Yapay zekâ yarışında geri kalmamak için

Dünya artık bambaşka bir dönemin içerisinde. Sanayi devrimini kaçıran toplumların yıllarca bunun bedelini ödediği gibi, bugün de yapay zekâ devrimini geriden takip eden ülkelerin gelecekte çok ciddi sorunlarla karşı karşıya kalacağı açık bir gerçek. Çünkü yapay zekâ artık yalnızca teknoloji şirketlerinin konuştuğu bir konu değil. Eğitimden sağlığa, savunma sanayinden tarıma kadar hayatın her alanında belirleyici olmaya başlayan yeni bir çağın içerisindeyiz.

Anadolu Üniversitesi’nde gerçekleştirilen Yapay Zekâ Akademisi Demo Day etkinliği son derece kıymetli bir çalışma olarak öne çıkıyor. Gençlerin haftalar süren eğitimlerin ardından kendi projelerini ortaya koymaları, fikirlerini geliştirmeleri ve bunları jüri karşısında sunmaları sadece bir yarışma organizasyonu değil; aynı zamanda geleceğe yapılan önemli bir yatırım.

Bugün dünyanın en büyük şirketlerine baktığımızda artık temel rekabetin yapay zekâ teknolojileri üzerinden şekillendiğini görüyoruz. Amerika, Çin ve Avrupa bu alanda milyarlarca dolarlık yatırımlar yaparken Türkiye’nin bu yarışın dışında kalma gibi bir lüksü yok. Çünkü geleceğin ekonomisini de istihdamını da teknolojiyi üreten ülkeler belirleyecek.

Bu nedenle gençlerin yapay zekâ alanına yönlendirilmesi, proje üretmeye teşvik edilmesi ve üniversitelerin bu dönüşümün merkezinde yer alması büyük önem taşıyor. Anadolu Üniversitesi’nin bu noktada attığı adımlar da dikkat çekici. 8 haftalık yoğun bir eğitim süreci sonunda ortaya çıkan projeler aslında gençlerin potansiyelini çok net şekilde ortaya koyuyor.

Bir öğrencinin el hareketleriyle akıllı ev sistemlerini kontrol eden bir proje geliştirmesi, bir başka öğrencinin insanların dijital bilgi yükünü azaltmaya yönelik yazılım üretmesi ya da müzelerde yapay zekâ destekli rehberlik sistemi tasarlaması küçümsenecek işler değil. Belki bugün bir üniversite projesi olarak görülen bu fikirler, yarının girişimlerine, şirketlerine hatta dünya çapında başarılara dönüşebilir.

Burada önemli olan yalnızca ödül verilmesi değil. Gençlere “Siz üretebilirsiniz, siz geliştirebilirsiniz” duygusunun kazandırılması. Çünkü Türkiye’nin en büyük ihtiyacı özgüvenli, teknoloji üreten ve dünyayı takip eden değil dünyaya yön veren gençler yetiştirebilmek.

Yapay zekâ artık geleceğin konusu değil, bugünün gerçeği. Eğer bu alanda güçlü bir ekosistem oluşturabilirsek, üniversitelerimizi üretim merkezlerine dönüştürebilirsek ve gençlerimize gerekli desteği verebilirsek Türkiye bu yarışta söz sahibi olabilir.

Aksi halde sadece üretilen teknolojileri kullanan, dışa bağımlı bir ülke olmaya devam ederiz.

O yüzden Anadolu Üniversitesi’nde gerçekleştirilen bu tür çalışmalar sadece bir akademik etkinlik olarak görülmemeli. Bunlar, Türkiye’nin geleceğine yapılan yatırımlardır.