Şehre aidiyetle indirim çağrısı

Eskişehir’in en büyük gücü nedir diye sorsalar, ben hiç tereddüt etmeden “birlikte hareket edebilme kültürü” derim. Bu şehir aynı hedefe odaklandığında, siyasi görüşü, mesleği, konumu ne olursa olsun ortak paydada buluşabiliyor. 2026’nın “Eskişehir Yılı” ilan edilmesi de tam olarak böyle bir ortak payda oluşturma iddiası taşıyor.

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin 2026’yı “Eskişehir Yılı” ilan etmesi sembolik bir karar değil. Bu bir vizyon açıklaması. Bu şehir için bir hedef koyma iradesi. Ardından Eskişehir Ticaret Odası ile kurulan iş birliği ise bu vizyonun sadece sözde kalmayacağını gösteriyor.

Her ayın 26’sında indirim kampanyası çağrısı ilk bakışta basit bir ticari uygulama gibi görülebilir. Oysa mesele bundan daha büyük. Burada amaç sadece satışları artırmak değil. Amaç, şehirde ortak bir heyecan oluşturmak. Amaç, yerel alışveriş kültürünü güçlendirmek. Amaç, 2026 ruhunu sokağa taşımak.

Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Belkent işletmelerinde yüzde 15 indirimle öncülük ediyor. Yani kamu ilk adımı atmış durumda. “Ben bu işin içindeyim.” diyor. Şimdi söz esnafta, ticaret erbabında, şehirde kazanan ve bu şehirden kazandığını yine bu şehre yatıranlarda.

Metin Güler’in çağrısını bu yüzden önemsiyorum. Ortada bir zorunluluk yok. Bir baskı yok. Bir davet var. “Siz destek verirseniz, 2026 Eskişehir yılını en güzel şekilde kutlarız.” ifadesi aslında sürecin ruhunu anlatıyor. Bu bir sahiplenme çağrısı.

Ayşe Ünlüce de çok net bir noktaya işaret ediyor: “Önemli olan oran değil; birlikte hareket etmemiz.” Gerçekten de mesele yüzde 5 mi, yüzde 15 mi indirim yapılacağı değil. Mesele, 2026 hedefinin şehir genelinde hissedilmesi.

Biz bazen büyük projelere odaklanırken küçük ama etkisi yüksek adımları küçümsüyoruz. Oysa yerel ekonomiyi canlandırmanın en etkili yollarından biri, şehir içi alışveriş kültürünü güçlendirmektir. Her ayın 26’sının adeta bir “Eskişehir Günü” havasında geçmesi, vatandaşın bilinçli olarak yerel esnafı tercih etmesi, çarşının hareketlenmesi… Bunlar sadece ekonomik veri değildir. Bunlar şehir aidiyetidir.

Bir şehir kendi esnafına sahip çıktıkça büyür. Kendi markasını, kendi üreticisini destekledikçe güçlenir. Eğer 2026 sürecini doğru yönetebilirsek, her ayın 26’sı sıradan bir indirim günü olmaktan çıkar. Bir dayanışma gününe dönüşür. İnsanlar o günü bekler, planını ona göre yapar. Esnaf vitrini sadece fiyat etiketiyle değil, bir vizyon mesajıyla süslenir.

Ama burada bir uyarıyı da yapmak gerekiyor. 2026 Eskişehir Yılı yalnızca konserlerden, festivallerden ve törenlerden ibaret kalmamalı. Elbette etkinlikler olacak. Elbette şehir dışından misafirler gelecek. Ancak asıl mesele, 2026’nın şehrin ekonomisine, üretimine, ticaretine ve sosyal dayanışmasına kalıcı katkı sağlamasıdır.

Bu süreç doğru yönetilirse, 2026 sadece bir takvim yılı olmaz. Eskişehir’in kendine güven tazelediği, birlikte hareket etme refleksini güçlendirdiği bir döneme dönüşür.

Ben bu çağrıyı kıymetli buluyorum. Çünkü mesele indirim oranı değil. Mesele, “Ben bu şehrin geleceğinde varım.” diyebilmek. Eğer her ayın 26’sında çarşı biraz daha hareketlenir, insanlar biraz daha bilinçli tercihler yapar, esnaf biraz daha umutlanırsa; işte o zaman 2026 gerçekten Eskişehir’in yılı olur.

Bu şehir birlikte kazanmaya alışkın. Yeter ki birlikte hareket etmeyi unutmayalım.

Buradan tabii ben de bir çağrı yapmak istiyorum. Büyükşehir Belediyesi, geçtiğimiz günlerde Kalabak Su’ya, ulaşıma ve Kent Lokantası’na zam yaptı. 2026 Eskişehir Yılı için indirim çağrısı yapılan şu günlerde en azından bu zamlar için Ramazan ayı sonrası beklenebilirdi. Bunları da yeniden değerlendirmelerini talep edelim.