Sosyal Medyada Görünür Olmayı Neden Bu Kadar İstiyoruz?

Görünür olmak… Dijital çağın yeni arzusu, yeni ihtiyacı, hatta kimileri için yeni bir kimlik biçimi. Peki ama neden? Neden bu kadar çok kişi, ekranların öte yanında daha fazla kişi tarafından fark edilmek, izlenmek, beğenilmek istiyor?

Bunun birkaç temel nedeni var. İlki, insan doğasının değişmeyen bir parçası: tanınmak, onaylanmak ve sevilmek istemek. Sosyal medya bu temel ihtiyaçlara “anında” cevap veriyor. Bir fotoğraf, bir video ya da kısa bir cümleyle saniyeler içinde onlarca beğeni, yorum ve paylaşım almak mümkün. Bu hızlı geri bildirim, beynimizde dopamin etkisi yaratıyor. Adeta dijital bir alkış tufanı.

İkinci neden ise “var olmanın” artık dijitalde de ölçülüyor olması. Artık bir yerde bulunmamız, bir şey başarmamız, bir an yaşamamız yetmiyor. Onu kaydetmek, paylaşmak ve görünür kılmak istiyoruz. Çünkü görünmeyen başarı, duyulmayan söz, görülmeyen çaba sanki hiç olmamış gibi hissediliyor. Bu da bizi “görünmez kalma” korkusuyla baş başa bırakıyor.

Bir diğer sebep, kişisel markalaşma ve fırsat arayışı. Sosyal medya yalnızca bireysel gösteri alanı değil, aynı zamanda profesyonel vitrin. Görünür olan kişi, tanınır olur. Tanınan kişi daha çok iş fırsatı bulur, daha çok davet alır, daha çok etki yaratır. Hal böyle olunca görünürlük, sadece bir ego meselesi değil, aynı zamanda bir stratejiye dönüşür.

Ancak tüm bunların içinde dikkat edilmesi gereken bir nokta var: Görünürlük ile değer, her zaman aynı şey değildir. Çok görünmek, çok değerli olmak anlamına gelmez. Kalıcı iz bırakmak, anlık parlamalardan daha zordur ama daha anlamlıdır.

Sonuçta görünür olmak istemek insani bir dürtü. Ama önemli olan, ne pahasına görünmek istediğimizdir. Sadece görünmek mi, yoksa içerikle, anlamla, değerle mi görünmek? İşte bu sorunun cevabı, bizi sıradanlıktan ayırır.

{ "vars": { "account": "UA-99020016-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }