Gelir İdaresi’nin Dijital Risk Analizi Sistemi
GİB, sosyal medya platformlarını sadece içerik üreticileri için değil, tüm mükellefler için bir risk analiz sahası olarak kullanmaya başladı. "Yapay zeka destekli denetim araçları" ile entegre edilen sistem, kişilerin paylaştığı lüks araçlar, yüksek tutarlı tatiller, mücevher ve organizasyon görüntülerini tarıyor. Bu veriler, mükellefin vergi dairesine beyan ettiği yıllık kazançla karşılaştırılıyor. Eğer kişinin yaşam tarzı, beyan ettiği gelirin "olağan hayat akışına" aykırı derecede üzerindeyse, sistem otomatik olarak risk sinyali veriyor ve vergi incelemesi başlatılıyor.
2025 ve 2026 Denetim Rakamları
Geçtiğimiz yıl (2025) sosyal medya ihbarları ve Başkanlığın kendi tespitleri üzerinden yürütülen operasyonların bilançosu oldukça ağır oldu:
-
İncelenen İhbar/Dosya Sayısı: 5.559
-
Kesilen Toplam Ceza: 573 Milyon TL
-
Temel İhlaller: Gelir beyan etmeden yapılan lüks harcamalar, kayıt dışı ticari faaliyetler ve haksız vergi muafiyeti kullanımı.
2026 yılında ise bu denetimlerin, "Dijital Vergi Dairesi" ile tam entegre hale getirilmesi ve banka hesap hareketleriyle çapraz kontrole tabi tutulması hedefleniyor.
Ekonomi Uzmanları ve Yasal Boyut
Ekonomi uzmanları, bu adımın "nereden buldun?" yasasının modern ve dijital bir versiyonu olduğunu vurguluyor. Vergi hukukçuları, sosyal medya paylaşımlarının tek başına bir ceza sebebi olmadığını ancak "makul şüphe" uyandırarak vergi incelemesini tetikleyen en güçlü delillerden biri haline geldiğini belirtiyor. Uzmanlar, özellikle ticari bir kazancı olmadığı halde lüks tüketim sergileyen bireylerin, bu harcamaların kaynağını (miras, borç, birikim vb.) ispatlamakla yükümlü kalabileceği konusunda uyarıyor.
Kullanıcı Davranışları ve Sosyal Etkiler
Düzenlemenin duyurulmasıyla birlikte, sosyal medya fenomenleri ve yüksek gelirli kullanıcıların paylaşımlarında "görsel otosansür" uygulamaya başladığı gözlemleniyor. Birçok kullanıcı, vergi radarına takılmamak adına marka iş birliklerini ve şahsi lüks tüketimlerini daha sınırlı şekilde sergilemeyi tercih ediyor. Toplumda ise bu durum, "vergi adaleti" açısından olumlu karşılanırken, bazı kesimlerde dijital mahremiyetin sınırlarına dair tartışmaları da beraberinde getiriyor.