Unutmanın yükünü paylaşabilmek...

Alzheimer... Belki de çağımızın en ağır hastalıklarından biri.

Çünkü bu hastalık yalnızca hafızayı silmiyor. Bir ömrün anılarını, alışkanlıklarını, isimlerini, yüzlerini ve bazen de en yakınlarını yavaş yavaş elinden alıyor. En acısı ise bu süreci sadece hasta yaşamıyor. Aynı acıyı ailesi, çocukları ve eşleri de her gün yeniden hissediyor.

İşte tam da bu nedenle Alzheimer ile mücadele sadece sağlık sisteminin değil, toplumun ve yerel yönetimlerin de sorumluluğu haline geliyor.

Odunpazarı Belediyesi'nin Vadişehir'de hizmete açacağı Dr. Nurten-Lütfü Yüksel Alzheimer Merkezi bu açıdan önemli bir yatırım.

Çünkü belediyecilik sadece asfalt dökmek, park yapmak ya da kaldırım yenilemek değildir.

Bir kentin gerçek gelişmişliği, en çok desteğe ihtiyaç duyan insanlarına nasıl sahip çıktığıyla ölçülür.

Yaşlılar, engelliler, çocuklar ve kronik hastalıklarla mücadele eden bireyler... Bir belediyenin sosyal yönünü en iyi anlatan hizmetler, işte bu kesimlere dokunan projelerdir.

Alzheimer merkezleri de bunların başında geliyor.

Bugün birçok aile, yakınını evinde büyük fedakârlıklarla yaşatmaya çalışıyor. Ancak bu hastalık ilerledikçe bakım giderek zorlaşıyor. Fiziksel yorgunluk kadar psikolojik yük de ailelerin omuzlarına biniyor.

Bu nedenle profesyonel destek sunan merkezler büyük bir ihtiyacı karşılıyor.

Üstelik bu merkezler yalnızca hastaların bakımını üstlenmiyor.

Onlara sosyal yaşam alanı sunuyor, fiziksel aktivitelerle yaşam kalitesini artırıyor, ailelere nefes aldırıyor ve en önemlisi yalnız olmadıklarını hissettiriyor.

108 kişilik kapasitesiyle hizmet verecek merkezin, hemen yanındaki yaşlı bakım merkeziyle birlikte oluşturacağı sosyal yaşam kampüsü de dikkat çekici.

Bu yaklaşım, yaşlı bakımını parçalı değil bütüncül ele alan bir anlayışın ürünü.

Kentler büyürken nüfus da yaşlanıyor.

Türkiye'de ortalama yaşam süresi uzuyor. Bunun doğal sonucu olarak Alzheimer ve benzeri hastalıkların görülme sıklığı da artıyor.

Dolayısıyla bu tür yatırımları bugünün değil, geleceğin ihtiyacına yapılan hazırlık olarak görmek gerekiyor.

Bir başka önemli nokta ise hayırsever desteği.

Lütfü Yüksel'in daha önce yaşlı bakım merkezine, şimdi de Alzheimer merkezine katkı sunması örnek bir sosyal sorumluluk anlayışı.

Kamu ile hayırseverlerin ortak hareket ettiği projeler, şehirlerin sosyal altyapısını güçlendiren en değerli yatırımlar arasında yer alıyor.

Eskişehir uzun yıllardır sosyal belediyecilik anlayışıyla öne çıkan şehirlerden biri.

Bu merkezin de o anlayışın önemli halkalarından biri olacağını düşünüyorum.

Çünkü bazı yatırımlar ekonomik değer üretir.

Bazıları ulaşımı kolaylaştırır.

Bazıları ise insanın hayatına dokunur.

Alzheimer Merkezi işte tam da üçüncü gruba giriyor.

Unutmanın önüne belki geçemeyecek.

Ama unutmanın yükünü taşıyan insanların yükünü hafifletecek.

Bazen bir yatırımın en büyük değeri de tam olarak budur.