Unutmamak zorundayız

Bazı tarihler vardır; üzerinden kaç yıl geçerse geçsin sıradan bir yıl dönümü değildir. 15 Temmuz da onlardan biri. Aradan 10 yıl geçti. Ama o gece yaşananları ne unutabiliriz ne de unutturabiliriz. Çünkü o gece sadece bir darbe girişimi yaşanmadı. Bu milletin iradesi, demokrasisi ve bağımsızlığı hedef alındı.

15 Temmuz'un en önemli tarafı, milletin verdiği ortak refleks oldu. O gece insanlar farklı düşüncelerini bir kenara bıraktı. Tek bir noktada buluştu: Bu ülkenin geleceğine kimsenin silahla yön vermesine izin vermemek. Demokrasiye sahip çıkmanın yolu da tam olarak buradan geçiyor.

Bugün 15 Temmuz'u anarken sadece geçmişi hatırlamak yetmez. O gecenin bize bıraktığı sorumluluğu da taşımak gerekir. Çünkü demokrasi sadece seçim günlerinde hatırlanacak bir kavram değildir. Hukukun üstünlüğüyle, millet iradesine saygıyla, güçlü kurumlarla ve ortak akılla her gün yeniden güçlendirilmesi gereken bir değerdir.

Bir başka gerçek daha var. Güçlü ekonomi de, güçlü sanayi de, güçlü şehirler de ancak güven ve istikrar ortamında büyüyebilir. Hukukun işlediği, demokrasinin sağlam temeller üzerinde yükseldiği ülkeler her alanda daha güçlü olur. Bunun aksi ise sadece belirsizlik üretir.

15 Temmuz'un üzerinden 10 yıl geçti ama şehitlerimizin emaneti, gazilerimizin fedakârlığı ilk günkü gibi yüreğimizde duruyor. O gece verilen mücadeleyi hafızamızdan silmek, geleceğe yapılacak en büyük haksızlıklardan biri olur. Çünkü unutulan acılar değil, unutulan dersler tekrar eder.

Bu yüzden 15 Temmuz'u sadece bir anma günü olarak görmemek gerekiyor. O geceyi; milli iradenin, demokrasinin, birlik ve beraberliğin ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatan bir dönüm noktası olarak okumalıyız. Gelecek nesillere bırakılacak en büyük miras da budur.

Şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anarken, milletimizin birlik ve beraberliğinin daim olmasını diliyorum. Çünkü bu ülkenin en büyük gücü, zor zamanlarda aynı hedef etrafında kenetlenebilen milletidir.