Üniversiteyi yarıda bırakmak, çoğu zaman sadece bir okuldan ayrılmak değildir. Kimi zaman ekonomik zorluklar, kimi zaman sağlık sorunları, kimi zaman ailevi nedenler, kimi zaman da hayatın beklenmedik sürprizleri insanı eğitiminden koparır. Aradan yıllar geçse bile o yarım kalmış diploma, birçok insanın zihninde tamamlanmayı bekleyen bir hikâye olarak kalır.
Aslında bunu anlamak için sosyal medyaya bakmak bile yeterliydi. Aylar boyunca milletvekillerinin, YÖK'ün ve konuyla ilgili isimlerin yaptığı hemen her paylaşımın altına aynı yorumlar yazıldı. "Öğrenci affı ne zaman çıkacak?", "Affı bekliyoruz", "Sesimizi duyun" cümleleri artık sıradan birer yorum olmaktan çıkmış, ciddi bir toplumsal beklentiye dönüşmüştü. Belki farklı şehirlerden, farklı yaşlardan insanlar yazıyordu ama talepleri ortaktı: Eğitimlerine kaldıkları yerden devam edebilmek.
İşte bu beklentiye yönelik önemli bir adım, TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu'ndan geldi. Komisyon Başkanı ve Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Ayşen Gürcan'ın açıkladığı düzenlemeyle öğrenci affının kapsamının genişletilmesi kabul edildi. Sadece üniversitelerden ilişiği kesilen öğrenciler değil, daha önce çıkarılan aflardan yararlanmasına rağmen çeşitli nedenlerle eğitimini tamamlayamayanların da yeniden üniversiteye dönebilmesinin önü açılıyor.
Bence bu düzenlemenin en önemli tarafı da burada. Çünkü hayat herkese aynı şartları sunmuyor. Bir dönem eğitimini tamamlayamayan insanların bugün çok farklı bir noktada olması mümkün. İş hayatına atılmış olabilirler, aile kurmuş olabilirler, ekonomik koşulları değişmiş olabilir. Ama içlerinde tamamlanmamış bir üniversite eğitimi varsa, ona yeniden kavuşma fırsatı verilmesi eğitim hakkının doğal bir uzantısıdır.
Elbette öğrenci affı tek başına bütün sorunları çözmeyecek. Üniversiteye dönen öğrencilerin ders intibakından akademik uyum süreçlerine kadar dikkatle planlanması gereken birçok konu var. Ancak bütün bunlar, eğitim kapısını yeniden açmanın değerini gölgelemiyor. Önemli olan, o kapının yeniden aralanmış olması.
Türkiye'de yükseköğretime erişim her geçen yıl artıyor. Ancak erişim kadar önemli olan bir başka konu da eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalan vatandaşlara ikinci bir fırsat sunabilmek. Çünkü eğitim, belirli bir yaşın değil, hayatın her döneminin hakkıdır.
Uzun süredir beklenen öğrenci affı konusunda atılan bu adım, sadece hukuki bir düzenleme olarak görülmemeli. Aynı zamanda binlerce insanın yıllardır taşıdığı bir umudun karşılık bulması anlamına geliyor. Şimdi gözler düzenlemenin yasalaşma sürecinde. Eğer süreç beklendiği gibi tamamlanırsa, yıllar önce kapanan üniversite kapıları birçok kişi için yeniden açılacak ve yarım kalan hikâyeler kaldığı yerden devam edecek.