyor. Ormanı korumak sadece orman teşkilatının değil, 86 milyonun ortak görevidir.

Tam da böylesine hassas günlerde Eskişehir'den gelen başka bir haber ise umut veriyor. Eskişehir Orman Fidanlığı'nda bu yıl tam 6 milyon fidan yetiştiriliyor. Düşünün... Sadece kendi şehrimiz için değil, Türkiye'nin dört bir yanı için nefes üretiliyor. Daha önce Muğla'daki yangın bölgelerine 1 milyonun üzerinde fidan gönderilmişti. Şimdi ise Bursa'da yeniden yeşerecek ormanlar için 3 milyonun üzerinde karaçam fidanı hazırlanıyor.

1937 yılından bu yana 1 milyarın üzerinde fidan üreten bu köklü tesis, aslında sessiz sedasız geleceği inşa ediyor. Bir tarafta alevlerin yok ettiği ormanlar, diğer tarafta onları yeniden hayata döndürmek için gece gündüz çalışan insanlar...

Elbette hiçbir fidan, onlarca yıllık bir ormanın yerini hemen dolduramaz. Bir ağacı kesmek ya da yakmak dakikalar sürüyor ama aynı ağacın gölgesinde oturabilmek için onlarca yıl beklemek gerekiyor. İşte bu yüzden en büyük başarı, yanan alanları yeniden ağaçlandırmak değil, o yangınların hiç çıkmamasını sağlamaktır.

Bugün hepimize düşen görev çok basit ama çok değerli. Ormanlık alanlarda kurallara uymak, en küçük ihmale bile fırsat vermemek ve çevremizdekileri de bu konuda uyarmak... Çünkü yeşil vatanı korumanın en etkili yolu, yangın söndürmek değil, yangının hiç başlamamasını sağlamaktır.

Unutmayalım... Bir kıvılcım yalnızca ormanı değil, geleceğimizi de yakabilir. Bir fidan ise sadece toprağa değil, umuda da can verir. Eskişehir'in yetiştirdiği milyonlarca fidan ülkemize nefes olmaya devam ederken, bize düşen görev o nefesi korumaktır. Çünkü yeşil vatan, hepimizin ortak emaneti, gelecek nesillere bırakacağımız en değerli mirastır.