Suyun kıymetini kesilince anlıyoruz

Dün gazeteyi hazırlarken hem bölgede hem de Eskişehir’de son haftalarda etkili olan yağışların barajlardaki doluluk oranlarını artırdığını gördüm. Açıkçası bu haberleri okumak sevindiriciydi. Bazı baraj ve göletlerde doluluk oranı yüzde 100 seviyesine ulaşmış durumda. Uzun süredir kuraklık haberleriyle karşı karşıya kalan bir coğrafyada yaşıyoruz. Bu nedenle yağışların yüzleri güldürmesi son derece doğal.

Ancak bu tablo, yarınlar yokmuşçasına su tüketebileceğimiz anlamına da gelmiyor. Bayramda oldukça saçma bir nedenden dolayı evde iki gün susuz kaldım. İnsan o zaman suyun önemini çok daha iyi anlıyor. Musluğu açıyorsunuz, su akmıyor. Yemek yapamıyorsunuz, duş alamıyorsunuz, çamaşır yıkayamıyorsunuz. Günlük hayatın en sıradan işleri bile bir anda imkânsız hale geliyor. O iki gün bana bir kez daha gösterdi ki hayatımızdaki en temel ihtiyaçların başında su geliyor.

Bugün evlerimizde musluğu açtığımızda suyun akmasını doğal karşılıyoruz. Oysa o suyun depolanması, arıtılması ve bize ulaştırılması için büyük bir sistem çalışıyor. Üstelik iklim değişikliğinin etkileri her geçen yıl daha fazla hissedilirken su kaynaklarımızın sonsuz olmadığını da biliyoruz.

Son yağışlar Eskişehir için gerçekten önemli bir kazanım oldu. Tarımsal sulama ve kentin içme suyu ihtiyacını karşılayan Porsuk Barajı’nda su seviyesinin yükselmesi hem çiftçileri hem de kentte yaşayan vatandaşları rahatlattı. Tam kapasitesi 454 milyon metreküp olan barajda yağışların ardından yaşanan hareketlilik, geleceğe dair umutları da artırdı.

Benzer bir sevindirici haber de komşu ilimiz Kütahya’dan geldi. Demirciören Göleti’nde doluluk oranı yüzde 100’e ulaştı. Yaklaşık 20 yıldır bölgedeki tarım arazilerine can veren gölet, üç yıl aradan sonra yeniden tamamen doldu. Son yıllarda kuraklık nedeniyle ciddi seviyelerde gerileyen su miktarının yeniden maksimum kapasiteye ulaşması, bölgede üretim yapan çiftçiler için büyük önem taşıyor. Bin 200 dekarlık tarım alanının sulandığı gölet sayesinde çilekten domatese, mercimekten marula kadar birçok ürün yetiştiriliyor.

Elbette bu gelişmeler sevindirici. Ancak işin bir de diğer tarafı var. Barajların dolu olması, suyu sınırsızca kullanabileceğimiz anlamına gelmiyor. Çünkü bugün yağan yağmurun gelecek yıl da aynı miktarda yağacağının garantisi yok. İklim değişikliği artık hayatımızın bir gerçeği. Bir yıl taşan göletler görebiliriz, ertesi yıl kuruyan dere yataklarıyla karşılaşabiliriz.

Bu nedenle su tasarrufu sadece kurak dönemlerde hatırlanacak bir konu olmamalı. Musluğu gereksiz yere açık bırakmamak, bahçe sulamalarında bilinçli davranmak, tarımda modern sulama yöntemlerini yaygınlaştırmak artık bir tercih değil, zorunluluk.

Suyun değerini anlamak için iki gün susuz kalmayı beklememek gerekiyor. Çünkü su yalnızca bugünümüzü değil, yarınımızı da belirleyen en stratejik kaynaklardan biri. Yağışlar bizi sevindirsin, barajların dolması yüzümüzü güldürsün ama suyun kıymetini de hiçbir zaman unutmayalım. Çünkü hayatın kendisi, aslında bir damla suyla başlıyor.