YENİ TRAFİK CEZALARI…

Yeni trafik cezaları yasalaştı: Yüksek cezalar mı, yoksa adaletsizliğin yeni kılıfı mı?..

TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen ve Karayolları Trafik Kanunu'nda köklü değişiklikler getiren teklif, 12-13 Şubat 2026 tarihlerinde yasalaştı.

Drift yapanlara 140 bin TL, ehliyetsiz araç kullananlara 40 bin TL, uyuşturucu tespitinde 150 bin TL ve ehliyet iptali, kırmızı ışık ihlalinde katlanan cezalar, aşırı hızda 30-90 gün ehliyete el koyma...

Rakamlar caydırıcı görünüyor, hatta bazıları birçok Avrupa ülkesinin birkaç katı seviyesine ulaştı.

Hedef belli: Yıllık 6 bin civarındaki trafik can kayıplarını 3 binin altına indirmek…

Fakat mesele sadece rakamlardan ibaret değil…

Asıl soru şu: Bu cezalar gerçekten hayat kurtaracak mı, yoksa yıllardır biriken adaletsizlikleri daha da mı derinleştirecek?..

Yıllardır aynı manzarayı yaşıyoruz: Şehir içinde ara sokaklarda park yeri gasp eden esnaf, bütün gün önündeki iki-üç aracı işgal ediyor; yaya kaldırımlarını işgal eden işyerleri, yanlış yönden gelen motosikletler, emniyet şeridini sirenli araç gibi kullanan çakarlı makam sahipleri...

Bunların neredeyse hiçbirine dokunulmuyor…

Trafik polisine şikayet ettiğinizde “bakacağız” cevabı alınıyor, çoğu zaman bakılmıyor…

Yetişemiyoruz deniyor, ama aynı polis 5 dakika sonra yol kenarında sigara molasında selfie çeken vatandaşa 3 bin TL'lik “dikkatsiz sürüş” cezası yazabiliyor…

Yeni kanunla birlikte cezalar artarken, asıl hayatımızı zehir eden bu “görünmez ihlaller” hâlâ görmezden gelinmeye devam edecek gibi duruyor.

Çünkü polis için en kolayı radar cihazı kurup, hız sınırını 1-2 km aşan vatandaşı yakalamak.

En zoru ise ara sokakta park yasağını ihlal eden esnafı, kaldırım işgalini, emniyet şeridini suiistimal eden makam aracını durdurup işlem yapmak…

Hız sınırları meselesi ayrı bir facia.

Birçok şehirlerarası yolda tabelalar inip çıkıyor; bir bakıyorsunuz 90 km, 10 km sonra 70 km, sonra tekrar 100 km...

Bu belirsizlikte “adil olmayan” cezalar yağacak. Vatandaş “burada hep böyleydi” diyecek, ama ceza yiyecek.

Tartışmalı, şüpheli durumlarda bile ceza kesilecek olması, adalet duygusunu daha da zedeleyecek…

Kademeli geçiş nerede? Yıllarca kuralları gevşek uygulayıp, insanları ufak ihlallere alıştırdıktan sonra birdenbire rekor cezalarla karşı karşıya bırakmak...

Bu, caydırıcılıktan çok “emsal yaratma” ve “gelir toplama” gibi algılanacak…

Oysa Avrupa'da cezalar yüksek olsa da, uygulama tutarlı ve öngörülebilir…

Bizde ise “şanslıysan kurtulursun, şanssızsan yakalanırsın” mantığı hâkim olacak gibi…

En büyük eksik ise hâlâ çözülmüyor: *Park sorunu*…

Belediyeler yeterli otopark yapmıyor, esnaf önünü işgal ediyor, yanlış park cezaları yazılıyor ama sistematik bir çözüm yok….

Trafiği tıkayan asıl nedenlerden biri park sorunu iken, bu kanunda buna dair somut bir yaptırım göremiyoruz…

Sonuç olarak: Evet, bazı ağır ihlallere (alkol, uyuşturucu, drift, ehliyetsiz kullanım) yüksek ceza şart…

Ama trafik kültürünü değiştirmek sadece ceza yazmakla olmaz…

Adil, tutarlı, öngörülebilir ve herkese eşit uygulanan bir denetim mekanizması lazım. Aksi halde bu yasayla binlerce kişi yüksek bedeller ödeyecek, ama trafik düzeni tam anlamıyla sağlanmayacak; sadece “cezayı yiyenler” ile “yemeyenler” arasındaki uçurum büyüyecek…

Adaletli trafik düzeni için ceza artırmak yetmez; adil uygulamak gerekir…

Siz ne düşünüyorsunuz?..

Bu cezalar gerçekten hayat kurtarır mı, yoksa sadece cebimizi mi yakar?..

AZ DA SAĞLIK…

-Bütün sebze ve meyvelerde C vitamini vardır…

-C vitaminin fazlası depolanmaz, idrarla atılır yani boşa gider…

-Suda eriyen vitaminler, paranızı su gibi eritir…

NE DEMİŞ?…

“İstanbul’un göbeğinde bir yalı var. Kasım Garipoğlu denen şahıs var. İstanbul’da 3 gün parti yapıyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak ben buna müsaade edemem. Bu olmaz. 3 gün boyunca Cuma günü giriyorlar eve. Telefonları bırakıyorlar, özel katılımcılar var. Salı gününe kadar evde kalıyorlar. 2-3 kilo kokain tüketiyorlar, gayri ahlaki ilişkiler var. Ben buna müsaade etmedim.”

-Adalet Bakanı Akın GÜRLEK