Belediyecilik, yerel halka hizmetin en doğrudan şeklidir. Ama son yıllarda, hizmetin önüne geçen bir başka kelime var: "yolsuzluk." Ne acıdır ki, bu kelimenin artık ezberlendiği yer yine aynı: CHP'li belediyeler.
Son dönemde peş peşe gelen operasyonlar tesadüf değil. Adalet, randevuyla işlemiyor. Şimdi operasyon sırası CHP’de. Bunlar öyle basit iddialar değil; teknik takiplere, tape kayıtlarına, tanık ifadelerine ve ihale belgelerine dayanan ciddi deliller söz konusu. Ve her delilin altında bir başka CHP’li var.
İstanbul, Adana, İzmir, Antalya... Her biri farklı bir şehirde, farklı bir coğrafyada. Ama iddia hep aynı: ihale oyunları, rüşvet çarkı, çıkar amaçlı suç örgütleri. Bu kadar çok merkezde, bu kadar benzer yöntemle işlenen usulsüzlükler tesadüf olabilir mi?
Dolayısıyla bu başlı başına bir organizasyon. Belli ki bir yerden yönetiliyor, yönlendiriliyor. Ama bu asla CHP Genel Merkezi değil. Genel Merkez'e sadece savunmak düşüyor.
Hazır Genel Merkez’e söz gelmişken… İşin bir diğer düşündürücü yanı ise CHP’nin bu süreçte sergilediği inkâr refleksi. Olaylara “siyasi kumpas” ya da “yargı operasyonu” diyerek sıyrılmak, kamuoyunu küçümsemektir.
Oysa halk her şeyin farkında. Bir kısım seçmen, umut bağladığı CHP’ye öfkeli. Diğer bir kısmı ise “diğerleri de çalıyor” demekle yetiniyor. Körü körüne savunanlar da var elbette.
Cumhuriyet tarihinde ilk kez bu kadar çok CHP’li belediyeye eş zamanlı operasyon düzenleniyor. Bu, aynı zamanda bir kırılma anı. CHP ya bu yapısal yozlaşmayı kabul edecek ve içini temizleyecek ya da “mağdurum” söylemine sığınarak bataklıkta daha da derine batacak.
Unutulmamalıdır ki, halk artık sadece ideolojiye değil, hizmete ve dürüstlüğe oy veriyor. Ve dürüstlük, vitrinle değil; denetimle, hesap verebilirlikle anlaşılır.
Eğer bu operasyonlar siyasidir diyorsanız, savcının mütalaasını bekleyin; neler var, görün.
Yolsuzlukla mücadele kimseye özel alan tanımaz. İster iktidar, ister muhalefet olun… Kamu kaynaklarına el uzatan herkes aynı sorumluluğu taşır.
Tunç Soyer Neden Yok?
CHP Genel Merkezi geçtiğimiz gün CHP’li belediye başkanlarını ağırladı. Genel Merkez binasına dev bir poster asıldı. Geçtiğimiz ay elim bir kaza sonucu kaybettiğimiz Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in fotoğrafı, ahde vefa adına tam da olması gereken yere yerleştirilmişti.
Altında ise tutuklu belediye başkanlarının sıralı fotoğrafları yer aldı.
Ancak bir gariplik vardı: Tutuklu belediye başkanlarının sayısı —biri geçmiş dönem olmak üzere— 16 idi. Ama afişte sadece 15 kişinin resmi vardı.
“Manavgat Belediye Başkanı alınmamış olabilir,” dedim. Zira Özgür Özel orası için “pis kokular geliyor” demişti. Bu ifade ise, bağımsız yargıyı etkileyebilecek nitelikteydi; masumiyet karinesine zarar verdiği de açık ve netti.
Afişi büyüterek incelediğimde, İzmir Büyükşehir Belediyesi eski başkanı Tunç Soyer’in fotoğrafının olmadığını fark ettim.
Bu tasarımda “Murat Ongun neden yok?” diye kimse sormaz, altında da bir anlam aramaz. Ama Tunç Soyer, nihayetinde bir belediye başkanıydı.
Suçlu mu?
CHP, yolsuzluk iddialarını doğru mu buluyor?
Masumiyet karinesinden Tunç Soyer için vaz mı geçildi?
Kemal Kılıçdaroğlu’nun bakiyesi olduğu için mi yalnız bırakıldı?
Her tutuklu belediye başkanı Özgür Özel tarafından ziyaret edilirken, Soyer neden yalnız kaldı mahpusta?
Sorular uzar gider…
Ama hiçbir açıklama, “Fotoda sadece görevdeyken tutuklanan belediye başkanları var,” cümlesi kadar yetersiz olamaz.
Tunç Soyer suçlu olabilir belki…
Ama yalnız değildir, demek istedim.
Suçu ispat edilene kadar, en azından.